13 Kasım 2011 Pazar

Malaysian Student Annual Dinner 2011

Kore'deki Malezyalı öğrencilere yönelik her yıl geleneksel olarak düzenlenen akşam yemeğinin ilk defa İngilizce olarak sunulacağını öğrenen Malezyalı arkadaşım Hişam camideki arkadaşlarımı ve beni de davet edince neden gitmeyelim ki dedik. Bu vesileyle bu yemeğe ilk defa Malezyalı olmayan öğrenciler de katılmış olacaktı. Bildiğiniz gibi Malezya'da pek çok farklı etnik kökene sahip insanlar bir arada yaşıyor. Bunların arasında en kalabalık olanları Malaylar, Çinliler ve Hintliler. Biz de bugün yemeğe giderken bunu bildiğimiz için Malezyalıya benzemeyen Malezyalılar görünce şaşırmadık.

Hava bugün önceki günlere göre rüzgarlı ve soğuktu. Yurttan çıkarken havanın güzel olmayacağını tahmin edemediğimden Samsung metro istasyonunun 1. çıkışında Hişam'ı beklerken tabiri caizse donduk:











Baktım beklerken donarak öleceğim, metrodan çıkan kalabalıklardan birine karışıp akşam yemeğinin yeneceği salonun yolunu tuttum:







Salon bizi bekliyor

Son provalar yapılırken

Makyajlar da tamamlansın







Bizim masamız












1. sınıfların dans gösterisi



Yemekler hazır








Kimçi

Çiğ balık

Kimbap

Çiğ deniz ürünleri













Yılan balığı
























Bu dönem mezun olacak öğrencilerin veda konuşması






Hepsi bu dönem sonunda mezun oluyor





























































Taksi beklerken

Anam'a döndük bile
Kore'ye gelmeden önce böyle bir yemeğe davet edileceğimi düşünmediğimden elbiselerimden hiçbirini getirmemiştim. Malezyalı arkadaşlarımdan biri kendi elbiselerinden getirecekti ama biraz geç kaldığı için onları da giyemedim. Neyse fazla sorun olmadı. Arada kaynadık sayılır. Ya da kaynamadım bilmiyorum. Diğer arkadaşlarım yemekten sonra hemen gidince orada tek yabancı ben kaldım. O kadar Malezyalı'nın arasında farklı göründüm doğal olarak. Zaten oradakilerin bir kısmını önceden tanıyordum, çoğunu da daha önceki etkinliklerde gördüğümden pek yabancı sayılmazdım ama olsun. Yanıma gelip Türkiye'den mi geldiğimi sorup sonra Türkçe bir kaç kelime söyleyenler de yok değildi. Daha öncede başıma defalarca geldiğinden şaşırmadım açıkçası. Yine aramızda şöyle konuşmalar geçti:

- Bunları söylemeyi nereden öğrendin?
- Türk bir arkadaşım öğretti.
- Facebook'ta seni ekledikten sonra mı tanıştınız?
- Evet.
- Kız mı?
- Evet?
- K-pop ve Kore hayranı değil mi?
- Evet, nereden biliyorsun?
- Bilirim ben.

Türk kızları baktılar Koreliler olmuyor, sıra Malezyalılara geldi herhalde. Yapmayın etmeyin gözünüzü seviyim. Türkiye'den geliyorum deyince insanların aklına 1 kebap 2 facebook'tan ekleyen Türk kızları gelir oldu. Ya da ekleyin, arada yabancılardan Türkçe bir şeyler duymak kulağa hoş geliyor.

Neyse efendim, Malezyalılar gerçekten çok iyi insanlar. Yemekleri güzel, insanları sıcak kanlı. Koreliler Malezyalılar'a göre fazla batılılaşmaya çalışan ama bir o kadar da yabancılara uzak insanlar olarak kalıyorlar. Malezyalılar ise eski sömürge olmanın getirdiği eğitimle çok iyi derecede İngilizce konuşuyorlar. 3 yaşındaki çocukla da yaşı bir teyzeyle de çok rahat iletişim kurabiliyorsunuz tek kelime dillerini bilmeden. Buna rağmen kültürlerini çok güzel koruyorlar. Özel günlerde kadın erkek fark etmez, herkes geleneksel kıyafetlerini giyiyor. Koreliler ise İngilizceleri çok iyi olmamasına rağmen, hem de yabancılara karşı biraz soğuk olmalarına rağmen kültürlerinden daha çok uzaklaşma derdindeler. Bu tezat beni biraz üzdü açıkçası. Ama yine de her iki kültürün  insanının kendine has özellikleri ve güzellikleri var. Mesela ilk başta somurtkanlılıklarıyla ün yaptığını düşündüğüm acummaların bile bir kaç kelime Korece konuşmaya çalıştığınızda yüzleri gülüyor ve sizi konuşmaya teşvik etmeye çalışıyorlar. Daha önce bahsetmiştim ya hani bu iletişim kopukluğu dilden kaynaklanıyor diye. Öyle işte.

Kore'yi seviyorum. Malezyalıları da..




8 yorum:

  1. Buradakilerin hepsi Malezyalı mı? Koreliye çok benzeyenler var da:) Bu arada dediklerine katılıyorum yani Koreli kısmına. Malezyalılar hakkında bilgim yok. Kore'ye giden kime sorsan, herkes Korelilerin Abd özentiliğinden bahsediyor. Doğru da. En basitinden her şarkıya İngilizce kelime koymaları, dizilerdeki Amerika'ya gitme hayalleri, planları falan. Bu durum her ne kadar bizim hoşumuza gitmese de seviyoruz gene Korelileri ^^
    Bu arada davet de çok eğlenceli geçmişe benziyor :)

    YanıtlaSil
  2. Buradakilerin hepsi Malezyalı (bizim masa hariç). Koreliye benzeyenlerin bir kısmı Çin kökenli Malezyalı. Ben de bir tanesini Koreli zannetmiştim, meğer Çin kökenliymiş. Çekik gözlü olmayanlar da Hint kökenli Malezyalı.

    Koreliler bana nerelisin diye sormuyorlar. Amerikalı mısın diye soruyorlar. Aslında bu beni ne kadar rahatsız etse de bu ülkeye yıllarca amerikan askerinden başka yabancı gelmediği için fazla da garipsemiyorum. Son zamanlarda yabancı = Amerikalı algısı yavaş yavaş kalkıyor diye duymuştum. Demek ki eskiden daha betermiş =)

    YanıtlaSil
  3. Abla bu postu kaldırmanı öneriyorum. Yoksa bloğunu okuyan Türk erkeklerine yazık olacak. O Özbek ablaya aşık olacaklar. Sonra melankolik gençlik filan.. Hayatımda böyle güzellik görmedim =D

    Bu arada nakavt vuruşunu yapmamışsın. Koreden ayrılırken vs neler oldu. Uğurlama partisi filan yokmuydu. Bir de Bilkente kaçıncı seneden devam ediyorsun şimdi

    Son sorum da. Eğer Kore de kalma şansı verselerdi Korede mi kalırdın yoksa illede vatanım mı derdin =D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haha o Özbek ablanın bir adet nişanlısı var. Nakavt vuruşum yok yok ama siz yine de dikkat edin. Her an bir yerlerden vuruşlar çıkabilir. =)

      Son sorunun yorumunu da size bırakıyorum. Diyorum ya vuruşlar çıkabilir diye =D

      Sil
  4. Merhaba :)
    Blogunuzu yakın zamanda keşfettim ve bir macera kitabı elime almış gibi hergün bir iki yazınızı okuyorum.

    Son zamanlarda özellikle "Korean wave" olarak adlandırılan durumun nasıl oluştuğunu, pek çok açıdan birbirinin kopyası olan dramaların ya da müziklerin nasıl bizleri ve tüm dünyayı etkilediğini anlamaya çalışıyorum :)
    Koreliler hakkında okuyup izlediklerime dayanan kendi düşüncelerim vardı ama doğru olduklarını öğrendiğimde üzüldüm açıkçası. Ülkemizde de Abd başta olmak üzere batı ülkelerine fazla özenen kesimler var ama sanırım Kore'de bu durum daha yaygın..

    Paylaştıklarınız öğrenciler için gerçekten cesaret verici. Ayrıca başka bir ülkenin kültürüne bir Türk'ün gözünden bakmanın değeri paha biçilemez :)

    Teşekkürler, Merve Nur Çakır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba!

      Aslında bu Korean Wave olayını ben de tam anlayabilmiş değilim. Kore eğlence endüstrisi bunun üzerine çok çalışıyor ama özgün ürünler ortaya koyamıyorlar ne yazık ki. Özgünlükten kastım orijinallikten ziyade, kendi özlerine dayanmak. K-pop denilen müzik türü de özünde Amerikan kaynaklı. K-drama desek eskiden Maria Mercedesler, Rosalindalar vardı şimdi de Coffee Princeler, Flower Boylar var. Dünyada 10-20 yaş grubundan insan oldukça, bu dalgalar da varlığını her dönemde sürdürecek. Dün Meksika, bugün Kore yarın belki de Zimbabve , kim bilir?

      Korelilerin de Amerika'ya olan özenmelerini bir nebzeye kadar anlıyorum. Sonuçta bir zamanlar bitmiş tükenmiş kabul edilen bir ülkenin filiz vermesindeki katkısı inkar edilemez ama aşırısı fazla. Keşke Amerikan kültürü denilen şeyin balondan ibaret olduğunu görüp daha çok kendi özlerinin güzelliklerini fark edebilseler.

      Arada sırada, bloğumdan cesaret alıp Kore'ye gidenlerin haberleri bana geliyor. Çok mutlu oluyorum. Umarım herkes bir gün kendi hayalinin peşinden ayakları yere sağlam basarak gitme imkanı bulur.

      Bloğumu beğendiğiniziçin ben teşekkür ederim, inşallah devamını da beğenirsiniz. =)

      Sil
    2. Bir de son dönemde internet ağı sağolsun bu tarz dalgalar çok hızlı yayılıyor. Bazen düşünüyorum acaba sinemayı sadece Hollywood sanan dünyaya rağmen masum aşkları fazlaca işlemesinden midir günümüzde K-dramanın bu kadar sevilmesi...

      Abd maalesef kendi kültürsüzlüğünü "globalleşme" adı altında, yükselmeye çalışan ülkelere iyi pazarlıyor. Keşke insanoğlu her şeyi tadında bırakabilse ama en karanlık andan sonra güneşin doğması gibi, sanırım Koreliler de yavaş yavaş kendilerinin farkına varacaklar. Ama biraz acele etsinler; hangi şarkıda -olmazsa olmaz- bir iki kelime İngilizce duysam çok üzülüyorum.

      4. sınıfa yani kliniğe başlamak üzere olan bir tıpçı için Kore'de değişim öğrencisi olmak çok zor bir hayal olsa da :) inşaallah küçük bir staj ya da sadece gezip görmek için birgün gidebilirim :)

      Bloğunuzun devamını da beğeneceğimden eminim :)

      Ah ne çok yazmışım :) Sağlıcakla kalın, Merve Nur Çakır

      Sil
    3. K-dramayı benim gözlemlediğim kadarıyla daha çok Doğu ülkelerindeki kızlar izliyorlar. Kendi halkları daha muhafazakar olduğu için Kore dizileri Batı kaynaklı yapımlara göre daha kendilerine yakın geliyor. Bu Mısırlı biri için de Vietnamlı biri için de geçerli. Aynı kişiler Kore filmlerini izlemeyebiliyorlar çoğu zaman çünkü hem aynı muhafazakarlığı bulamıyorlar hem de dizilerdeki pırıltılı yaşam yerine gerçek Kore'yi görmek istemiyorlar. Mesela bir Adını Feriha Koydum ya da Aşkı Memnu etkisiyle "Üç Maymun" filminin etkileri aynı olamayabiliyor. Olay daha çok gerçekçilik boyutunda bitiyor gibi sanki.

      İngilizce kelimelerin kullanılması da onlara göre çok güzel bir pazarlama stratejisi bence. Tek kelime Korece bilmeyen kişileri bile kendine çekiyor. Umarım bu bir geçiş aşamasıdır, yeteri kadar tanınmışlık hedeflerini gerçekleştirdikten sonra daha çok özlerine dönerler.

      En yakın zamanda iyi bir fırsat çıkar da siz de gitme imkanı bulursunuz inşallah. Staj imkanları gayet cazip, Japonya ve Kore'ye Bilkent'te genetik okuyan öğrenciler yaz stajına gidiyorlar. Detaylarını bilmiyorum ama onlar için varsa sizin için daha fazla imkan vardır. Aklınızda bulunsun =)

      Hoşçakalın =)

      Sil