9 Eylül 2011 Cuma

Rus Restoranı

Bugün hava ikinci defa yağmurluydu. Sabah çıktığımda yağmur çiseliyordu. Oda arkadaşımın şemsiye veriyim mi önerisini birazdan diner düşüncesiyle reddettim ama neredeyse akşama kadar sağanak şeklinde yağdı. Keşke oda arkadaşımın sözünü dinleseydim.

Bildiğiniz gibi geçen hafta Seul Cami'sini ziyarete gitmiştim. Her cuma toplantıklarını duyunca bugün yine boş durmadım oraya gittim. Tabi yine yanımda geçen hafta tanıştığım Kenya doğumlu Hint kökenli Amerikalı, Çince ve Korece dahil 8 dil bilen ilginç arkadaşım Fatima da vardı. Yeni tanıştığım insanlar İngilizce bilmeyince onu çağırıyorum aramızdaki iletişimi sağlaması için ama sevgili arkadaşım bir süre sonra muhabbete dalıp bana tercüme etmeyi unutunca onlara boş gözlerle bakmakla yetiniyorum. Orada tanıştığım Özbek bir kızla çat pat Türkçe konuşabildik ki en basit cümleleri bile birbirimize yarım saatte ancak anlatabildik. Sonra baktım olmuyor, ben de ortalıktaki çocuklarla oynamaya başladım:






Arkadaki beyaz tülbentli kadının dışarıda gördüğüm kıyafeti
aynen filmlerdeki gibiydi.
Rengarenk bir elbise ve kafasında aynı renkten simitçilerinin
tepsileri düşmesin diye kafalarına koydukları dolamadan vardı.
İlk defa geleneksel kıyafet giymiş bir Afrikalı kadını canlı görmüş bulundum

Buradaki çocukların hepsinin ortak özelliği melez olmaları. Çoğunun anneleri Koreli, babaları ise Pakistanlı, Faslı, Mısırlı vs. Tanıştığım en ilginç çift ise kadın İsveçli, kocası Koreli ve Çin'de tanışmışlar. Tabi bir de minik bir bebekleri var. Dikkatimi çeken başka bir nokta da melez çocukların diğer Koreli çocuklardan kolayca ayırt edilebilmesi. Hepsi çekik gözlü ama ya gözleri diğerlerine göre daha büyük ya da saçları kıvırcık ve daha açık renkli.

Çıkışta öğle yemeğimizi vermeyi de unutmadılar

Caminin yanındaki ana okulundan çıkan çocuklar


Yurda döndüğümde hala yağmur yağıyordu.
Birkaç gün önce oda arkadaşımın doğum günüydü. Her ne kadar ben doğum gününü ilk dakikalarında minik bir pastayla kutladımsa da daha sonra derslerinin yoğunluğundan dolayı bir şey yapamamıştık. Biz de boş olduğumuz bir vakit beraber yemek yeriz demiştik. O yüzden bugün bir Rus restoranına yemeğe gittik. daha önce de yazdığım gibi oda arkadaşım Kore asıllı bir Rus. Tüm sülalesi Rusya'da. Korece'yi buraya İngiliz dili ve Edebiyatı okumaya gelince öğrenmiş. Bendeki de tam şans. Gelmeden önce okula Koreli biriyle kalmak istediğime dair mail atmıştım ama uluslararası öğrencilerin Korelilerin kaldığı yurtta kalamayacağı bahanesiyle reddedilmiştim. Buraya geldiğimde ise sanırım yurttaki tek Koreliyle, o da Rus olduğu için bu yurtta kalabilen, hem de diğer Korelilere göre iyi derecede İngilizce bilen, üstüne üstük Özbekistan taraflarından geldiği için Türk kültürünü çok iyi bilen, dahası en az benim kadar düzenli ve titiz biriyle kalıyorum. İşin üzücü kısmı bu dönem sonunda mezun olacak olması. Onu gerçekten özleyeceğim. Bilkent'te Filistinli bir oda arkadaşım vardı. Hala aramıza uzaklık girmemiş gibi görüşüp muhabbet ediyoruz. Yeni oda arkadaşımla da aynısının olacağına eminim.
Konudan fazla saptım sanırım, duygulandım biraz. Hehe. İşte bizi bir Rus restoranına götürdü. Yemekler Türk yemeklerine benziyor baya. Hatta menüde Türk ekmeği ve kefir vardı ama kefire için parantez içinde Rus usulü ev yapımı yoğurt yazmışlar. Kızdım bak şimdi.











Yelpazedeki Çince yazıları okumaca

Soğuk çorba
Bizim cacığın aynısı
Tek farkı içinde et olması
Dana eti olduğunu birkaç defa onaylattıktan sonra tadına baktım
Cacığı bir de etle deneyin, beğeneceksiniz

Benim mantım
İçinde patates püresi var
Yanına krema koymuşlar bizdeki yoğurt yerine

Somon

Bu da dana etiymiş ama yine de yemedim
Çok lezzetli görünüyordu

Bu da domuz biftek
Lezzetliymiş dediklerine göre
Bir gün de böyle bitti. Oda arkadaşım yeni yaşına girdi. İyi ki doğmuş.

2 yorum:

  1. Sen kaçıncı sınıfsın saadet ? koreye gitmeden önce burda bir kursa gittinmi? koreceyi ordamı öğreniyorsun ? arkadaşlarınla ingilizce konuşarakmı anlaşıyorsun?

    YanıtlaSil
  2. İyi ki doğmuş :D

    YanıtlaSil