9 Kasım 2011 Çarşamba

International Students Festival

Bugün bir kaç haftadır hazırlamaya çalıştığımız festivalin günüydü. KUBA'nın düzenlemiş olduğu, uluslararası değişim öğrencilerinin kendi ülkelerini tanıttığı bu festivale biz de Türkiye'den üç değişim öğrencisi olarak katıldık. Daha önce de belirttiğim gibi bu dönem okulda 600'den fazla değişim öğrencisi var bunlardan sadece 3 tanesinin Türk olmasının işimizi ne kadar zorlaştırdığını tahmin edebilirsiniz. KUBA bize yardımcı olması için 6-7 tane Koreli öğrenci verdi ama onlar da toplantıları düzenlerken benim ders saatlerimi önemsemedikleri için festivalden birkaç gün öncesine kadar hiçbirini görme fırsatım olmadı. Baktık olmuyor, diğer Türk arkadaşım Cihan ve ben olaya el koyduk ve aldık başımızı Türk Büyük elçiliğine gittik. Oradan bize broşür verdiler ve yardımcı olabilecekleri bir konu olursa onları haberdar etmemizi istediler. Her ne kadar ilk gittiğimizde yarım saat kapıda beklemiş olsak da oradakilerin ilgisi bizi gerçekten mutlu etti. Ertesi gün Coex'te gezerken (daha önce bahsetmiştim) Türk Hava Yollarından Ümit Bey, büyük elçilikten bizim festivalde Türkiye standı açacağımızı öğrendiklerini, yardımcı olabileceklerini söylediler. Kendisi o sıralar Türkiye'de olacağı için hava yolları ofisindeki Filiz Hanım'ın bizimle ilgilenebileceğini söyledi. Tabi daha sonra Filiz Hanım beni aradı ve uygun bir zamanda görüşme ayarlayıp Cihan ve ben Türk Hava Yolları'nın yolunu tuttuk. Filiz Hanım asıl adı Hyun Sook olan bir Koreli. Türkçesi gerçekten çok düzgün. Bize Ankara Üniversitesi'nde değişim öğrenciliği yaptığından bahsetti. O yüzden Türkçe deyimlerini kullanmasındaki doğallığa şaşırmadık her ne kadar daha sonra bir Korelinin Türkler gibi konuşmasının aslında şirin olduğunu belirtmeden edemesek de. Oradan bize nazar boncukları, çini, harita, poster ve üzerinde Türk Hava Yolları ambleminin basılı olduğu ürünler verdi. Eğer Türkiye turizm ofisine gidersek bize kıyafet ve broşür verebileceklerini söyledi. Daha sonraki bir gün Koreli KUBA üyelerinden Jae Yeon'la turizm ofisine gittik. Giderken yemek yemek için bir restorana uğradık, aramızda şöyle bir diyalog geçti:
- Ne yiyelim?
- Et olmayan her şey olabilir, balık da yiyebilirim.
- Vejeteryan mısın?
- Balık yediğime göre vejeteryan değilim.
- Ton balıklı kimbap var.
- O olur.
Kısa bir sonra kimbaplar geldi:
- E bunun içinde salam da var.
- Yani?
- Salam yani, et var bu kimbabın içinde.
- Aa salamın et olduğunu düşünemedim. 
Evet işim zor derken ciddiydim. Arada iletişim kopukluğu olduğunda her şey daha da zorlaşıyor. Ama sağ olsun elinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştı. Beraber turizm ofisinden bir kutu broşür, 4 tane kız elbisesi, bir erkek yeleği ve şapkalarla okula geldik. Grubun lideri Sol broşür kutusunu götürmek için bizi okulda karşıladı. Bu arada turizm ofisnde Sung-Eun isimli bir kızla da tanışmış olduk. Bize İstanbul Kütür merkezine gidersek daha çok yardım alabileceğimizi söyledi. Daha sonraki bir gün yine Cihanl'la kültür merkezine gittik. Oranın müdürü Hüseyin Bey bize her konuda yardımcı olabileceklerini, işlerinin Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunmak olduğunu söyledi. Oradan kız elbiseleri alıp daha sonra tekrar gelmek üzere ayrıldık. Pazartesi gün diğer Koreli öğrencilerle toplantı düzenlendi. Her ne kadar benim o saatte dersim var desem de dinletemedim. Diğerleri meşgulmüş. Bu arada yurtta tanıştığım (daha önce bahsetmiştim, hani şu nüfuz cüzdanımdan Türk olduğumu anlayan) arkadaşım Emre ve onun beni kampüste Türk Hava Yollarından getirdiğim bayraklarla görüp Türk müsün diye soran arkadaşı da katıldı. Ben ve Cihan toplantıya çok sonra katıldık katılmasına da ellerinde bizim gittiğimiz yerlerden getirdiklerimiz dışında hiç bir şey olmadığını, hadi onu geçtim bir plan bile olmadığını görünce hayal kırıklığına uğramadım değil. Salı günü yani dün sabah erkenden kalkıp daha önce Cihan'la ve Emre'yle fikir alışverişinde bulunduğumuz yemekleri sıralayıp alınacakların listesini çıkardım. Süpermarketten ve İtewon'dan alınacaklar diye ikiye böldüm. Sonra KUBA üyelerinden Kyeon Eun ile kültür merkezine gittik. Oradan kilim, yazma, patik, kıyafet ve resimlerin olduğu bir kutu ve bir bavul alıp taksiyle okula döndük çünkü çoktan öğle olmuştu ve dersinin bir kısmını kaçırmıştı bile. O yüzden onun indiği yerden yine KUBA üyelerinden Sung Hyuk bindi ve yurdun yolunu tuttuk (evet hala taksiye nasıl yol tarif edileceğini bilmiyorum, tabi bir de aldıklarımızı yurda tek başıma taşıyamazdım). Akşam ise 7'de buluşup 3'e bölündük. Sung Hyuk, Sol ve Jaechang süpermarkete, Cihan ve haftalardır görüşemediğimiz Bilkent'li arkadaşım Selcen İtewon'a gittiler. Ben de kültür merkezindeki Hüseyin Bey'in daveti üzerine bayram kutlamasına gittim. Her ne kadar onlar alışveriş yaparken ben keyif çatıyorum diye Cihan'dan fırçayı yemiş olsam da Hüseyin Bey'in eşinin dönüşte bana evlerinden kurabiye, gül tatlısı, mantı ve kıyma vermesi beni gerçekten çok sevindirdi. Ülkesini seven ve bunun için bir şeyler yapmaya çalışan insanları görmek gerçekten çok güzel. Bu arada Selcen ve Cihan İtewon'dan nargile de almışlar. Her şey tamamdı, Cihan'dan yufkaları kızarmaya hazır hale getirmesini, Sol'a da havuçları kaynatıp beni de 8'den önce almaya yurda birini göndermesini söyledikten sonra sütlaç, irmik tatlısı ve yoğurdu hazırlayıp yattım.
Sabah yine erkenden kalkıp köfteleri hazırladım, gidecekleri kapının önüne dizip 7.45 civarı birinin gelip beni almasını beklemeye başladım. Ne var ki dün telefon trafiği yüzünden kontörüm kalmadığından bir yandan da birinin beni aramasını bekliyordum ki aklıma facebook geldi. Belki biri yazdığımı görür ümidiyle yazdım yazmasına da beni alacak olan Jae Yeon 8.30'dan önce gelemeyeceğini söyledi ki her şeyin 10'da hazır olması gerekiyordu. Ben de oda arkadaşıma taksi çağırmasını rica edip bütün eşyaları aşağı indirdim, taksi beklediğimi gören başka arkadaşlar da bana katılınca en azından gideceğimiz yeri tarif edecek birilerini bulmanın rahatlığıyla festival yerine vardık. Eşyaları taşımama da yardım ettiler sağ olsunlar. Tabi o kadar beklemenin verdiği sıkıntı ve standa vardığımda havuçların pişmemiş, böreklerin dürülmemiş olduğunu, hadi onu geçtim kanepeleri kesecek bıçağın bile yarım saatte gelememesi zaten yorgun olan bünyemi sarsınca orada bulunan Koreli kızlara çattım, ben lider değilim neden herkes her şeyi benden bekliyor dedim. Oradaki adını bile bilmediğim, gün içinde de sadece sabah hazırlıklara başlamadan ve akşam temizlik bittikten sonra gördüğüm bir kız (ki gördüğümde kolundaki çantayı bile bırakmadı) bizimle bu tavırla konuşamazsın, biz size yardım etmeye uğraşıyoruz deyince, şu koca süreç içerisinde ne yaptığını sordum, derslerim vardı meşguldüm deyince konu kapandı. Sağ olsunlar diğerleri daha anlayışlı çıkınca ben de biraz olsun rahatladım. 


Sabah taksiyi beklerken

Hazırlıklara başlayalım


Sağdaki komşumuz Japonya

Soldaki komşumuz Kanada

Nargileyi de hazırlayalım


Diğer öğrenciler yavaş yavaş tura çıktılar bile






Tabi ben de boş durmadım diğer standları gezmeye başladım:

İspanya

İngiltere


Kore

Çin

İsveç

Finlandiya

İtalya

Fransa

Şili

Hollanda


Singapur

Almanya

Nijerya

İsviçre

Kazakistan

Avusturya

Avusturalya

Amerika

Dondurmacı gibi olmuşum





Nargile



Kumpir hazırlayalım

Kanepeleri de dizelim




Danteller de çamaşır ipine dizilsin
Yalnız bizim Koreli de tam dondurmacı olmuş

Nargilemizi deneyin








Meksika kostümleri
Yalnız ikisi de Koreli

Bizim camiciler de gelmiş

Rektör Türk kahvesi içerken 

Tadını algılamaya çalışıyor

Sonuç

Beğendiğine dair bir belirti yok gibi




İspanyol dansı yapan erkek yanda da Meksikalı kızlar
Ortada bir gariplik var sanki


Meksikalılar

Giydiğinin İspanya'nın geleneksel kıyafeti olduğunu iddaa eden vatandaş

Popülerlik etiketleri
Başına boş gezen bir İspanyol yollanınca sonuç



Fotoğraf çekme işini Emre'ye verince artık kalabalıklarda kendimi görme fırsatım oldu
Arkadan şişman mı görünüyorum ne?


Her ülke kendi kıyafetlerini tanıtacak
Sol tarafta koca bir basın ordusu var

Kore


Çin

İspanya

Türkiye


Almış başımı gitmişim
hehe

Kanada

Avusturya

Japonya

Kazakistan



İngiltere


Amerika

Avusturalya



















Bu pozla yüzlerce fotoğrafımız olduğunu söylersem yalan olmaz





Biz de olaya el attık çaktırmadan gidip gidip sticker yapıştırdık






Sigara börekleri puro mu olmuş ne
Şaka bir yana
Bunu Selcen'le Cihan yaptı
Herkes çok beğendi


Japonlar boş durmamışlar Faslı arkadaşa dövme yapmışlar
Bizim de kendimize özgü alfabemiz olsa biz de yapardık 

Kazakistan
Bir an ama bu bizim kıyafetimiz diyecek oldu demedi heralde


Kazakistan standında Alman arkadaşı harıl harıl çalışırken
görünce şaşırmadım değil
Gerçi bizde de bir tane Amerikalı vardı



Nijerya





Bizim bayrağımızı çalıp üstüne yıldız eklemişsiniz dedim
E gel o zaman fotoğraf çekinelim dedi














Dünyanın en cool Singapurlu ikilisi

Elisa
Bize yardımcı olan Amerikalı kız
Yemeklere yardım etmekten diğer standları görmeye bile fırsat bulamadı
Ayrıca çok cana yakın
Herkes çok sevdi

Sung Hyuk
O da bugün çok çalıştı
Standdan neredeyse hiç çıkmadı
Tabi eksilen malzemeleri almaya gitmek dışında
Onu ikinci seçtim

Jaechang
Tek kolu sakat olmasına rağmen çok yardımcı oldu
Onu da üçüncü seçtim

7 damga toplayınca ödül varmış
Durur muyum?
hehe





Japonlar kendi stillerinde saç yaparken

Saçlar maşalansın
Arka tarafta da makyaj yapıyorlar

Japonların kollarına Arapça isim yazdım

Onlar da bana Japonca yazdılar
Saditto yazıyormuş sanırım

İyice öğreneyim ben de kardeşime yaparım dedim
Batılılara olmuyor dediler
Olsun, deneriz
Ya da iyice baksın kendi denesin
hehe




Bizimki kıvırcık saça geçmiş bile

Eveeeet
Standımız 3. oldu
100.000 wonluk hediye çeki verdiler

Festivalin sonuna geldik
Bizim çantalı da gelmiş




Akşam yemeği için kültür merkezine giderken


Korelilere yönelik kurban bayramı kutlaması varmış
Etraf Korelilerle dolu olunca
Türk merkezinde yabancı gibi hissettim

Dönüşte kolu yüzünden ayakkabılarını bağlayamayınca
yardımına diğerleri koştu
Bloğuma koyacağım resminizi görürsünüz dedim
Çok şirinler 

Aynada fotoğraf çekinmezsek olmaz
Bir gün de böyle bitti. Hayal kırıklığı ve moral bozukluğuyla başladığım gün çok güzel bitti. Geldiğimden beri belki de ilk defa Korelilerle bu kadar çok vakit geçirdim  (bizim Türkçe öğrenen Korelileri saymıyorum). Anladım ki aslında içleri ve dışa yansıtmaları çok farklı. Gerçekten çok farklı. Genelleme yapmaktan sakındığım için sadece bugün gördüğüm gruptan bahsediyorum ama onlar da kendi aralarında çok farklı karakterlere sahip oldukları için azıcık ucundan genellemeye kaçsam olur sanırım. Neyse, özellikle metroda gidip gelirken Sol ve Kyeong Eun'a Koreliler hakkındaki izlenimlerimden bahsetme imkanım oldu. Aradaki iletişim kopukluğunun onların İngilizce'de iyi olmamasından çok Korelilerin içlerindekini iyi ifade edemediklerinden kaynaklandığı konusunda hem fikir olduk. Dil önemli ama sorunun kaynağı olarak göstermekte yetersiz çünkü Korece bilen Türkler de benimle hemfikir. Onu geçtim İngilizce'yi iyi konuşamayan Türkler hakkında yabancı arkadaşlarımdan böyle bir şey duymadım. En azından özellikle Koreli erkeklerin yabancılara öcü gibi bakmalarına yeterli bir sebep değil. Öyle yani gözlemlerimi dile getirdim onlar da aslında Koreli erkeklerin göründükleri gibi olmadıklarını, sadece dışa yansıtmada sorun yaşadıklarını söylediler. Bana da mantıklı geldi. Mesela bugün Sung Hyuk ve Jae Chang bir şey sorduğumda ya da ne yapmaları gerektiğini söylediğimde sanki dediklerimi takmıyormuş gibi görünseler de aslında fark ettim ki akşama kadar çoğu işi onlar yapmış. Gerçi Sol ve Kyeong Eun da geleneksel kıyafetlerimizle bizi en iyi şekilde temsil etmeyi ihmal etmediler. Elisa'dan bahsetmiyorum bile. Her birine nazar boncuklarından hediye ettim. 3.lük hediyesini de listedeki güzel restoranlarından birinde harcamayı düşünüyoruz.

Bugün biraz çok yazdım çünkü hayatımda ilk defa böyle bir organizasyonda görev almıştım ve neyi nasıl yapacağımı ilk defa tecrübe etmiş oldum. Belki ilerde böyle bir etkinliğe katılmak isteyenler bir daha düşünsünler. Şaka. Ben bugün çok keyif aldım, onca yorgunluğuma da değdi, bana süreç içinde bir kaç farklı kişinin söylediği gibi bu işler gönül işi. 3. de olduk daha ne olsun.

2 yorum:

  1. Tanışmıyor olsak da merhaba :)

    Ve tebrik ederim!

    Ben de Kore'ye değişim programıyla gitmeyi düşünüyorum da okumadan edemedim, ne güzel eğlenmişsiniz, keşke biz de Bilkent'te böyle şeyler yapsak :)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Keşke Bilkent'te bu kadar çok değişim öğrencisi olsa ya da okul uluslararası etkinlikler desteklense ama pek ihtiyaç görülmüyor sanırım. Zaten bu festivalin bütün masraflarını okul karşılamıştı ki eğer Kore'de yabancıysanız bu tip festivaller dönüp dolaşıp sizi buluyor.
    Sen yine de bu isteğini Doğramacı Ailesi'ne bir ilet, bakarsın seni de organizasyonun başı yaparlar =)

    YanıtlaSil