23 Ağustos 2011 Salı

Sonunda!!


Kore'ye geldim sonunda. Yurduma da yerleştim. Buraya gelmem neredeyse bir günümü aldı. saat farkı da cabası. Hayatımdan altı saat çalınmış gibi hissediyorum. Neyse Türkiye'ye geri döndüğümde o farkı kapatırım. Dönersem tabi. (tek yön bileti de aldım oh mis =))

21 ağustos sabah 8'de son birkaç gündür bizde kalan Hong Kong'lu arkadaşımla İstanbul'a yola çıktık. Atatürk Havalimanı'na vardığımızda saat 4'ü çoktan geçmişti. Buraya kadar her şey yolunda gidiyordu ta ki check in yapan görevli tek yön biletim olduğu için problem çıkarana kadar. Pek çok ülke tek yön biletleri olanları geri gönderiyormuş, mesuliyet alamazlarmış. Büyükelçilikte sorun çıkmayacağını söylediler desem de ikna edemedim. Herhangi bir sorunda sorumluluğun bende olduğuna dair belge imzalattılar. Orda çalışan bir yakınımızın araya girmesi de fayda etmedi. Neymiş illa öğrenci olduğuma dair belge olcakmış. Elimdeki vize de zaten süs diye yapıştırıldı zaten. Onlarla uğraşmaktan duty free'yi de gezemedim zaten. Kızgınım. İşin tek sevindiğim tarafı ise 30 kiloluk bagaj sınırıma karşılık bavulumun 29.60 kg gelmesi ve 7 kiloluk sınırı olan el çantasını kuru gıdayla doldurarark 15 kiloyu geçirmeme rağmen tartmamaları. Peki ben o 30 kiloyu bir bavula nasıl mı sığdırdım? Tabi ki vakum poşetleri sayesinde. Giyecekleri 4 kat küçültüyor. Seyahate çıkacaklara şiddetle tavsiye ederim.



















Arkadaşımla uçak saatlerimiz çok yakın olduğu için son ana kadar beraberdik. Sonra Doha ben Dubai uçağına bindik. Benim ilk uçuşumdu ve biraz korku vardı. Durumu Emirates'in kırmızı şapkalı yandan fularlı hosteslerinden birine söyleyince gitmiş bana kendine aldığı çikolatayı getirmiş. Uçuş sonuna kadar da sürekli sordu zaten nasıl hissediyordun diye. Şirin şey. Kalkışta tahmin ettiğim kadar heyecanlanmadım. Hatta dışarıyı bile seyrettim. Bu arada uçakta giderken son gerçek Türk yemeğimi de yemiş bulundum:


Evet bağdaş kurarak oturdum. Şansıma yanımdaki koltuk boştu, aradaki kolluğu da kaldırınca oldu bana bir business class.

İstanbul'dan havalandıktan sonra aktarma için Dubai'ye gittik. Lisedeyken hep bir gün Birleşik Arap Emirlikleri'ne gitmek isterdim. Tabi Uzak Doğu da var. Kısacık da olsa isteklerimin aynı anda gerçekleşmiş olması beni daha çok mutlu etti. 


dubai

Dubai Havalimanı

Makdunalıdz

Starbucks





















































Dubai Havalimanındaki duty free'ler gerçekten çok ucuz. Ya da Lira Dirherm karşısında yüksek olduğu için bana öyle geldi. Annemin umreden getirdiği, koleksiyon amaçlı evde duran Suudi Dinar'larını da orda harcadım. Hatıra olarak birkaç bir şey aldım ama duyan da aylarımı orda geçirmişim zannedecek. 

Bir de posta kartı aldım. Abarttım sanırım.
Dubai'den kalkan uçak bir öncekine göre daha güzeldi. İki katlıyıdı. Ne yazık ki ikinci katı görmemize izin vermediler (Görmemize diyorum çünkü orada tanıştığım Koreli bir kızı da peşimden sürüklemiştim.) Biz de fakirler olarak aşağıda yolculuk etmeye devam ettik. Bu sırada ilk gerçek Kore yemeğimi de yemiş bulundum:

Kimçiyi pek beğenmedim. Aynı bizim lahana turşusu gibi ama sosu çok değişik ve acı.
Kore'ye giderken dışarıyı pek seyremedim. Zaten doğuya doğru gittiğimiz için hava hemen aydınlandı ve herkes uyuyacağı için camları kapattırdılar. 

Bizimkinin ikizi kalkarken

Dubai'ye veda, tekrar gelicem..
















Bulutların içine hiç girmedik

Seul'e varınca beni geçen dönem Bilkent'te exchange yapan Koreli arkadaşım Min karşıladı. Telefonumun sarjı bittiği için ve fotoğraf makinem olmadığı için (Telefonumu da zaten fotoğraf çekmek için yanıma almıştım yoksa Kore'de sim kartlı telefon kullanılmıyor.) yurda gelene kadar hiç fotoğraf çekemedim. Incheon Havalimanından Kore Üniversitesi'ne 1,5 saatte birkaç hat değiştirerek 4.500 won'a metroyla gittik. Tabi Seul metro istasyonunda yemek yediğimizi saymıyorum. Bu istasyon bizim Kızılay gibi merkez anladığım kadarıyla. tek farkı bizim metromuz 2 kat onlarınki sayamadığım kadar çok katlı. En üst katta kafe restoran ve mağazalar var. Bir metro istasyonunun Aşti'den daha büyük olabildiğini de görmüş oldum. Hat değiştirirken dışarı çıkmak zorunda kaldık ve gördüğüm manzara beni çok şaşırttı. Her büyük şehir gibi Seul'de de sokakta yaşayan insan sorunu varmış. Metro istasyonunun dışarısında yerde yatan pek çok evsizin filimlerde gördüklerimizden tek farkları sessiz sakin, kimseye zarar vermeden orada duruyor olmalarıydı. Filimlerde gördüklerimiz deyince aslında Ankara'da o kadar da etrafta evsiz olmadığını hatırladım ve bir kez daha mutlu oldum. 

VEEEE saatler sonunda okula vardık. İnternette açıp açıp resmine bakmaktan bıkmadığım Kore Üniversitesi giriş kapısını 22 Ağustos akşamında görmüş bulundum. Kampüse girdiğimizde çok mutluyduk çünkü ben neredeyse bir gün boyunca yolculuk yapmaktan, Min ise saatlerdir 30 kiloluk bavulumu taşımaktan yorgun düşmüştük. Ne yazık ki mutluluğumuz giriş kapısından girip yurdun nerde olduğunu öğreninceye kadarmış. Sora sora giderken (ki bu sorma işlemini ben Min'in zoruyla Korece yapıyorum) 2 öğrenci insafa gelip bizi kamüsün taa öbür ucunda ve hatta tepenin başında bulunan yurda götürmeye karar verdiler. Akşam vakti de olsa o yorgunluğa rağmen kampusun içinde yürümekten büyük keyif aldım. Binalarının eski mimariye sahip olmasının yanında sağı solu ağaçlarla dolu patikalardan yürürken kendimi romantik bir filmin baş kahramanı gibi hissettim. (abarttım) Zaten nemli olan havaya bir de o bitmez yokuş eklenince filmimizin sonu acı oldu. 

Sonunda yurda vardım.. Facebooktaki Kore üniversitesi exchange grubunda günlerdir yazıştığım insanları kanlı canlı görünce biraz garip hissetsem de o anda aklımda bambaşka bir şey vardı: bana nasıl bir oda düştü? İki kişilik odada kalacağımı ve oda numaramı aylar öncesinden biliyordum ama odamın ranzalı mı yoksa karyolalı mı yatağa sahip olacağını bilmiyordum. Fiyatları aynı olmasına rağmen bu iki oda tipi arasında dağlar kadar fark var. Ranzalı olan hem küçük hem de bir süit içinde 2 iki kişilik 1 tek kişilik olmak üzere 3 odaya sahip. Yani 5 kişi bir süitte aynı tuvaleti banyoyu kullanıyor. Üstelik tuvalet ve banyo birleşik. Karyolalı iki kişilikte ise 1 süitte 1 tek kişilik 1 iki kişilik oda var ve 3 kişi aynı tuvalet banyoyu kullanıyor. Tuvalet ve banyo ayrı.Ve işin en kötü tarafı hangisinde kalacağınızın tamamen şansa bağlı olması. Fazla ayrıntıya girdim biliyorum ama ileride Kore Üniversitesi'ne gitmeyi düşünenler için kafalarında birşeyler şekillenmesi açısından yararlı olacağına inanıyorum. Ve tabi danışmadaki kızın bana ranzalı oda mı gelmiş diye sorduğumda evet yanıtını vermesiyle moralimin ne kadar bozulduğunu tahmin edersiniz sanırım. Durumumu kabullenmiş vaziyette yukarı çıktığımızda görevli kızın diğer odaya kontrol etmesini fırsat bilerek direk oda numaramı araştırmaya koyuldum. Bulduğumda karşılaştığım manzara beni hayli şaşırttı. Oda numarasının altında benim de dahil olduğum 3 kızın ismi ve onun alında kameralı bir zil. Zili çaldığımda kapıyı aynı süitte kaldığımız bizim yan odadaki Amerikalı kız açtı. Aldığım cevaba rağmen hislerim beni yanıltmamış ve odam karyolalıymış. Oda arkadaşım benden önce gelmiş ve yerleşmiş. Eşyası o kadar fazla ki sanki ev döşemiş. Çamaşır kurutma askısından bile getirmiş odaya. Ondan bizim evde bile yok. İncik boncukları ayıcıkları felan cabası. Ama sevdim. Odaya sıcak bir hava vermiş. Hava demişken odada klima var. Çalıştırmayı ancak öğrenebildim. Yurdu çok beğendim. Fiyatı lira cinsinden pahalı gelse de kendi para değeriyle çok uygun. Dönemlik 1.580.000 won yani 1580 dolar civarı. Bilkent'te bir dönemlik yurt fiyatı 2000'den aşağı değil hem de hiç bir özelliği olmamasına rağmen. Oranın da tek artısı burslu olduğum için beleş kalmam. Öyle işte. Yurttan çok bahsettim çünkü okulun en merak ettiğim kısmı oydu:

Sağdaki masa benim (belli oluyordur zaten)

Bir aileye yetecek büyüklükte dolap

O dolabın sadece bir kısmına sığabilecek üç peş parça eşyam.
(Alttan 2. bölmede o 15 kiloluk kuru gıda depom) 

İki oda arasındaki tuvalet banyo ve ayakkabılık.
(İki kız koskoca ayakkabılığı doldurmayı başarmışlar.
Uzun uğraşlar sonucu bir rafını kendime uygun hale getirebildim)

Koridorumuz. Sağdaki ilk kabı bizim süitin.

Zil

Mutfak.
(Her koridorda 2 tane. Her katta 2 koridor var)

Yine doldurmuşlar.
(Kapağın en üst sağ köşedeki poşette uçaktan aşırdıklarım var.
Ve dolapta bana ait olan tek yiyecek onlar)

Su sebili..
(Dolabın üstünde oda arkadaşımın ismi var.
mutfakta 3 dolap var birini o diğer ikisini koridorun yarısı
kullanıyor sanırım)

Her ne kadar yiyeceklerin güvende olması hoşuma gitse de
sağa baktığım anda gördüğüm kamera hiç hoşuma gitmedi doğrusu.

Seul manzaralı koltuklar

Sağdaki asansör sadece kızların katına soldaki de
sadece erkeklerin katına çıkıyor.  

Okuldaki orman yüzünden görünmeyen Seul

Kat planı.
(Benim odam u şeklindeki koridorun sağ üst köşesi)

İşte böyle. Kore'deki ilk günümü metro hatlarında ve yurda hayran kalarak geçirdim. Tabi yediğim suşiyi saymazsam. Tüm Ramazan boyunca canım suşi çekti ve Türkiye'de 4 parça suşiye 16 tl alan kazıkçı lokantalara inat Kore'ye gelmeyi bekledim. Her ne kadar ayağımın tozuyla Japon yemeği yemeye kalkmam Min'i biraz hayal kırıklığına uğratsa da beklediğime değdi. Yaklaşık 10 parça dıştan sarmalı suşi ve 5-6 parçalı içten sarmalı suşi (ki ona bu yüzden çıplak suşi diyorlarmış) bi o kadar tatlı hamur içinde pilav (bunun tadına pek alışamadım) ve pilav etrafına rastgele serpiştitilmiş yosun (bunda da bu yüzden çirkin suşi diyolarmış) artı içinde hiç tanesi bulunmayan bir çorba, wasabili soya sosu ve sarı turp turşusu (bu biraz şekerliydi garip geldi) 5.500 won'du. Her ne kadar Lira olarak pahalıya gelse de Türkiye'de yediğimiz fast foodlardan daha ucuz ve sağlıklı olması üstüne bir de çin lokantası kazığı yememenin verdiği hafiflik eklenince değmedim keyfime.

Saadet Kore'den bildirdi. Tekrar görüşünceye dek hoşçakalın..


9 yorum:

  1. Yurtlar çok güzelmiş de o 24 saat gözetleme sistemi sakat :D hele de o abimin bakışları görünce :D anaamm diye bağırasım geldi ama baktım aşağıda yazıyormuş :D çok düşünceli adam bunlar :D Oğuz Şahin.

    YanıtlaSil
  2. Dubaiden aktarma için de vize almak gerekiyor mu ?

    YanıtlaSil
  3. koreceyi nerden öğrendiniz türkiyedenmi öğrenip gittiniz yoksa koredemi öğrendiniz merak ediyorum bende kore ünisine gitmek istiyorum ltfn cvp yazın

    YanıtlaSil
  4. Havaalanında tek yön bilet için sorun yapmaları çok canımı sıktı. bende bu ay çine gidiyorum ve biletimi tek yön aldım. yazınınzı okuduktan sonra korkmaya başladım açıkcası. rica etmen sorunu nasıl hallettiğinizi sorabilir miyim yada herhangi bir öneriniz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek yön bilet sorun oluşturmuyor. Benim karşılaştığım sorun, havayolu şirketlerinin yolculara dönüş bileti de satabilmek için yaptıkları cinlikten başka birşey değilmiş. O kadar baskı yapmışlardı ki az kalsın inanıp dönüş bileti de alacaktım. Sorun yok yani, içiniz rahat olsun =)

      Gerçi oradakilerin bana dedikleri şey bazı ülkelerin tek yön biletlerde sorun çıkardıklarıydı ama iyice emin olmak istiyorsanız Çin büyükelçiliğinden bilgi alabilirsiniz. Çünkü Kore'ye bazı Türklerin vize yok diye gidip kaçak işçilik yaptığını da duymuştum. Bana girişte öğrenci vizem var diye sorun çıkarmamış da olabilirler. Ama yine de havayolu şirketlerinin gazına gelmemek lazım =)

      Sil
  5. merhaba. Bende bu konularda bilgi almak istiyorum. Ama iletişime geçebileceğim kimse yok. Üniversite puanlarını soracaktım. Ayrıca orada yaşamanın nasıl olduğunu. Zor mu? Yoksa gayet rahat mı? Çok isteyen birine göre? her şeyi göze alan birine göre yaşamak nasıl korede? Yardım eder misiniz?

    YanıtlaSil
  6. yalnız odan dahil yurt mükemmel maşallah :D oraya dil öğrenerekmi gittin yoksa hiç bilmedenmi gittin ?

    YanıtlaSil
  7. Acaba Uçağın Şirketi neydi

    YanıtlaSil