11 Eylül 2011 Pazar

Yuldong Park

Şu aralar Kore'nin şükran günü diyebileceğimi Chuseok bayramı tatilinde olduğumuz için pek çok değişim öğrencisi turistik yerlere akın ederken ben de dün bütün gün yurtta oturdum. Tatilin böyle geçmeyeceğine karar vererek dün yurttan bir arkadaşıma bugün için planları olup olmadığını sordum. Topluca bungee jumping yapmaya gideceklerini söyleyince hiç yoktan iyidir diye onlara katılmaya karar verdim:

Yurdun giriş katında diğerlerini beklerken
Sabahın köründe buluşma ayarlamışlar dertleri neyse






Metroda el kızartmaca oynamaca




Uzun bir metro yolculuğunun ardından Seohyeon'a  ulaştık ama gideceğimiz yer metro istasyonuna uzak olunca taksiye binmek zorunda kaldık. Kore'de taksilerin 4 kişiden fazla yolcu alması yasak. O yüzden genelde üçerli dörderli gruplara ayrılıyoruz. Ayrıca taksiler ucuz olduğu için kişi başı fazla tutmuyor.




Sonunda parka vardık. Yemyeşil ve çok güzel bir yer. Etrafta yürüyüş yapan Korelileri görmek mümkün










Bungee jumping yerine vardığımızda üzücü gerçekle yüzleştik. Yağmurdan mı tatilden mi bilinmez, atlama yeri kapalıydı. Ben zaten atlamaya değil gezmeye gittiğim için benlik bir sorun yoktu ama diğer arkadaşlar baya bir üzüldüler. Kişi başı 25.000 won'muş atlamak ve genelde kalabalık olduğu için rezervasyon yapmak gerekiyormuş. Biz de boşuna gelmiş olmamak için etrafı dolaşmaya başladık:















Etrafta çok güzel heykeller vardı. Oraya öylece serpiştirilme amacını anlamamkla beraber, her birinin farklı bir sanatçıya ait olduğu aşikardı. Bir de orada bulunan kitap parkına göz atmayı ihmal etmedik:






Duvarlarda değişik dillerde yazılar vardı

Ve matematik sembolleri



Dolana dolana buraya kadar çıktık.
Kütüphaneye inen bir merdiven vardı ama kapısı kapalıydı.
Burayı görmekle yetindik

Bir ucube gördüm sanki
Söyleyelim de bunu da yıksınlar
Bir tek Kore kalmıştı zaten el atmadıkları






Kapıları kilitliydi



Terlik varsa hayat belirtisi var demektir

























Telefonlarla jonglörlük yeteneğini gösterirken















Yağmur hızlanınca hızını arttıran gençler


Metro istasyonuna yürüyerek dönmeye karar verdik








Yağmur şiddetini arttırınca durağa sığındık
Oradaki bir yabancı istasyona otobüsle gitmemizi tavsiye etti
Biz de uyduk

Duraklar bile dijital

İlk defa halk otobüsüne de binmiş bulunduk



Islandığımızı gören Koreli teyze mendil vermeyi ihmal etmedi

Anladığım kadarıyla otobüse binerken ve inerken kart okutuluyor
Aradaki mesafeye göre karttan para eksiliyor
Ya da ben uydurdum bilmiyorum
 Otobüse bindik binmesine de 5 dakika sonra metro istasyonunda inmemiz gerekirken aradan hayli bir vakit geçince istasyonu kaçırdığımızı fark ettik. Otobüs bizi tın tın bilmediğimiz diyarlara götürdü, hatta bir ara apartmanlar binalar felan kayboldu, ormanlıklara girdik. Ne oldu kaçırılıyor muyuz yoksa derken binalar tekrar gözükünce rahatladık. Tabelalardan metro istasyonu yazısını görür görmez otobüsten indik ama yine de baya bir yürümek zorunda kaldık.

Binanın tepesine bile ağaç dikmişler
Bu ne yeşil sevgisidir anlamadım gitti


Sokakta kimçi



Yeni yapılan apartmanlar


Köpek kuaförü
Şimdiye kadar bu minik köpeklerden daha büyük köpek görmedim etrafta


Yolun sonuna gelince iki gence metro istasyonuna nasıl gideceğimizi sordum. İngilizce bilmediklerini söyleyince çuf çuf muf çuf bir şeyler anlatınca neden bahsettiğimi anladılar. Anlamalarıyla kahkahayı basmaları bir oldu tabi. Meğer metro çıkışının dibinde metroya nasıl gidebilirim diye soruyormuşum. Onu geçtim ben metronun yerini öğreneceğim diye yırtınırken sevgili arkadaşlarım merdivenlerden aşağıyı boylamışlar bile.
Seul'un bir yabancı için en iyi taraflarından biri, süper gelişmiş metro ağı sanırım. Ne kadar kaybolursanız kaybolun, bir tane metro çıkışına rastladınız mı artık evinize huzur içinde dönebilirsiniz.

Hep başımıza gelen klasik görüntülerden biri



Pembe hattan yeşil hatta geçiş
 Daha sonra Itewon'a gittik yine. Itewon kendinizi Kore'de hissetmeyeceğiniz tek yer sanırım. Sokaklar kalabalık ve etrafta o kadar çok yabancı var ki, aralarında Koreli görmek neredeyse imkansız. Latin Amerika'dan, Avrupa'dan, Orta Doğu'dan, Afrika'dan o kadar çok insan var ki, kendinizi karmakarışık bir dünyada yalnız olamadığınızı hissetmeniz mümkün. Renkler, davranışlar, giyim.. Her şey o kadar farklı ki, hepi topu etten ve kemikten oluşan bir canlı türünün her bir bireyinin aslında ne kadar eşsiz olduğunu düşünmeden edemiyor insan. En azından ben edemedim.

Bugün İrlanda ve Amerika'nın rugbi denilen bir futbol maçı varmış. Amerikan futboluna benzeyen bu oyunu ilk defa izlememe rağmen İrlanda her gol atışında heyecanlanmadım değil. Şansıma bugün yeşil giymem de eklenince tam bir İrlandalı oldum durduk yere.








Çocuklar için deri mont
Matrix gibi dolaşan bir oğlan çocuğunu kim ister

Cami





Bize sonradan katılan bir arkadaş açlığını yatıştırma derdindeyken

Poz vermeden olmaz


Ortalıkta dolaşan sokak röportajcısı


Her yer minik köpek


Sonra bize de geldiler

Bira içmek istiyorum yardım eder misiniz dedi
Biz de olmaz dedik
Nedenini sordu
İşte olmaz dedik

Bir arkadaş bozukluk attı, bugün ilk para veren kişiymiş
Ben de kutudaki 1975 tarihli 100 won'la elimdeki 100 won'u değiştirdim
Şimdiye kadar para değişimi yapan ilk kişiymişim
Nerelisin diye sordu
Türküm dedim hehe
Allahtan Kayserili misin demedi

Röportajcı ve kameraman

Kartını ve broşürünü vermeyi de ihmal etmedi


Sonra diğerleri başka bir rugby maçı izlemeye gitmeye karar verince ben de süpermarketin yolunu tuttum. Hani şu her zaman gittiğim. Okula 2 durak ötede ama yürüyerek çok uzak kaçıyor. Mecburen metroya talim ediyoruz. İyi tarafı ise metrodan çıkmadan direk yer altından girişinin olması.


Cüzdanımda tam da 30.000 won vardı.
Hesaplasam bu kadar denk gelmezdi

Bunlar da aldıklarım

İsim yapıştırmayı unutmuyoruz ki dolapta karışmasın
Bu da bugünkü gezim
En alt soldaki halka göle gittiğimiz istasyon
Onun sağındaki ise kaybolunca bulduğumuz istasyon
Yukarıdakiler de Itewon, süpermarket ve yurt durakları

5 yorum:

  1. Gene dolu dolu bir gün geçmiş :) Birşey sormak istiyordum. Bu şekerlerin içinde domuz yağı var mı biliyor musunuz?
    http://www.crown.co.kr/english/product/imageView.asp?pi_idx=62
    Bir de bu;
    http://img8.imageshack.us/img8/9304/p1000014e.jpg

    YanıtlaSil
  2. selam saadet simdiye kadar ki resimlerinin hic birinde bu benim diye belirtmedigin icin seni hep merak ediyordum ama bugunku yazinda yesil giydiginden bahsetmis olman bana seni sonunda gorebilme imkani verdi....resimlerde cok tatli cikmissin ve yine eglenceli bir gun gecirdiginiz belli....darisi bizim basimiza ;)
    Saadet FIGHTING!!!!

    YanıtlaSil
  3. Aynen katılıyorum seni merake diyordum sve görmüş oldum Saadet abla :)
    Ben Korea-fans'tan gamze_metal.
    Abla çok güzel bir gün geçirmişsin.
    Birde arkadaşların sanırım yabancı özellikle siyah t-shirt'li olan ve sarı saçlı olan :D
    Dikkatini çekiyor insanın.Güzel günler geçirmen dileğiyle gamze_metal.

    YanıtlaSil
  4. Şekerlerde domuz yağı var mı bilmiyorum ama konunun uzmanı bir arkadaşıma sordum,"şeker pancarlarını domuz çiftliklerinde yetiştirmeye başlamışlarsa vardır" dedi. olabilir yani.

    Arkadaşlarımın hepsi yabancı. Zaten burda 600den fazla değişim öğrencisi var ve ben sadece iki Türk tanıyorum sadece. Türk kıtlığı var anlayacağınız, biraz takviye lazım =)

    YanıtlaSil
  5. Teşekkürler:)

    YanıtlaSil