14 Eylül 2011 Çarşamba

Tradition Fusion Concert

Geçen hafta 9. grup badilerinden biri bana ulaşmaya çalışmış, telefonum olmadığı için arkadaşlarıyla gideceği yere beni davet edememiş, ben de bir dahaki sefere interneti kullan, etkinlikleri kaçırmayım dedim, sağolsun bugün yapılacak olan geleneksel bir gösteri için elindeki bedava biletlerden birini benim için ayırmış. Dersten sonra klasik buluşma mekanımız olan Anam metro istasyonu 2. çıkışta bulduk birbirimizi. Sonra bindik metroya bir yerlere gittik. Bugün yine takip modunda olduğum için hangi istasyonda indiğime bakmadım ama metrodan yukarı çıkar çıkmaz bu manzarayla karşılaştım:

Acı gerçek:
Koreliler böcek yiyormuş!!

Kestaneci

Biletlerimizi beklerken

Ne kadar simetrik durduğumuzu fotoğrafı görünce fark ettik






Sahne hazırlanmış bile




İlk gösteri geleneksel kum saatine benzeyen davulların çalınmasıydı

Arkası dönük çalınan davullara bayılıyorum

Bagetlerle ilginç danslar yaparak çalınan davullar


Gösterinin en beğendiğim kısmı


Salonca şarkı söyledik


Arkadan davul sesleri geliyor






Oldum olası vurmalı çalgıları dinlemeyi sevmişimdir. Bugünkü gösteride de bol bol davul vardı. Tek beğenmediğim tarafı ise metal çalgının çıkardığı ses. Kendisi tencereye benzediği yetmiyormuş gibi çıkardığı ses de mutfak aletleriyle kavga eden iki kadının çıkardığı sesten beter. Gösteri boyunca o sese konsantre olmamaya çalıştım ama nafile, kulağımı tırmaladı durdu.

Giydikleri kıyafetler de çok ilginç geldi. Özellikle tencereli çalgıcının kafasında sallanan dev çiçeğin bir an şaka olduğunu düşünmedim değil. Diğerlerinin kafalarındaki oynar başlıklı sopalardan sarkan kurdeleler ise danslarına güzel bir hava katmış Onlardan ilk Nanta gösterisinde görmüştüm ama geleneksel olabilecekleri hiç aklıma gelmememişti. Tabi bunda Nanta'nın o kurdeleleri karanlıkta parlayan fosforlulardan kullanmasının payı büyük.


Bir canavar gördüm sanki










Daha sonra sahneye akrobatik hareket yapan iki kişi çıktı. Sahneye de iki çocuk çağırdılar. Sopaların ucuna kalın dairelerden koyup döndürdüler sonra da çocuklara onlar 3 deyince atmaları için verdiler. 1, 2, 3.. Çocuklar sopaların ucunda dönen daireleri fırlattılar, akrobatlar da başka sopalarla onları yakaladılar. Daha sonra sahneden inip seyircilerin arasından bir tane gönüllü aramaya koyuldular. Kim gönüllü oldu? Tabi ki de ben!! Sahneye çıktım. İçlerinden biri ben 3 deyince daireyi fırlat dedi. Olur dedim. 1, 2...??? Ne oldu bilmiyorum ama sebebini bilemediğim bir şekilde daireyi 2'de fırlattım. Akrobat yakaladı ama fazla çeviremeden düşürdü. Bebelerin bile başarıyla fırlattığı daireyi bile zamanında fırlatamamı geçtim, akrobatın yakalayamaması da garipti. Sonuçta 2 derken de karşımda hazır olduğu her halinden belliydi. Neyse efendim benden sonra sahneye bir kız daha çağırdılar. Kız sahneye çıktı, 3 deyince fırlattı. O da ne? Kız fırlattı fırlatmasına ama akrobat daireyi yakalamak yerine kıza koşup sarılmasın mı? Şebek! Kız neye uğradığını şaşırdı tabi. Sonradan anladık ki bana da aynı şeyi yapacaklarmış da ben 2'de fırlatınca hazırlıksız yakalanmışlar. Her şeyde bir hayır varmış demek ki. Bugün aldığım ders: gönüllü aranınca havaya kalkan o ele sahip çıkmak lazımmış. Ya da neyse ya, benim süper gelişmiş içgüdülerim olaya yine el koyar.



Gösteri bitince seyircileri sahneye çağırıp beraber dans ettiler. Biz de dışarı çıktık.




Dışarıda beklerken gösteri grubu halkın arasına daldı.



Dünyanın en meşhur davulcularıyla karşılaşmışçasına bol bol fotoğraf çekindik teker teker. Fotoğrafları arkadaşımın telefonuyla çektiğimiz için hiçbiri bende yok. Umarım gönderir, özellikle sahnedekini.

Metroya döndüğümüzde gelirken farketmediğim bir şeyi farkettim: İki direk arasına tutturulmuş devasa bir davul!! Hani demiştim ya arkası dönük çalınan davullara bayılıyorum diye, işte onların kocamanından. Ellerim kızarana kadar çaldım, hem de oradan geçen yolcu adaylarına aldırmadan. Türkiye'ye dönünce ilk işim davul kursuna yazılmak olacak, seneye Ramazan davulcunuz benim ona göre.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder