5 Aralık 2011 Pazartesi

Bozuk Bilgisayar

Ben buraya gelmeden once Kore'deki internetin ne kadar hizli oldugunu anlata anlata bitirememislerdi. Her kose basinda hatta metroda bile internetin oldugu dogru ama hiz konusunda ayni seyi soyleyemeyecegim. Hala internetin ne kadar supersonik ve hizli oldugunu iddaa eden arkadaslarim olsa da beni ikna edemezler. Neden mi? Cunku gecen hafta internetin yavasligi yuzunden bilgisayarimi bozdum.

Bildiginiz uzere bloga koydum fotograflarin buyuk bir cogunlugunu burada aldigim Canon fotograf makinesiyle cektigim icin haliyle boyutlari buyuk ve buraya yuklemesi bazen saatlerimi alabiliyor. Yine bir gun fotograf yuklerken normalde yavas olan internet iyice yavasladi ve o sirada annemden gelen skype aramasi da ustune eklenince bilgisayar kilitlendi. Zaten fotograflarin bir turlu yuklenmemesine sinirlenen ben, bos durmadim bilgisayari bozdum. Arkadaslarin dedigine gore harddiskte sorun varmis. Ne zaman yaptirabilirim bilmiyorum. Tahmin edebileceginiz uzere okuldaki bilgisayarlarda Turkce klavye olmadigi icin bir sure buralardan uzak kalacagim. Resimleri yukleyememin yaninda blogumu google translate ile okuyan baya bir akadasimin oldugunu dusunursek, bu sure zarfinda cektigim fotograflari bilgisayarima kavustuktan sonra eklemek en iyisi.

Hazir vakit bulmusken ben de halihazirda bulunan birkac konuya deginmek istedim:

Daha onceden bahsettigim gibi ben bu blogu, ben buraya gelmeden once arayip da bulamadigim bilgilere benden sonra buraya gelmek isteyenler daha kolay erisebilsinler diye hazirladim. Cunku gecen sene Kore hakkinda neredeyse hicbir bilgim yoktu ve okudugum Ingilizce yazilar da bir Turkun kultur ve yasam tarzindan uzak oldugu icin tatmin edici degildi. Buraya gelen Turkeler de degisik sitelere yazilar eklemisler hatta bazilarinin blogu vardi ama bana yeterli gelmedi cunku devamli ve ayrintili degildi. Aslinda su anda onlari daha iyi anliyorum cunku bu tip bir seyi duzenli olarak yapmak cok vakit ve sabir istiyor (bilgisayarimi bozdum daha ne olsun). Buna ragmen pek cok kisiden Kore hakkinda mesajlar aliyorum. Sanirim bunda biraz da benim hatam var, bazi seyleri yazmayi unutuyorum ama birbirine benzeyen onlarca soruyu tek tek cevaplamak bir sure sonra yorucu olabiliyor. O yuzen sorularinizi blog uzerinden sorarsaniz benim atladigim kisimlari yorumlar kisminda tamamlamis olursunuz. Tabi bu da beni bir hayli memnun eder.

Hazir yeri gelmisken herkesin sordugu ama benim surekli erteledigim sorunun cevabini vermek istiyorum: "Aylik ne kadar harciyorsun?" Sanirim tum blogu kaldirip yerine bu sorunun cevabini koysam herkes memnun olacakmis gibi hissetmeye basladim. hehe. Neyse iste beklenen sorunu cevabini veriyorum:

Daha onceden yazdigim gibi ben buraya gelmeden once yurtta nobet tutarak, annemin altin gunune girerek, ozel ders vererek (ki bana hakettigimden fazlasini vermisler Allah razi olsun) 2000 liradan fazla para biriktirdim ama basvuru surecinde bilet, pasaport vs derken neredeyse hepsi bitti.. Daha sonra annem de bir o kadar para verince dunyalar benim oldu. Tabi buraya gelince o para fotograf makinesine gitti desem yalan olmaz. Aldigim makina, lensiyle birlikte 1.000.000'du. Her ne kadar makinanin kendisi ucuz olsa da lenste biraz kazik yedigimi siz de okumussunuzdur. Neyse en azindan insanlara dil dokmek zorunda kalmadan kendi makinami kendim almam isin tek sevindirici kismi (bu konuyu daha sonra isleyecegim). Bir yillik yurt parasi olarak da dedem 5.000 lira verdi (Allah ondan da razi olsun). Yine daha once yazdigim gibi kaldigim yurt olan CJ International House bir donemlik 2 kisilik odaya 1.580.000 won aldi. 200.000 won da depozito. Ki depozito istemeyen yurt yok sanirim. Dedemden aldigim para 2 aylik kis tatlinde ve bahar yariyilinda bu yurda yetmeyecegi icin 3 kisilik odalari olan, mutfagi ve banyosu ortak kullanilan 3 kisilik yurda basvurdum. 2 aylik kis tatili icin 390.000 won aliyorlar. Aslinda arkadaslarimin pek cogu okul cevresinde kaliyor. Fiyatlar odanin buyuklugu, mutfak olup olmamasi, banyonun ortak kullanilmasi gibi degiskenlerle aylik 300.000 won ile baslayip 700.000 wona kadar cikabiliyor. Ama onlar karma oldugu icin ben yine okulun yurtlarindan vazgecmek istemedim her ne kadar tirmandigim tepe beni oldurse de. peki geri kalan parayi nereden buldum? Ilk 2 ay elimdeki paralarin bir kismiyla Bilkent'ten gelen burslari harcadim ki Bilkent'in veridigi burs bu sene yurtlarinda kalmadigim icin verdikleri parayla birlikte aylik 500 lira. 3. ayda ise, buraya gelmeden kisa bir sure once nasil para bulacagim diye dertli dertli dusunurken, hatta bir ara vazgecmeyi bile kafaya koymusken (buraya gelmeden once para biriktirecegim diye aylik 250 lira para harciyordum. vazgecmenin benim icin ne kadar buyuk bir cokuntu olacagini siz dusunun) aldigim bir maille ogrendigim bir bursu harcamaya basladim. Bu burs GKS adinda Kore Hukumeti'nin degisim ogrencilerine verdigi bir bursmus ve Kore Universitesi benden habersiz benim adima basvurmus. Daha sonra ogrendigime gore okuldaki 600 kusur degisim ogrencisinden sadece 7'si bu bursu almaya hak kazanmis. Kriterleri hakkinda hic bir fikrim olmamakla birlikte beni biye sectiklerini de bilmiyorum ama bu burs bana ilac gibi geldi diyebilirim. Hem de oyle bir zamanda geldi ki Allah verdi demekten baska hicbir aciklama bulamiyorum. Her ne kadar sadece 4 ay icin olsa da burs burstur ve en azindan artik her gun Lira'nin won karsisindaki dususunu seyretmek zorunda kalmiyorum. Tabi bir de okulun actigi Hana bank hesabima yattigi icin elimdeki paranin ne kadar oldugunu gorebiliyorum. Daha once bahsettigim gibi, Yapi Kredi'deki hesabimi burdan goremiyorum ama kartimin kopyasi abimde oldugu icin ne kadar para kaldigini ondan ogrenebiliyorum. Yine de ilk 2 ay ne kadar para harcadigimin hesabini tam olarak bilmiyorum. Hepsini buraya yazdim. Umarim kafanizda sekillenmistir. Onun disinda Gks bursu geldiginden beri baska yerden para harcamadigimdan onu soyleyebilirim. Ilk burs 20 ekim'de yatmis ve bugunun 5 Aralik oldugunu hesaba katarsak bu sure zarfinda 960.000 won harcamisim. Tabi bunda ilk iki ay burs gelmedigi icin elimdeki para bitmesin diye almam gereken pek cok seyi (mesela 6 aylik lens 160.000 \, her ay alacagim bir sey degil yani) ertelememin de payi var. Supermarket alisverisleri, t-money dedigimiz metro ve otobus kartlarinin dolumu ve telefon listede basi cekenler arasinda. Aslinda oyle pek para harcayan biri degilim ama bu kadar parayi nasil harcadim hala bilmiyorum. Sonra kendime kizdim, cikolata yemeyi bir sureligine kestim. Zaten cikolatalari da guzel degil, ulker antep fistikli cikolata gonderekn olursa cok sevinirim haha.

Oyle iste artik ne kadar para harcadigimi sormazsiniz umarim. Ben blog yazip kendimden uzun uzun bahsetmisken insanlarin hem ozelden mesaj atip hem de kimliklerini olabildigince gizlemeleri beni uzmuyor degil. O yuzden lutfen sorularinizi blog uzerinden sorun. Onun disinda tanimadigim insanlardan sirf halimi hatirimi sormak icin gelen mesajlara da sevinmedigimi soylesem yalan olur.. Ben de insanim sonucta robot degilim ya di mi? hehe. Buyuk ihtimalle temmuzun sonuna kadar buradayim. Ben buradayken gelen olursa her turlu yardimci olmaya calisirim. Oturup bir cay bile iceriz (tabi o cayi geliken Turkiye'den getimeyi ihmal etmezseniz (cok cikarciyim))

Populer sorulardan ikincisi de gelirken neler getirmelerini tavsiye edebilecegim yonunde. Aslina bakarsaniz benim sorabilecegim birileri olsaydi buyuk ihtimalle ben buraya kutu kutu deodorantla gelirdim. Daha once yazdigim gibi burada hep Nivea deodorant satiliyor ve koku cesiti yok diyebilirim. Bir kac kiside Rexona gordum ama onlar da cok alakasiz yerlerden denk gelince almislar. Hem boyutlari kucuk hem de pahali. O yuzden biri sordugunda ilk aklima deodorant geliyor. Onun disinda siyah cah getirin derim. Buradakiler Hindistan'dan geliyormus, seklinin degisik oldugu gibi tadi da guzel degil. Gecenlerde Itewon'daki baklavacida bir paket taninmadik marka Turk cayinin 27.000 won'a satildigini gordum. Tabi bir de bol bol hazir corba, kofte harci, geleneksel Turk tatlilari ve paket paket hazir puding getirin. Burada hicbiri yok. Itewon'daki helal marketlede bile yok. Ha bir de getirebiliyorsaniniz kasar getirin cunku burada cok pahali. Beyaz peynir gormustum bir kere, tekrar gittigimde yoktu. Olsa da almazdim zaten. Cok pahaliydi. Genel olarak neredeyse her sey var ama Itewon'da bulunuyor cogu ve fiyatlari Turkiye'dekinin 4-5 katina kadar cikabiliyor. Sen ne yiyip iciyorsun diye sorarsaniz ben yemekleri yurtta yapiyorum. genelde sebze yemekleri. Arada icine yine Itewon'dan aldigim etlerden koyuyorum. Pazarlarda sebze diger yerlere gore ucuz oluyor. Gecenlerde 1 kilo ceri domatesi 1.000 wona aldigimi soylemisimdir. Oyle yani. Bir ara pazar alisverisimin fotografini yukleyip fiyatlarini yazmistim. Hala o fiyatlar gecerli.

Kiyafet ise burada cok var. Her zevke ve tarza uygun cesit cesit modeller uretmisler. Pahalilar cok guzel ama uculzlar da fena degil. Metro altlarinda gayet guzel kazak ve aykkabilari 10.000 won'a bulmak mumkun. Paraniz varsa ve alisverisi seviyorsaniz hic kiyafet getirmeseniz de olur. Ama Korelilerin beden olculerinin baya bir kucuk oldugunu da unutmayin.

Bahsetmek istedigim diger bir konuysa Facebook. Ilk baslarda Kore ile ilgilendigini dusundugum herkesi kabul ediyordum ama uzun zamandir musluman koreli ve ozellikle malezyali erkeklerden duydugum "senin arkadaslarin hep bizi ekliyorlar" sozunu hep bir sekilde gecistirirken gecenlerde yine birinin okuldan cok alakasiz bir arkadasimi ekledigini ogrenince haliyle sinirlendim, kisisel olarak tanimadigim herkesi listemden cikardim. Ben Kore hakkinda bilgi vermeye ugrasirken, boyle bir durumla karsilasmak, insanlarin beni Korelilere ulasma araci olarak kullandigini dusunmeme neden oldu. Ustelik bir kisminin bunu Islam adina yapmalari. Isin garip tarafi ise ozellikle Musluman Koreli erkeklerin onlari ekleyen Turk kizlarini kpop vasitasiyla hidayete erdirilecek kisiler olarak gormeleri. Hepsi benim sevdigim, saygi duydugum insanlar ama boyle bir seye araci olmak istemem. Bu sorun yuzunden kirdiklarim varsa ozur dilerim. Yukaridada belirttigim gibi benim icin mesaj yazan insanlari gorunce cok mutlu oluyorum. Hatta kendileriyle bilgisayar ekrani disinda da karsilasmak isterim. En azindan kendimi bilgi ofisi calisani gibi hissettirmiyorlar. Sag olsunlar.

Diger bir sorulan soru da Koreli erkeklerin yakisikli olup olmadiklari. Her ne kadar Koreli kizlari gayet bakimli ve guzel bulsam da Koreli erkeklerin onlardan asagi kalir yanlari yok. Yabancilarin en cok sasirdigi nokta erkek tuvaletinde sira bekleme denen seyi ilk defa Kore'de gormus olmalari. Gecenin bir korunde bile kutuphane tuvaletinde sac ve makyaj yapmaya usenmeyen erkeklerin oldugunu duymustum. Tabi genellememek lazim. En azindan unlulere gore daha dogal ve ona ragmen daha yakisikli olduklarini soyleyebilirim. Tabi bu onlarin utangac olmalariyla ilgili soylediklerimi degistirmiyor. Gerci Koreli kizlar da utangac. Ozellikle soru sordugunuz bir Koreli Ingilizce'yi iyi bilmedigini  dusunuyorsa yandininiz. Birbirlerini isaret etmekten hem vakit kaybina hem de "acaba ben de mi bir sorun var?" diye dusunmeye yol aciyorlar. Ama yine de bu onlarin sizi bazen gideceginiz yere kadar goturmesine engel olmuyor.

Buradaki Turkler'in en cok sikayet ettigi nokta Koreliler'in gittikce daha materyalist olmalari, her seyde bir cikar aramalari. Gerci ben simdiye kadar oyle bir durumla karsilasamdim ama duyduguma gore ozellikle egitim sistemi ve onun sonrasinda gelen is hayatindaki rekabetcilik insan iliskilerinde de buyuk bir degisiklige yol acmis. Bilmiyorum belki de dogrudur. Ben Ankara'li oldugum icin bu tip seyler bana uzak ama Istanbul'dan gelen arkadaslarim bunun buyuk sehirlerin ortak sorunu oldugunu soyluyorlar. Yine bir yorum yapamayacak olsam da Seul'e nispeten cok daha kucuk olan Daegu sehrinde karsilastigim insanlarin daha sicakkanli oldugunu soylememde bir sakinca yok sanirim (Ozellikle daha once bahsettigim restoran sahibi benim bu yonde dusunmeme sebep oldu) Oyle yani, hangi ulke olursa olsun kucuk sehirlerin insanlari metropollere gore daha anlayisli ve iyiliksever olabiliyorlar. Iyiliksever demisken Kore'de (ya da Seul deyim) cok uzun sure yasamis yabancilarda da bu konuda bir Korelilesme olmuyor degil. Karsiliksiz iyilik denen seyi ben burada pak gormedim acikcasi. Tamam cok fazla abartmayim ama gercekten yardima ihtiyaciniz oldugunda kapisini calabileceginiz kisiler yine Kore'deki Turkler oluyor. Tabi bu yine bir genelleme. Bireysel olarak baktigimizda yine iyi insanlarla karsilasmak mumkun. Hasta oldugum bir gun hic usenmeyip beni hastaneye kadar goturen Ingiliz bir arkadasim oldugu gibi, camide tanistigimin ertesi gunu benimle birlikte lens degistirmeme yardim etmek icin taa Yongsan'a gelen Amerikali arkadasim da yok degil. Ya da Bilkent'ten arkadasim Min'in burada bana bayagi bir yardiminin dokundugunu soylemesem haksizlik etmis olurum. Ama bilgisayarimin bozuldugunu ogrenen arkadaslarimin (uzun yillar Kore'de yasayip burayi iyi bilen yabanci arkadaslarim) ilk tepkisi bana Korece bilen birini bulmam yonunde akil vermek oluyor. Dedim ya Korelilesmek diye. Aslinda buna Korelilesmek demem de yanlis. Bence onlar kendilerini bu rekabetci ortama fazla kaptirmislar. Hatta Koreliler bu konuda onlardan daha iyi bile diyebilirim. Allah'tan Korece bilen Turk arkadaslarim var. Sadece bu siralar yogun olduklari icin bos bir zamanlarini bekliyorum. Yoksa yanmistim anlayacaginiz. Neyse iyi boyle, insanlari tanimanin en kolay ve etkili yontemi bu olsa gerek.

Neyse efendim surekli degindigim halde tekrar terkar sorulan sorulardan biri de Koreliler'in Turkler'e ve Turkiye'ye bakis acisi. Ilk basta sunu soyleyim ki Turkler'e karsi abartildigi kadar bir ilgi yok. Varsa yoksa Amerika. Hatta nerelisin sorusu yerine Amerikali misin diye sormalarina ne kadar bozuldugumu daha once belirtmistim. Herkes Turkler'le aradaki iliskiyi biliyor ama bunu dile getirmiyorlar. Getirenler de genelde Daegu, Busan gibi sehirlerde buyumus kisler. Tabi bir de bazi yasli insanlar soyluyor ama cok degil yani, sadece aa iste siz de bize yardim etmistiniz gibi bir deginme niteliginde. Gecenlerde yurdun onunde Koreli bir kizla tanistim, Turk oldugumu ogrenince aa biz kardes ulkeleriz diye sevinc gosterisinde bulundu. Ilk defa boyle bir seyle karsilastigim icin hem sasirdim hem sevindim. Gel gor ki kiz sadece beni pazar kiliseye davet edebilmek icin konusmaya zemin hazirliyormus. Zaten burada adim basi kilise var. Sanki kendi dinleriymis gibi oyle bir sahiplenmisler ki, yolda, metroda, durakta buldu mu birakmiyorlar. Zaten pek cok yabanci da onlarin bu yapiskanligindan sikayetci. Ilk baslarda etrafta guler yuzlu insanlar gormek guzel gelse de bir zamandan sonra yapay gelmeye basliyor. Ne diyordum? Turk Kore iliskileri. Tanistigim ortamda en az bir Koreli Turkiye'ye gezmeye gitmis. Hatta pek cogunun ilk gittigi ulke Turkiye (Amerika'yi onlar icin yabanci ulke saymiyorum. Kore Amerika'nin Uzak Doguda'ki subesi desem yalan olmaz). Ama yine de oyle kardeslik turkusu cagirildigi yok. En azindan Seul'de oyle. Daha kucuk ve batililasmamis sehirlerde durumun farkli oldugunu umit ediyorum. Bir de ilk baslarda fazla takmasam da defalarca sorulunca sinir bozucu hale getiren diger bir soru da dille ilgili. Tamam Turkiye'de Turkce diye bir dilin konusuldugunu bilmeyebilirler (her ne hikmetse Koreliler disinda herkes biliyor Turkiye'de Turkce konusuldugunu) ben de Burma'da hangi dilin konusuldugunu bilmiyorum mesela. Ama tutup da "Turkiye'de Ingilizce mi konusuyorsunuz siz?" gibi salakca bir soruyu sormasinlar lutfen. Evet biz zaten eskiden somurgeydik yeni kurduk devleti. te Allam ya. Artik birkac gun once dayanamayip bir kiza "Yok biz Yunalilar'in dilini konusuyoruz, daha sonra Araplar'a vercez" dedim. (ki kizin Amerika'da yasadim diye attigi hava olmasaydi onu bile demezdim, her zamanki gibi ya sabir der isime bakardim) Kiz Koreliler'e ozgu sasirma ifadesinden sonra "demek sen Arapca da biliyorsun" dedi. Yaptigim kinayeden ancak bunu cikarabilmis demek ki. Tabi bunda da genelleme yapmamak lazim. Sonucta biz de Esra Ceyda kardeslerin yetistigi bir toplumdan geliyoruz (hatta ayni okuldan geliyomusuz daha ne olsun) ama iste surekli karsilasinca insanin muhabbet etme sevki kaciyor.


Bugun fazla uzun yazdim. Uzun lafin kisasi Turk'un Turk'ten baska dostlari da vardir ama yine de Turk olunca daha bir garanti oluyor. hehe

Not: Bu yaziyi yazarken bilgisayar labinda camiden arkadasim Fatima'yi gordum. Bilgisayarim bozuldu burda vakit geciriyorum dedim, haftaya sinavlar bitince tamir ettirmeye gidelim dedi. Yardim eder misin diye sorsam, beni kirmayacak olan pek cok arkadasim var ama ben sormadan halden anlayacak birinin cikmasini bekliyordum. Cikti iste. Allah rizasi icin bir seyler yapan insanlari etrafimda gormek guzel.

Not 2: Burma'da Burma dili konusuluyormus. Demek ki neymis, Burmali biriyle karsilasirsak sizin diliniz Ingilizce mi diye sormayacakmisiz. Sorabilirsiniz de, maksat giciklik olsun. haha

Not 3: Kore'yi, Kore'de yasamayi ve Koreliler'i seviyorum =)


Kalin Saglicakla

24 yorum:

  1. saadet konuları çok güzel ve detaylı anlatıyorsun teşekkurler6 7 ay sonra bende geliyorum inşallah son anda bir engel çıkmaz sa seninle orda zaman geçirmeyi çok isterim istediyin cay olsun antep fıstıklı çikolatalarda feda olosun sen güzel yürekli bir kızsın beni face den tanırsın şebnem ben lütfen adresini ver sana çikolata feda olsun seninle arkadaş olmaktan inanki onur duyarım kendine iyi bak

    YanıtlaSil
  2. Yine çok güzel konulara değinmişsin teşekkür ederim kendi adıma.Sürekli blogunu okuduğum için sanki çok yakın bir arkadaşımmış gibi hissediyorum seni hehe.Umarım çeşitli zorluklarla karşılaşsan da böyle hep mutlu bir şekilde yaşamaya devam edersin:)Kolay gelsin."rsvk"

    YanıtlaSil
  3. cok tesekkur ederim. ben de yazarken tum arkadaslarimi toplayip gunumun nasil gectigini anlatiyomusum gibi hissediyorum. saka.. icimden ne geliyorsa yaziyorum iste =)

    YanıtlaSil
  4. Ben daha öncede yazmıştım bloguna.Bilmem hatırlıyor musun :D İnterneti açtığımda ilk işlerimden biri senin bloguna bakmak oluyor.Acaba bizim kız oralarda ne etmiş diye hehehe.Yabancıların bazı konularda aşırı cahillikleri zaman zaman çileden çıkartıcı olabiliyor ama bilmemek değil öğrenmemek ayıp derler ya biz de o hesap :D Bana düşmez belki ama sen güzel zaman geçirmeye bak oralarda ki öyle yapıyorsun okuduğumuz kadarıyla.Selam,sevgi,saygılar bizden :D

    YanıtlaSil
  5. boyle bir niki unutmak ne mumkun? bu arada blogunu cok begendim. baya emek harcadigin belli. artik film izleyecegim zaman google'a bana guzel film bul diye yalvarmak zorunda kalmiyorum =)

    YanıtlaSil
  6. Unutulmadığıma pek sevindim :D Teşekkür ederim yorumun için de. Kafama göre bişiler yazıyorum okuyanların olması sevindirici oluyor :D

    YanıtlaSil
  7. tesadüfen bloğunuza geldim, ilk okuduğum yazıda içtenliğinizi sevdim:) ben de bir Kore severim ama sadece severim, eğitim yıllarımda orada olmayı isterdim doğrusu. Benim merak ettiğim yazınızda devamlı Cami'den arkadaşım dediniz, bizler burada camiye ya hayır için ya cenaze için ya da ramazanda teravi için gideriz. Biraz şaşırdım, siz de Hristiyanlar gibi Cami seçip düzenli dinletilere mi gidiyorsunuz? Yani yurt dışında olunca böyle bir şey mi var? Gerçekten de merak ettim.

    YanıtlaSil
  8. Bne de turkiye'deyken camiye sadece teravih ve mevlutlerde giderdim ama sizin de dediginiz gibi yurt disinda biraz farkli oluyor. azinlik oldugumuz icin etrafimizda yasam tarzimizdan anlayacak insanlarin ihtiyacini hissediyoruz haliyle. aslinda cami secme gibi luksumuz yok cunku bildigim kadariyla burda sadece bir tane cami var. kucuk camiler de varmis ama onlar daha cok mescit tarzinda diye biliyorum. Bizden once de boyle toplanmalar yokmus sanirim sadece ayda bir korelilere yonelik egitimler veriliyormus haftasonlari ama biz burda cumalari ogle vaktinde gidiyoruz sonra da beraber yemek yiyoruz o kadar. tabi onun disinda toplanip etkinliklere gitmiyor da degiliz ama hepsi kendi capimizda yaptigimiz seyler. cami yonetimiyle bir baglantisi yok bu arkadasliklarin. sadece cami bizim toplanma yerimiz haline gelmis durumda. Gerci Amerikali ve Fransiz arkadaslarimin dedigine gore onlarda cumbur cemaat camilerde toplaniyorlarmis.. Aileler, coluk cocuk, butun ozel gunlerde felan beraberlermis cami ahalisi olarak. Dedigim gibi, ihtiyactan kaynaklaniyor. Turkiye'de boyle bir kulturun olmamasi dogal.

    YanıtlaSil
  9. Anlıyorum, aslında yurt dışında Türk dernekleri de buna benzer organizasyonlar yapmakta, cami külliyeleri yani caminin bir kısmındaki eğitim alanlarında haftanın bir gecesi Türk günü yapılıyor. Yenilip içiliyor. Yurt dışında çok kısa bir süre kalıdım 1. ayımı doldurduğumda ezan sesi duymak istiyorum dedim, ama ülkeye de zerre kadar dönmek istemiyordum:) yani içteki maneviyatta çekiyor sanki o kubbeyi görünce kendini ait olduğun yerde hissediyorsun. benim bildiğim seoul ve dosan da birer cami olduğu ama sadece bu kadarlık bir bilgi işte.

    YanıtlaSil
  10. aslinda degisik sehirlerde yaklasik on tane cami var, genellikle hint-arap mimarisine sahip kubbeleri var. camilerde Turk izi gormek mumkun degil malesef. Seul'deki cami bizim kucuk koylerimizdeki camilerden daha iyi degil mimari olarak ama her gun akin akin Koreli turist geliyor. tabi musluman Koreliler de onlari iceri sokmuyorlar. bir de Turk kultur merkesi var Gangnam'da. festival icin yardim edecek birilerini bulmaya calisirken turizm ofisinden soylemislerdi. tabi bir de buyukelcilik var. yalniz degiliz yani =)

    YanıtlaSil
  11. sa ya uzun zamandır yazmayınca merak etmiştim.. hayatta olduğunu öğrendiğime sevindim umarım sınavların harika geçmiştir:D güzel vakit geçirmeye devam:) - Zeynep Cahide-

    YanıtlaSil
  12. Merhaba Saadet, ben de daha önce yazmıştım bloguna, kabul bekliyorum diye. Şimdilik ilk kabul Yonsei'den geldi, inşallah Korea'dan da gelir (Orda sen varsın çünkü :D )Martta oradayım inşallah. Harika bir blog hazırlamışsın gerçekten bayağı şey öğrendim sayende ama hala merak ettiklerim var bazı konularda. Malum maddi konular en büyük sorunumuz. Ben de aileme yük olmadan kendi bursumla geçinebilmek istiyorum inşallah başarabilirim. 600.000 won burs alan arkadaşlarıma anca yetiyor demiştin. Bu miktar sadece harçlık olarak ellerine kalan miktar mı yoksa ev/yurt paralarını da bu burstan mı ödüyorlar? Yurt dışında yerlerde kalan arkadaşların var mı? Yurttan daha ucuza gelme durumu falan var mı? Bir de okurken part-time çalışan arkadaşların var mı? Varsa ne gibi işlerde çalışıyorlar hiç biliyor musun? Kusura bakma böyle soru yağmuruna tutar gibi oldum ama başka sorabileceğim pek insan yok maalesef :( Sınavlarında başarılar. Allah kolaylık versin, bol bol gez eğlen bizim için de :D -F.Betül-

    YanıtlaSil
  13. Hayirli olsun.. Yonsei iyidir de iste rakip okul olunca biraz milliyetci damarim kabariyor. hehe. insallah Kodae olur. Mart ayinda gelenlerin sayisi gun gectikce artiyor. toplu bir karsilama toreni mi yapsam ne?

    Benim dedigim miktar sadece harclik. Zaten burada kalanlarin cogu aylik 500.000 won oduyor. Onlarin cogu da goshiwon denilen tek kisilik odalarda kaliyorlar. Minik bir odanin icinde yatak masa dolap tuvalet ve banyonun sigdirilmis oldugu yerler yani. Yerine gore bunlarin fiyatlari 350.000 won'a kadar dusebiliyor. Bazi arkadaslarim da uzun arastirmalar sonucunda bulduklari (fiyatlari icin uzun arastiriyorlar yoksa etrafta bol var bunlardan) yine tek kisilik odalarda kaliyorlar. Bunlar digerlerine gore daha buyuk, tuvalet ve banyosu ayri (ayridan kastim odanin icinde degil de ayri bir kapisinin olmasi)hatta bunlarin buyuk bir kisminda minik mutfak da var. Bunlar da yerine ve buyuklugune gore 500.000 - 600.000 won oluyor genellikle (tabi ucuza bulursan ve pazarlik yaparsan). Bu buyuk odalarin en kotu yani yurt ve goshiwonlara 100.000 won civari depozito verirken bunlara milyon wonluk depozito aliyorlar. Ben ucuz oldugu icin yurtta kaliyorum. yeni yurdum 3 kisilik, tuvalet banyo ve mutfagi ortak (bizdeki yurtlar gibi yani) aylik 200.000 wondan daha az bir miktar oduyorum.Bunlar Kodae etrafindaki kalacak yerleri icin gecerli. fiyatlar gittigin okulun cevresine gore degisiyor. Kodae'den kabul alirsan haber ver yurt muduruyle konusurum senin icin =)

    YanıtlaSil
  14. Part time'dan bahsetmeyi unutmusum. Aslinda burada ogrenci veizesi olanlarin 6 aydan once calismalari yasak diye duymustum ama bir arkadasim gocmen ofisine gidip calisma izni almisti samsung'da yari zamanli cevirmenlik yapabilmek icin. Zaten cevirmenlik dil bilenler icin ilk tercih. Benim ilk oda arkadasim Rus oldugu icin, bolumu de Ingiliz dili edebiyati oldugu icin (ki burada yasadigi icin ve kokeni Koreli oldugu icin Korece de biliyordu) cevirmenlikten cok para kazaniyordu. Ingilizce ozel ders de veriyordu Koreli cocuklara. Ingilizce ozel ders en populer is ogrenciler icin ama genellikle ana dili Ingilizce olanlari tercih ediyorlar. Aslinda su ana kadar Amerikali misin, Turkiye'nin ana dili Ingilizce mi diye duydugum yorumlar her ne kadar beni cileden cikarsa da bir gun seytana uyup ana dilim Ingilizce diye milleti yutturmayi planliyorum. Sonra gelsin paralar.. haha

    Bu arada dizilerde figuranlik da yaptigimi yazmistim. O da part time sayilir. 3 kere gittim simdiye kadar ama gunluk 100.000 won az degil bence.

    Vaktin varsa yabancilarin Korece bilmeden yapabilecegi isler var yani ama Korece bilenler daha avantajli tabi

    YanıtlaSil
  15. Saadet süpersin ya çok teşekkür ederim cevabın çok ayrıntılı :D Valla bir an önce gelip sana katılmak için sabırsızlanıyorum. İnşallah Geodae'den de kabul gelir, ben de orayı istiyorum çünkü :D

    Hmm ben bu 1.580.000 wondan sonra yurdu biraz pahalı bulmuştum (Alacağım bursa göre) ama aylık 200.000 won çok iyiymiş. Ben de inşallah yurda gelirim bu durumda. Ayy çok mutlu olurum konuşursan senin yakınlarında bir odada kalmak harika olur tabi önce bir kabul alayım da :D Bir de yurtta oda arkadaşını seçebilme durumun var mı? Yani ben müslüman oda arkadaşlarıyla kalmak istiyorum falan diyebiliyor muyuz?

    Benim de ilk sene çalışma iznim olmayacakmış çünkü dil okulu okuyor olacağım. Üniversiteye başladığımda parttime çalışma izni alabiliyormuşum öyle dediler. O zaman hem korece de öğrenmiş olacağım benim için daha kolay olur iş bulmak herhalde yani inşallah. :D Hehehe Haklısın ya nedir bu Amerika sevdası :D Madem çok istiyolar sen de yuttur, arkandayım :D

    Aslında figüranlık da güzel iş ancak ben başörtüsü takıyorum o yüzden benim için olmaz ama sen her bulduğuna git bence 100.000 çok iyi para bir öğrenci için :D
    -F.Betül-

    YanıtlaSil
  16. kız seni kilise'ye davet etmişse nolmuş anlamıyorum? "isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara" sonuçta. Ayrıca "sanki kendi dinleri" diye saçmalamak da niye. Sanki müslümanlık Türklere araplardan geçmedi, sanki Türk milletinin müslüman olma süresi tarihlerinin büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Komiksin doğrusu pazar günü bir kere kibarlığından kiliseye gitmekle daha az müslüman olmazsın korkma.

    YanıtlaSil
  17. Sorun kızın beni kiliseye davet etmesi değil sırf kiliseye davet etmek için yaptığı ikiyüzlülük ki ona rağmen ben pazar günü onlara katılacağımı söyledim. Biraz geç kalacağımı söyledikten sonra ise beni sallamadı bile. Ayrıca duymadınız sanırım Kore'deki Hristiyanların sadece yabancıları değil Korelileri de bıktırdığını. Her köşe başında sizi durdurup bir türlü bırakmayan misyonerlerden tutun sokakta elinde mikrofonlarla "İsa'ya gelin yoksa cehennemde yanacaksınız hepiniz" diye bağıranlara (ne diye bağırdıklarını bilmiyordum meğer bunu diyorlarmış Koreli arkadaşlarımın dediğine göre) kadar her türlüsü var. Yoksa kimsenin Hristiyanlıkla bir derdi yok. Öyle olmasa daha önce defalarca kiliseye gitmiş olmazdım.

    Son zamanlarda fark ettim ki benim Müslümanlığım birilerine batmış. Her ne hikmetse hepsinin ortak noktası bilip bilmeden bol keseden atıyor oluşları.

    YanıtlaSil
  18. Ne güzel de hemen bir modern kalıp uydurup giyiyorsun konuyu dağıtıyorsun, insanları bıktırıp bıktırmamaları değil sorun. Sorun senin kimin dininin kime ait olduğunu sorgulama hakkını kendinde görmen. Kendi kültürünü bilmiyorsun daha. Hıristiyan biri gelip Türkler hakkında amma da benimsemişler müslümanlığı sanki dinleri dese ne kadar hoş olur? Sonra at tut zaten sonra hemen ilgisini kesti falanmış ben çok kilise görmüşümmüş,biliriz biz bu ayakları.

    YanıtlaSil
  19. nerden bu ayakları biliyorsunuz söyleyin bizde bilelim, peki size tanımadığınız bir kişi hakkında bu sorgulamayı yapma hakkını kim veriyor?

    YanıtlaSil
  20. bloğunun çok güzel çok faydalı :)) bende korede okumak istiyorum inş önceki arkadaş sormuşda bende sorayım yurtta istediğin kişi ile kalabiliyormusun yani müslüman oda arkadaşın olabiliyormu ayrıcada cafelerde falan part time çalışabilme imkanı varmı malum baya cafe varmış orda :)

    YanıtlaSil
  21. Merhaba bloğunuzu kısa bir süre önce keşfetmeme rağmen sırayla okuyarak bu yazıya kadar geldim. Ben, Kore'de okumayı/yaşamayı düşünen ya da Kore dizileri hayranı olmasam da ilgiyle okuyorum yazılarınızı :) Yakın bir zamanda bir Kore dizisi izledim ve ilgimi çeken unsurları internette ararken buldum bloğunuzu :) Değişik kültürler hakkında fikir edinmek güzel gerçekten :) Yalnız, yukarıdaki yorumu hoş bulmasam da ben de "kendi dini gibi" ifadenizin doğru olmadığını düşünüyorum. Dine yeni inanılmış olması onun sahiplenilmeyeceği/kendi dini olarak görülemeyeceği anlamına gelmez. Kiliselere davet gibi durumlarla sıkça karşılaşıldığını başka yerlerde de okudum, rahatsız olmuş olabilirsiniz, bu tabiri de kızgınlıkla yazdınız sanırım, ama tekrar düşününce anlayacağınızı düşünüyorum.
    Şu sıralar Türkiye'de şehirleri dolaşan(13 Şehir) Uluslararası Öğrenci Buluşması organizasyonu var. Sizin orada katıldığınız International Students Festival'e benzer bir organizasyon sanırım. Sizin o yazınızı okuduktan sonra İstanbul'dakine gitmek istedim, fakat olmadı. Sıra Ankara'daymış ;)
    Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazıların geri kalanını okumadan böyle bir düşünceye kapıldığınızı tahmin edebiliyorum çünkü aynı konudan daha sonra başka şekillerde de bahsetmiştim. Son yazımda dediğim gibi, yazdıklarım o anki düşüncelerimi ya da genel görüşlerimi yansıtıyor olabilir.

      Madem kıymet verip eleştirinizi dile getirmişsiniz, ben de bu konuya açıklık getireyim o zaman:

      Hani bazen bir mağazaya girersiniz ve oradaki satış elemanı (işini iyi yapan satış elemanlarını tenzih ederim) sizi bir türlü rahat bırakmaz, siz rahatça alışveriş yapmak istedikçe o size bir şeyler satmaya çabalar. Siz de o an dersiniz ki, "sanki mağaza kendine ait". Ya da bir ürün denersiniz ve öyle olmadığını bildiği halde o ürünün size çok yakıştığını söyler ve bu size samimiyetsiz gelir. Benim o an hissettiğim de tamamen bundan ibaretti. (Ki bu hissi kendini süper takva sahibi görüp başkalarının inancını küçümseyen Müslümanlar da veriyor. Olay dinde değil, insanlarda.) Üzerinde bu kadar felsefe yapılacağını düşünmemiştim doğrusu. Aynı şeyi, bunu fark ederek yazsaydım, farklı kelimeler kullanarak yazardım. O zaman aynı düşünceden farklı anlamlar çıkmazdı diye tahmin ediyorum.

      Mesela bu yazımda Korelilerin Türkiye'de İngilizce konuşulup konuşulmadığını sormalarından duyduğum rahatsızlığı dile getirmişim. Sonradan öğrendim ki bu tamamen benimle alakalı bir durummuş ve ben bunu, Türkiye'ye döndükten sonra buradaki yabancı arkadaşlarımın aksanım hakkında söylediklerinden anladım. Ya da Korelilerin Türkiye'ye olan ilgisinin de kişiden kişiye değişen bir olgu olduğunu fark ettim. Hakikatten çok seven insanlar var aralarında.

      Öyle yani. Yoksa insanların yaşayış ve düşüncelerine, bana karşı bir müdahalede bulunmadıkça karışma hakkımın olmadığını düşünüyorum.

      Bu 13 Şehir ilginç görünüyor. İlk iki gününü kaçırmışım ama yarın vakit bulabilirsem göz atsam iyi olur. Tavsiyeniz için de teşekkürler.

      Hoşçakalın =)

      Sil
  22. Yorumumu görmenize ve cevaplamanıza sevindim :)
    Tahmin ettiğiniz gibi yazış sıranıza göre okuduğum için henüz bahsettiğiniz yazılara gelemedim =) Söylemek istediğinizi anlıyorum. Zaten yazınızın gidişatına bakarak da siteminizin samimiyetsiz ısrarcı tavra karşı olduğu anlaşılıyor. Başka nasıl tepkiler geldi bilmiyorum ama benim söylediklerim sadece kullandığınız tabirle alakalıydı. Zaten siz de "aynı şeyi, bunu farkederek yazsaydım, farklı kelimeler kullanarak yazardım." demişsiniz. =)
    Türkiye'de İngilizce konuşulup konuşulmadığı sorusunu başkalarından da duymuştum. Ben Amerika'nın etkisinden dolayı olduğunu düşünmüştüm. Bir arkadaş orada doldurduğu bir formda İngilizce isminiz şeklinde bölüm olduğunu söylemişti. Latin alfabesi yerine İngilizce denmesi de İngilizce'ye ve Amerika'ya karşı tutumlarıyla alakalı olabilir diye düşünmüştüm. Ama aksan da önemli bir faktördür tabii.
    Ben İstanbul'daki organizasyonu kaçırdığıma üzüldüm. Normalde gitmek aklıma gelmezdi belki ama sizin yazılarınızdan sonra istemiştim. Artık farklı etkinliklere diyorum :)
    Samimiyetinize teşekkür ederim hoşçakalın :)

    YanıtlaSil