3 Aralık 2011 Cumartesi

7th Tarbiyyah Programme

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda camide her ay Müslüman olmayan Korelilere yönelik düzenlenen terbiye programına katılmıştım. Her ne kadar ismi komik gelse de benim yaşlarımdaki insanların bir şeyler yapmaya çalışması güzel. Geçen ay gidemediğim bu programa bu sefer gittim. Konuşmalar tamamen Korece olduğu için fotoğraf çekmekten arta kalan zamanı dışarıda tur atıp atıp tekrar dönerek geçirdim (kısacası sıkıldım yani, cümleyi neden bu kadar uzattıysam). Yine her zamanki gibi programda Müslümanlar ağırlıktaydı. Aslında daha iyi organize edilse ve üzerine düşülse daha iyi işler çıkarılabileceği inancındayım. Çünkü Kore'de çok büyük bir potansiyel var, Koreliler akın akın camiye turistik ziyarete geliyorlar ama bizimkiler gelenleri kovmaktan beter ediyorlar. Gelenleri camiye sokmamalarını geçtim, söyleyeceklerini kibarca değil gayet kırıcı ve itici şekilde söylüyorlar. Daha önce yabancı arkadaşlarımdan bu şekilde duyumlar almıştım ama birkaç defa kendim şahit olunca bu işe el atmanın vakti geldi diye düşünmeye başladım. Fırsatını buldukça da bu konuyu dile getiriyorum. Yavaş yavaş bir değişme vardı ama geçen haftalarda birinin caminin kadınlar tarafını pisletmesi eski usüle geri döndü. Hep derim ya buraya bir Türk elinin değmesi lazım diye. Türkler buraya kendine has hoşgörüsü ve sevecenliğiyle Kore Savaşı sırasında insanlara Müslümanlığı tanıtmış ama onlar gider gitmez sağ olsunlar sizin de rahatça tahmin edebileceğiniz ülkeden insanlar buraya gelip kendi İslam anlayışlarını yaymışlar. Sonuç olarak da cami, Koreliler için dışarıdan bakılan, içeriye girmeye korkulan bir yer haline gelmiş. Zaten Müslümanlığın ne olduğunu bile bilmeyen bu insanlar İslama daha bir negatif gözle bakar olmuş. Bunları gördükçe milliyetçi damarım kabarıyor, nerede bizim Türkler diyorum kendi kendime. Bunu kimse ırkçılık olarak algılamasın, İslam'ın her çağa ayak uydurabilen bir din olduğunu kanıtlayan sayılı ülkelerden biri olduğumuzu cümle alem biliyor zaten. Bir tek İslam'a karşı korku ve nefretin kaynağı olan insanlar bilmiyor işte. Onlara karşı her şeyin sorumlusu medya. Öyle değil işte. Seul Camisi sağ olsun yakından gördüm, görüyorum. Bu beni üzmüyor mu? Üzüyor tabi. Üç kıtaya İslam'ın ne olduğunu göstermiş, insanların inanç ve yaşayışlarını yargılamadan barış içinde bir arada tutmayı başarmış bir Osmanlı torunu bu görüntülere alışık değil. İnsanları sen Şii'sin, sen Sünni,sin, senin başın açık, sen peçe takmıyorsun gibi söylemlerle bir arada tutacakları yerde ayırıyorlar. Artık Müslüman olmayanlara karşı olan tavırlarını siz düşünün. Hele bir de kendi düştükleri hale bakmadan Türkleri gerçek Müslüman olmamakla suçlamaları yok mu? İnsanı çileden çıkarıyorlar. Tabi her yerde olduğu gibi burada da bir yeri çekilebilir hale getiren insanlar var. Sağ olsunlar onların çeneleri değil elleri çalışıyor ve bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Ben de Korece bilmediğim için faaliyetlerin hazırlık aşamasına katılamasam da orada bulunarak onlara desteğimi göstermeye çalışıyorum. Şimdilik elimden bu kadar geliyor. İleride ne olur bilmiyorum.





Ameen Amca
Dünya tatlısı biri
Camide en sevdiğim kişilerden biri

Hisham
Arada beni gıcık etse de Cami'nin Malezya şubesi
İyi biri işte


Yaaaay
Yemek vakti!


Yemekler Türk restoranından geliyoruz diye bağırıyor sanki






Türk yemeği işte
Salata bile var
hehe





Wonnie nasıl Müslüman olduğunu anlatırken


Soldaki Mana, yakında ülkesi Kanada'ya dönecek
Sağdaki de Koreli Habibullah,
yaşını söyleyip insanlara kalp krizi geçirtmekle meşhur


Kore'ye yeni bir Türk gelmiş
Yaşasııın!!



Oyun vakti



Oyunu kazananlar hediyelerini alırken



İçeride program devam ederken
Koreliler Özbekistan'ı desteklemek için camiye gelmişler
Gerisini anlamadım


Toplu fotoğraf çekiniyoruz
Ben de aralarına katıldım
Bana ne oluyorsa
hehe

Camının giriş kısmına ilk defa çıktığımı fark ettim
Beni bile korkutmuşlar
Manzara da fena değilmiş















Her şeye alıştım da
her yemekten sonra Malezyalı erkeklerin sessiz sedasız mutfağa girip
bulaşık yıkamasına alışamadım
Türk kızıyım ben yapmayın, yüreğime inecek bir gün



Camideki programdan sonra Hişam'ın evinde yemek yapma kararı aldık. Normalde herkes ya yurtta ya da tek kişilik minik odalarda kaldığı için Malezyalı arkadaşlarıyla yaşadığı evde yemek yapma fikri aklımıza yattı.















Patlıcanlarımı yakmayın lütfen





















Halley'i özledim ben ya











Eveeeet
Yine patlıcan oturtma yaptım
En sevdiğim sebze yemeklerinden biri
Yabancılar da seviyor hem
Ama bu sefer oturan patlıcanlar muhabbetine girmedim
Ekmeklerimiz bile hazır daha ne olsun



Pirinç nerede diye sordular
Banarak yiyeceksiniz diye despotluk yapınca paşa paşa ekmeğe sarıldılar










Fatima'nın spagettisi
Acıydı ama çok lezzetliydi


Dillnoza'nın Özbek usülü köftesi






1.64 boyumla günün bıdığı seçildim


Gitme vakti


Montlarımızı alalaım
Malum havalar soğudu



Böylelikle bir günü daha bitirmiş olduk. Her ne kadar buradaki Müslümanlar beni Türkiye'de yaşadığıma defalarca şükrettirmiş olsa da aralarında gerçekten çok sevdiğim, muhabbeti güzel insanlar var. Sayıları pek fazla olmamakla birlikte her hafta camiye gelmemin nedeni sayılırlar. Sonuçta insan kendi dilinden (dilden kastım aynı dili konuşanların değil aynı dili paylaşanların anlaşması misali) anlayan insanlara ihtiyaç duyuyor. Sağ olsunlar var olsunlar.


3 yorum:

  1. Merhaba Saadet abla, ben almanya'dan Deniz. :)
    Bunu yazmistin: "Sağdaki de Koreli Habibullah,
    yaşını söyleyip insanlara kalp krizi geçirtmekle meşhur"
    Kac yasinda oldugunu merak ettim :D

    YanıtlaSil
  2. tekrar rahatsiz ediyorum :( ama yarin annemle ankara'ya ucuyoruz. ankara'da kore restorani var mi?

    YanıtlaSil
  3. herkes ona abi abi derken meğer en küçüğümüz oymuş. yaşını söylemeyim de benden baya bi küçük olduğu öğrenmem beni yaş bunalımına sokmadı değil.

    Kore restoranı Ankara'da yok ama İstanbul'da bir tane restoran olduğunu duymuştum. İstersen yeni açılan kültür merkezine sor, onlar daha iyi bilirler =)

    YanıtlaSil