19 Kasım 2011 Cumartesi

Demi Al Aqsa

Bugün Malezyalı arkadaşlarımın düzenlediği Filisitin'e özgürlük gününe katıldım. Öğleden önce sadece kız öğrencilere özel bir etkinlik vardı. Her ne kadar tüm konuşmalar Malay dilinde olsa da şarkıları dinlerdekn keyif aldım:





Hediyeleşme vakti

Yemeğe gidelim


Bana kahve ısmarladılar
Hem de naneli çikolatalı
Özsüt'te yediğim naneli çikolatalı dondurmaya benziyordu tadı




Akşam 6'dan sonra ise asıl etkinlik vardı. Fark ettim de Malezyalı'lar çok güzel Kuran okuyorlar. Özellikle sesi güzel olanların okumalarına hayran kaldım. Arkadaşlarımdan biri dümbelek gibi bir şey çalacaktı onun performansı için bekledim. Grup halinde çaldılar, 4 kişi de şarkı söyledi. Çok beğendim. Bir şarkı hangi dilde olursa olsun fark etmez, güzelse kendini dinletiyor.

Onlar büyük münazara için hazırlanadursun ben de yurda dönmek için yola çıktım. Gelirken  Sindorim metro istasyonunun orada gördüğüm D-Cube alışveriş merkezine girmeden edemedim. İlk defa Kore'de Ankara'da görmeye alışkın olduğum alışveriş merkezinden görmüş oldum. İçerisi bana gayet lüks geldi:




Havuzun dibinden alt kat görünüyor


Sindorim metro istasyonuna inen yol
Tahmin ettiğiniz gibi her şey çok pahalıydı. Elim boş çıktım çıkmasına da daha önce duyduğum ama abartı olduğunu düşündüğüm bir şeyi bugün bu alışveriş merkezinde gördüm. Kore'de dış görünüme çok önem veriliyor. O yüzden işe alımlarda bazen dış görünüm yetenek ve eğitimden daha önemli olabiliyormuş. Bu alışveriş merkezinde gördüğüm tüm mağazalarda çalışanlar, etrafta çalışan güvenlik elemanları da dahil olmak üzere neredeyse herkes oyuncuları aratmayacak kadar iyi bir dış görünüme sahipti. Giydikleri kıyafetler de cabası. Daha ucuz mağazalara gittikçe dış görünüşe verilen önem de ona paralel olarak azalıyor tabi. Mesela en alt kattaki Olive Young mağazısının çalışanları pek güzel ve yakışıklı değillerdi ama çok şirinlerdi. Geçenlerde Malezya akşam yemeğinde söylenen şarkının orijinalinin mağazada çalındığını duyunca orada çalışan kızlara şarkının ismini sordum hemen yazdılar işlerini güçlerini bırakıp hatta latin alfabesiyle nasıl yazılacağına karar veremeyip kasada duran adamı çağırdılar. Aldığım şey de çok ucuz olmasına rağmen belki de sırf onlarla ayak üstü muhabbet ettim diye koca bir paket eşantiyon ürün verdiler hediye olarak. Öyle yani, insan olmak önemli olan.

Bu arada şarkıyı Malezyalılar daha güzel söylese de orijinali buymuş işte:



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder