28 Ağustos 2011 Pazar

Süpermarket

Kampüsün içinde ve dışında pek çok mini market olmasına rağmen yemek yapmak için kullanacağım malzemeleri satan bir süpermarket görememiştim. Değişim öğrencilerinden biri süpermarkete gitme planları olduğunu söyleyince Japon bir arkadaşımla olan  randevumu erteleyip diğer gruba katıldım. İki metro durağı ötesinde olmasına rağmen baya yürümek zorunda kaldık. Hava çok nemli ve sıcak olduğu için yol üstündeki elektronik mağazasına sırf serinlemek için girdik:
Fotoğraf makinem olmadığı için ilk yaptığım fiyatları
kontrol etmek oldu


Fena değil gibi

Diğerleri de bilgisayarları incelemekle meşguldü

Yürü yürü yürü



Neredeyse vardık


Spor yapan yaşlı teyze



Sonunda!!




Muz manavdakinden daha pahalıydı

Kilo mu tane fiyatı mı bilemedim

Mantardan bol bir şey yoktu sebze reyonunda

Yosun, hem de onlarca çeşit


Dondurma




Konserve hazır yemekler



Makarnalar da pahalıydı



Bundan bizde de var sanırım

Çikolata

İngiliz bir arkadaşım bunun İngiltere'den ithal olduğunu söyledi

Solisyonlar çok çok daha ucuz

Daha ucuz pirinçler de vardı
Bunları bulmama orada tanıtım yapan iki teyze yardım etti
Maşissayo dediğimde çok mutlu oldular =)

Kuruyemişler

Poşet için para ödemek gerektiği için herkes kendi torbasını getirmiş
Sırt çantam yetti bana

Bazıları torbaya bile ihtiyaç duymamış

Poşete para aldıklarını bilmeyen Lingchun

Katlı yollar


Büyük apartmanlar

Otobüsün kaç dakika sonra geleceğini gösteren elektronik
pano gayet iyi bir fikir

Her yerde kilise

Yurda dönüş

Kestirme yollar

Burası 20.540 won tuttu
Bugün ilk defa doğru düzgün yemek pişirebildim: havuçlu pilav, spagetti, dünden kalan tarhana. Japon arkadaşım da geldi yemeğe. İftarda yalnız kalmadım diye sevinirken koridordan geçen başka bir arkadaşımı da çağırdık. Daha sonra mutfağa su içmek için gelen oda arkadaşım da eklenince daha bir mutlu oldum. Saadet usulü Türk yemeklerini beğendiler. Tarhana biraz ekşiymiş ama yine de sevdiler. Ardından Japon arkadaşım yeşil çay seremonisi yaptı. Dediğine göre bu seremoni onlar için çok önemliymiş ve kızlar çok pahalı kurslara gidiyorlarmış sırf bu seremoniyi öğrenebilmek için. Normalde çok fazla alet edevatı olan bu seremoninin sadece küçük bir parçası olan kase, çay. süpürgeye benzer karıştırıcı ve buz hokeyi sopasına benzer bambu kaşığını getirebilmiş. Biz de seremoniye uygun içmeye çalışırken baya bir zorlandık. Yeşil çay normal yeşil çaylardan daha farklıydı. Görüntüsü kına, kokusu balık, tadıysa bilmiyorum.. Değişikti işte. Bir çay içmeye bu kadar özen göstermeleri beni çok şaşırttı. 

İşin içme kısmı en zor olanı

Seremoni başladı
Bir gün de böyle bitti işte
Gittiğimiz market 2 durak ötedeydi ama çok yürüdük
Yurda döndüğümde amele yanığı olduğumu farkettim


4 yorum:

  1. Bende orda kuruyemiş çeşidi yok diye duymuştum,hepsinden var herhalde :)

    YanıtlaSil
  2. ben de öyle biliyordum ama küçük marketlerde bile kuruyemiş bulmak mümkün. her ne kadar bizimki gibi kiloyla satmasalar da bu kadarına da şükür =)

    YanıtlaSil
  3. İyiymiş gene o zaman ya :)

    YanıtlaSil
  4. Parkta spor yapan yaşlı tiyze sana biraz da olsa memleket hasretini yenmede yardımcı olmuştur ya :) bayılıyorum onlara :) Ayrıca kaldırıma diktikleri o kiraz tadındaki sanatsal çalışmaya da bittim :) renkler falan çok hoş olmuş. Ama onlarca çeşit yosun nedir ya :) umarım yemek için değil de daha başka şeyler için kullanıyorlardır, ne bileyim akvaryum balıklarını beslemek falan :) Hem İngilterede üretilip Kore'de satılan şeyin nesi Turkish Delight :) itirazım var arkadaş. Kiliseleri de kiliseden çok devlet binası gibi geldi bana dışardan :) böyle pek manevi bir etki yaratmadı. Yeşil çay seramonisi için kursa gitmek :) dahası yeşil çay için seramoni yapmak :) dahası yeşil çay içmek :) yok yok ben klasik ince belli bardak+tavşan kanı ikilisini hiç bozmayım :) Oğuz Şahin.

    YanıtlaSil