13 Eylül 2011 Salı

Namsangol Hanok Köyü

Bugün Chuseok tatilinin son günüydü. Japon arkadaşım turistik bir köye gezmeye gideceklerini söyleyince e ben de geliyim o zaman dedim:




Giriş bedavaydı

Sahne bile kurmuşlar

Tarımsal bir şeyler yapan çocuklar




Ayakta sektirilen ponponlardan yapmaca

















Bu yemekleri atalarına teşekkür için koyuyorlarmış
İlginç olansa sonra o yemekleri kendilerinin yemeleri



Köy çeşmesi hehe

Bebek yapmaca





Kızın elinde poşet vardı, babası poşetin fotoğrafta çirkin duracağını
düşünmüş olmalı ki poşeti kızın elinden alıp kenara attı.
Niye bilmiyorum, çok ilginç geldi
Hatta abartıp fotoğrafını bile çekmişim

Namsan kulesi
Bir gün gidersem uzun uzun anlatırım
İlginç şeyler duydum hakkında

Eskinin insanları çok kısa olduğundan kapıları minicikti
Eskinin insanlarının kısalığından bahsetmişken bir konuya değinmeden edemeyeceğim. Bildiğiniz gibi Uzak Doğu'nun insanları kısalıklarıyla ünlüdür. Filmlerde, dizilerde, reklamlarda onların tek özelliği minik ve sevimli olmalarıdır. Türkiye ortalamasında bir boya sahip olduğum için buraya gelince sülün gibi delikanlı olur çıkarım diyordum ama öyle olmadı. Yıllarca bizi kandırmışlar resmen. Evet yaşlı insanların kısa olduğu doğru ama genç nesil bildiğiniz uzun. Hatta ortalamasının bizdekinden fazla olduğunu bile iddaa edebilirim. Bunun iki türlü açıklaması olabilir: Ya yeni nesili hormonla besliyorlar ya da bunlar yaşlandıklarında 20 santim kısalıyorlar. Aklıma başka bir çözüm daha geldi. Boy uzatma ameliyatları estetik kadar yaygın da olabilir. Yok artık. Abarttım. Ehem. Ne diyorduk? Koreliler kısa değilmiş..

Topaç çeviren bebeler

Biz denemesek ölürdük

Güneşte şemsiye taşıyan kadınlara alıştım da
erkekler taşımasın lütfen
Çok feminen duruyor


Sonra bu grupla tanıştım
Ortadaki kız Brezilya'dan buraya okumaya gelmiş bir Koreli
Soldaki beyazlı Japon'muş
Bizde de bir tane Japon var dedik


Sizin için denedim, zor bir oyun olduğuna karar verdim

İki Japon bir araya gelince bizi unuttular

Dilek kuyusu




Birkaç saniye önce fotoğraf çeken annelerine artistik pozlar veriyorlardı
Ben de vaktinde böyle poz vermeyi bilseydim şebek gibi fotoğraflarım olmazdı




















Gösteri başlamak üzere

Nine


Jet hızıyla merdivenlerden inen nine

Sahne arkası

Gösteriyi takip eden basın ordusu
Şaka
Fotoğraf meraklısı Koreliler bunlar
Japon turistleri bile solladılar gözümde



Dans eden teyze
Dakika başına üç hareketle dünyanın en yavaş dansı ilan ediyorum




Bir bu kadar da arkada ve kenarlarda vardı






Dans etmek için sahnenin önüne atlayan hanboklu seyirci






Dedelerin enerjisi bariyerlerin dışına taşınca




Seyircilerin dansı bence gösterinin en sevimli kısmıydı. Gayet yavaş ve sıkıcı olan sahne dansları yerine gerçek dans dediğin böyle olur dercesine bütün ilgi onların üzerindeydi. En azından Korelilerin düğünde bayramda nasıl dans ettiğini görmüş bulunduk. Yoksa normal hayatta şenlik havası içinde dans ederken kuğu gibi süzüldüklerini hiç zannetmiyorum. Bu arada ben de dikildiğim yerden el hareketlerini taklit etmeye çalışıyordum. Sağ tarafa kafamı çevirmemle orada bulunan bütün kameraların bana dönmüş olduğunu görmem bir oldu. İçlerinden biri şarkı sonunda çektiği fotoğraflarımdan birini gösterdi. Gerçekten bu işten anlıyorlar. Boşuna boncuk gibi dizilmemişler oraya.


































Dedeler coştu yine

Fotoğrafımı gösteren Koreli









Gösterini bitiminde çıkışta broşürcü kadın elimize mini tanıtım kitapçığı tutuşturdu. Daha sonra anladık ki bir yerdeki restoranlara ait indirim kuponlarıymış. Zaten ben de o sırada Kore yemeklerini sevmediğimden yakınıyordum, e o zaman oraya gidelim dediler. Denk geldi. Kore yemekleri çok garip içinde domates bile yok dedim, siz yemeklerinize domates mi koyuyorsunuz dediler. Haha. Geçenlerde yediğim meyve salatasının içindeki domatesi görünce bir şeylerin ters olduğunu anlamıştım zaten.

Yolu bulamayınca yine Koreliler bizi yolun sonuna kadar götürdüler



Bir bisikletçiye konulabilecek en yaratıcı isim

Vardık sonunda
İsmi yurdumun ismiyle aynı
CJ



Adamlar teknolojide o kadar aşmış ki
Heykel yerine üç boyutlu heykel görüntüsü koyuyorlar
Dertleri neyse


Garip bir şeyler



Bedava internet buldun mu boş bırakmayacaksın



İlk defa Kore'de bu kadar çok peynir çeşidi gördüm
Tabi yine pahalıydı







Yakında elma işine giriyorum
Boşuna okuyomuşuz biz
Üç tane elma sat günlük paran çıksın

Uzun zamandır ilk defa büyük domates gördüm

Paradaki adamı mutlu ve hüzünlü yapmayı öğrenirken


Pirinç tarlası şeysi


Tulumba

El atmazsam gözüm arkada giderdim
Sonra nasıl oldu bilmiyorum, yürürken önce geçen gün gittiğimiz Rus restoranının olduğu sokaktan sonra da ilk hafta gittiğim alışveriş merkezinin olduğu caddeden geçtik. Meğer hepsi aynı yerdeymiş. Ben de haftalardır Seul'ü geziyorum diye kendimi kandırıyomuşum.




Alışveriş merkezi




Sağdaki patates püresi kızartmasını deneyecekim,
soldaki sosislerle aynı yağda kızardığını anlayınca vazgeçtim
Lezzetli görünüyordu ama



Boyband çorapları


Erkeklerdeki kız gibi giyinme merakı








Hırka ve elbiseye beraber en son 120.000 won dedi
Pahalı ya
Ama çok hoşuma gitti

3 boyutlu şey
Gerçeğinden korktuğum için buyla idare ediyorum



Okula geri dönünce yemeği nerede yiyelim dediler. Ben de bende yiyelim dedim.Onları bodrum kattaki televizyonun başına bırakıp mutfağa çıktım.


Domates olmadığı için ketçapla yaptığım
ıspanak soslu makarnam.
Kremalı mantar çorbasına da bayıldılar.
Kremalı mantar çorbası demişken, burda toz hazır çorba kültürü hiç yok. Hatta ben çorbayı tozu suya katıp yaptım deyince şaşırdılar. İşin garip tarafı birinin Japonya'dan diğerinin Avusturalya'dan geliyor olması. Oralarda da yok demek ki. Bence ben elmayı felan bırakıp hazır çorba işine giriyim, oh mis.

4 yorum:

  1. asyalıların genel yaşlanma profili:
    http://174.120.103.90/images-somethingreallyfunny/the-average-asian-aging-process.jpg

    yani asyalılar birden yaşlanıyor :)

    YanıtlaSil
  2. hahaha hakkaten doğru ama, hele 60-70 yaş arası tam uyuyor. O yaşlarda olup saçı permalı olmayan kadın yok neredeyse. Yaşım geldi permaya başlamam lazım diyorlar herhalde =)

    YanıtlaSil
  3. Merhaba
    Tüm konularını zevkle okudum ve okuyorum. :)
    Gerçekten çok güzel, peki dil işini nasıl hallettin yani Korece veya İngilizcenden biri çok iyi düzeyde sanırım ya da bunun için bir sınava mı giriyorsun?
    Eğitim hayatında başarılar, Korede mutluluklar. ^^

    YanıtlaSil
  4. Bilkent'te eğitim dili İngilizce olduğu için burda herhangi bir zorlukla karşılaşmadım. Girdiğim dersler İngilizce ve çevremdeki arkadaşlarım da benim gibi değişim öğrencisi oldukları için anlaşabiliyoruz. Zaten etrafta İngilizce bilen Koreli bulmak da zor değil. Korece'ye yeni başladık, harfleri öğreniyoruz daha ama buraya değişim için gelip koca bir yılını tek kelime Korece bilmeden geçiren, şimdi de burada yine Korece bilmeden yüksek lisans yapan bir İngiliz arkadaşım var. İngilizce bilmek burada yaşamaya yetiyor yani =)

    YanıtlaSil