26 Aralık 2011 Pazartesi

Budist Tapınağı: 1. gün

Geçen hafta facebook'taki değişim öğrencileri grubunda Koreli'lerin "temple stay" dedikleri (Korece'de de böyle diyorlar niye bilmiyorum) Budist tapınağında kalınan 3 günlük geziyle ilgili bir ilan vardı ve sadece 10.000 won'du. Değişim öğrencilerinin çok büyük bir çoğunluğunun ya geziye ya da eve gitmelerinden mütevellit, iletiye pek bir rağbet yoktu. Ben de bunu fırsat bilerek hemen yazılan adrese mail gönderdim ben de gitmek istiyorum diye. İşte bu gün onun gezisi vardı. Bizim okuldan Çinli bir kızdan başka kimse gelmemişti. Yanlış anlaşılmasın bizim değişim öğrencilerini sevmediğimden değil, bu tip hem şeyler yeni insanlar tanımak için iyi bir fırsat hem de Uzak Doğu'yu daha yakından tanımak için geldiğim Kore'de yine batıdan gelen insanlarla vakit geçirmek anlamsız geliyor bana. Şansıma özellikle Güneydoğu Asya'dan pek çok kişiyle tanışma imkanı buldum. Hayatımda ilk defa Kamboçya, Laos ve Myanmar'dan insanlarla tanıştım. Bunun yanında Filipin, Hindistan, Malezya, Tayland, Tayvan, Nepal ve Vietnam gibi ülkelerden gelenler de vardı. Meksika, Rusya, Pakistan, Ürdün gibi bilindik ülkelerden gelenleri saymıyorum bile. 

Başka şehirlerden gelecekler olacağı için sabah erkenden Ankara'nın Aşti'si diyebileceğim Express Bus Terminal'da buluşup bize ayrılan otobüse binip çıktık yola:


Han Nehrinin kenarından kenarından doğuya doğru yola çıktık

Namsan Kulesi'ne son bir bakış

Kamp programı

Yeni insanlarla tanışmaya başladık bile
Yarışmaya Filipin ve Kore'den katılıyorlar
Yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorlar

Saatler süren yolculuğun ardından tapınağa vardık

Canavarlarımız da hazır


Merdivenlerden yukarı çıkıyoruz


Kahvaltı vakti
Ebeler bizden önce gelmişler

Ben Budistlerden vejeteryan menü bekliyordum
Salamı almadım
Deniz ürünlerine de alışamadım zaten





Kahvaltı bitti
Gitme vakti

En yukarı kata çıkıyoruz

Manzara da fena değilmiş


Hediyelik eşyalar sanırsam

İçeri girelim

Tapınağın içi

Budalar da oturmuş bizi bekliyormuş

Bu Buda
Bu da Buda
Bu da buda

Şaka
Sadece ortadaki Buda'ymış
Diğerleri de korumaları heralde

Bu da Kore'li Budistmiş
Her Kore tapınağında varmış
Bunda da tapıyorlar yani

Bunlar da tapınak üyelerinin numaralarının asılı olduğu tavandaki fenerler


Buda'nın yiyecekleri de hazır

Duvardaki yüzlerce Buda

Buda'lara yakından bakalım

Bizimkiler de gelmiş

Davullar



It's ok

Ok

It's ok

Bu amcaya bu işaret gitmemiş ya


Her bir numara bir üyeye aitmiş
Yanlış anlamadıysam tabi

Yerlerini alsın herkes

Ben de arkadaki yerimi alıyım

Nazi?
Hitler?



Hoşgeldiniz konuşması sanırım
Korece'ydi çünkü

Bizim Karizmatik

Tavandaki ponpon

Egzersiz yapalım

Ellerimizi de bükelim

Ebeler harıl harıl bir şeyler yapıyorlar


Buraya kadarki kısımda Budizm ve heykeller tanıtıldı. Ya da ben öyle tahmin ediyorum. Yapılan konuşmaların hepsi Korece'ydi ve tek bir kelimesini bile anlamadım. Yabancı öğrencilere yönelik yapılan bir etkinlikte İngilizce konuşulsa ya da bir tercüman konulsa daha iyi olurdu. Birkaç Koreliler ve Korece bilen birkaç yabancı dışında herkes aynı dertten muzdaripti.

Ben arkada sıkıladuruyum, bir tane kız yanıma geldi. Sen neden katılmıyorsun dedi. Ben Müslüman'ım Allah'tan başkasına tapmam dedim. O da Ürdünlüymüş. Arapça konuşayım dedim elime yüzüme bulaştırdım. Güldü sonra. Unutmuşum bayağı.

Sonra bizi gruplara ayırdılar. Yarın akşam için gösteri hazırlamamız lazımmış. Birinciye ödül verilecekmiş felan. Herkes kafa kafaya verdi ne yapacaklarını düşünmeye başladı:

1 ve 2 numaralı gruplar

Bizim grup
3 numara oluyoruz

Gezi ekibi






Kazak, kalem ve telefon süsü verdiler

Grup fotoğrafı


Elmaya ulaşmaya çalışan Buda





Gösteri provalar
Ne yapacağımızı belirlemek ve pratik yapmak için 1 saatten az bir süremiz vardı. Zaten onun yarım saatini de ne yapacağımızı düşünerek geçirdik. Ben herkesin geleneksel dansını sırayla yapabileceğimizi önerdim ama zor olacağına karar verdiler. Daha sonra bordo kazaklı olaya el koydu. Kendisi normalde bizimle gelmedi. Noel tatilinde memleketine gelmiş. Filipinli olanın arkadaşıymış. Tapınak evine yakın olunca bize katıldı. Beraber oyunculuk bölümünde okuyorlarmış. Nasıl bir oyuncu bilmem ama iyi dans ediyor. Bize shuffle dans öğretebileceğini söyledi. Olmaz diye mırın kırın ettik. Adını bile bilmediğimiz dansın bir de vidyosunu gösterince iyice gözümüz korktu. Başka bir şeyler düşündük ama vakit daralınca kabul ettik.
Hazır mıyız??

Eveeeeet

Makine hepimizi almamış
hehe




Ürdünlü Esra Buda'nın armutlarını çalmaya çalışırken yakalandı

Acummalar paket hazırlarken


Ebelerin harıl harıl yaptığı şey buymuş
Kağıdın ucunu büküyorlar



Tapınağın hemen yanındaki eve giderken

Evin içini keşfedelim

Bunlar koca evdeki tek eşya
Diğer odalarda sadece battaniye ve yastık var



Akşam yemeği için tapınağa tekrar çıktık
Acumma akşam namazı kılıyormuş meğer

Bu acumma da bize mindere nasıl oturacağımızı gösteriyordu

Önce minderin arkasına geçiliyor
Sonra diz çöküp dizlerin üzerinde iki adım ilerleniyor
Sonra da oturup bağdaş kuruluyor

Tabi ben unutup löp diye oturunca olmaz dedielr
Tekrar kaktım
Minderin arkasından dolaşıp dizlerimin üzerinde  minderin ortasına geldim
Sonra leydi gibi oturup efeler gibi bağdaş kurdum
Tam not aldım

Sırayla paketlerimiz alırken

Budist yemek paketleri

Dua edin

Acummaya bakın

Her iki sırada bir bir acumma oturuyordu
Bize nasıl açacağımız gösteren konu mankenleri yani

Benim pakedim

İçinden çıkan mendili yere seriyoruz
Sonra içinden çıkanı mendilin sağ alt köşesine koyuyoruz

Sonra içinden matruşka misali kaseleri çıkarıp
Sırasına göre diziyoruz

Kaselerin numarası var
En küçük 1 numara
En büyük 4 numara

Herkes dizmiş kaseleri

Paketi, kapağı ve beyaz mendili
sağımıza güzelce diziyoruz

4'e su konuluyor

Sonra onu sırayla kaselere boşaltıyoruz
Bu arada çubuklar ve kaşık 1'de duruyor

Ben 1 numaranın biraz yağlı olduğunu fark edince
1 ve 2'nin yerini değiştirdim
Suyu da kirli olana boşalttım
Umarım farketmemişlerdir
Bu arada 4 numaraya 4'e pirinç koydular

3'e lahana çorbası

Haşlanmış sebzeleri sırayla 1 numaraya koyuyoruz

Tepsi sırayla dolaşıyor

Budist yemeği
Yemeye hazır durumda

Yemeğimi bitiridim
1 numarada bir tane kimçi bırakmamız gerekiyormuş
Ama ben ne var ne yok silip süpürdüğümden
lahana çorbamdan bir tane lahana koydular 1'e
4'e de su koydular

Suyu bütün kaselerde kimçiyle sıyırarak dolandırıp 1'de bırakıyoruz
İyi ki her şeyi yemişim
Daha bitirmeden acummanın suyuna maruz kalanlarınki pirinç, çorba
ve sebzelerin karışımı garip bir şeye döndü.
İyi işte bulaşıkçıya fazla bir iş kalmadı derken ne mi oldu?
1 numaradaki suyu içmemizi söylediler
Şaka zannettim ama baktım herkes içiyor, şoka girdim
İçemem dedim.
Mecbur içeceksin dediler
Paşa paşa içtim bulaşık suyunu

Çubukları ve kaşığı 3 numaraya alıyoruz
2 numaraya su koyuyorlar tekrar

Elimizle içini iyice temizliyoruz

Kaşıkları 2 numaraya
Suyu da 1'e koyuyoruz

Sonra acumma o suyu topluyor
Bir an onu da için diyecek diye ödüm koptu

Acumma suyu toplayınca kazandaki suyu sırayla için şimdi dediler
Herkes birkaç yudum alsa biter hesapları yapıyordum ki şaka dediler
Sonradan Budist arkadaşlardan öğrendim
Asıl budist eğitimlerinde kazanda en küçük bir yemek parcası kalırsa
o suyu herkese içiriyorlarmış ceza olarak
Şanslı günümüzdeyiz yani

Beyaz mendili ağzımızı silmek için değil kaseleri kurulamak için
kullanacağımızı hiç tahmin etmemiştim
Kuruladıktan sonra kaseleri tekrar matruşka gibi koyup paketliyoruz

Eveeeet
Sonunda Saadet'in jeton düşer
Ben de diyorum bu kasede niye yağ lekesi var

Geri sırayla aldığımız yere koyuyoruz

Bilmiyorum sizde de var mı ama şu karate filimleri oluyor ya hani entari giymiş adamlar barış ve huzur içinde meditasyonlar yapıyorlar sonra da sırtlarından çıkardıkları sopalarla kimseyi öldürmeden kardeş kardeş dövüşüyorlar.  O yüzen şimdiye kadar kafamda bu tip insanlara karşı acayip kairzmatik bir imaj oluşmuştu gözümde. Hatta Kore'ye geldiğimden beri metroda yolda, sağda solda gördüğüm keltoş rahip ve rahibelerde bile (evert bazı kadın Budistler de kafasını kazıtmış olabiliyor) gözümdeki bu karizma tazeliğini koruyordu. Hani upuzun saçlarının üst kısmını yukarıdan toplayıp kuşandığı kılıcıyla at üstünde seyrü alem eden entarililer görmek istemez miydim? İsterdim elbet ama yine de ben halimden memnundum. Ta ki bu akşam yemeğine kadar. Hayır yani kavgadan kavgaya koşan Jet Li'yi o bulaşık suyunu içerken düşünmek istemiyorum. Buradan yetkililere sesleniyorum. Lütfen bir önlem alsınlar yoksa koskoca film endüstrisi batacak yakında. Buda'nın aslında bir Hint prensi olduğunu öğrendiğimde bile bu kadar hayal kırıklığına uğramamıştım. Bilmiyorum belki bu da benim cahilliğimden kaynaklanıyordur ama Budizm de Hinduizmle aynı kökten yani Hindistan'dan geliyormuş. Ben onları daha bambaşka bir şeylere inanıyorlar zannetmiştim halbüsü. Tabi bu da biraz karizma kaybına neden oluyor ama bulaşık suyu kadar değil. Tabi burada biraz ırkçı bir yaklaşım içine girdiğim düşünülebilir ama ben de sonuçta bu tip şeyleri filmlerin gösterdiği bakış açısıyla algılıyorum. Diyorum ya benim cahilliğim diye. Ama burada yeni insanlar tanıdıkça Budizm ve Hinduizm hakkında birinci elden şeyler öğreniyorum. Duyduklarım bazen benim bildiğimden farklı olarak daha mantık çerçevesinde şeyler olabiliyor. Yoksa milyonlarca insan tutup da gubidik bir şeye inanmaz sonuçta. Tabi onların bazıları durumun daha bilincinde ve bu tip dinlerin neden gittikçe azaldığının nedenlerinin farkında. Bu tip insanlar daha açık fikirli oldukları için daha güzel muhabbet ortamları ve bilgi paylaşımları oluşabiliyor. Benim ne düşündüğümü sorduklarında ise cevabım kısa oluyor. Benim inancıma göre Tanrı'nın tüm milletlere peygamberler gönderdiğini, ama insanların o peygamber öldükten sonra Tanrı'yı bırakıp o peygambere tapmaya başladıklarını söylüyorum. Yoksa kimsenin Buda'nın vakti zamanında dünyevi şeylerden arınmış, iyi bir insan olarak yaşayıp, insanlara iyiliği tavsiye eden bir insan olduğuna itirazı yok. Sorun insanların kendileri gibi bir insana tapması. Aynen Hristiyanlık'ta olduğu gibi.

Yemekten sonra bir alt kattaki salona indik:



Kalemlik yapacakmışız

Ben bunu yaptım


Hummalı çalışma devam ediyor

Bazıları kalemlik işini abartmış















Printer'dan yazı çıkaralım


Kağıdı koyduktan sonra peçeteyle pıt pıt yapıyoruz



Canlı müzik dinletisi
#1
Piyano çalan Rus kız

Döküntümüzü topluyoruz


Tapınma zamanı
Ben yine fotoğraf çekme bahanesiyle turlar atıyorum


Elindeki şeyler de ritim için olsa gerek
Sonunda eve döndük
Atıştırmalık zamanı
Hepsine birden saldırdık resmen
Kimse doymamış belli ki

Oyunlar da oynayalım
Bu gün böyle geçti. Bakalım yarın bize ne gariplikler getirecek.

4 yorum:

  1. Daha önce bu kadar detayıyla Budist tapınağı görmemiştim :D Ancak işte gezi programlarında üstünkörü geçilen yerler oluyordu bunlar.Detayıyla falan da anlatmışsın yeni bir şeyler öğrendim benden mutlusu yok :D Ankara'yı çok özlemişsin belli.Birkaç yazıdır sürekli bahsi açılıyor.Ama sabret yahu.Ne güzel yerler,kültürler,insanlar tanıyorsun.Seni okudukça ben de gezmiş kadar oluyorum :P Bir şey soracağım o tabak çanağı yıkamadan sürekli kullanıyorlar mı öylece.Sadece silmekle mi yetiniyorlar acaba.Öyleyse bir de bulaşık suyu kıvamında bir şeylerde içmişsin.Durumun nasıl iyi misin :P Selamlar sana :D

    YanıtlaSil
  2. Ben de böyle detaylarıyla Budist tapınağı görmemiştim. Bizim yurdun aşağısında bir tane var. Hiç merak edip içine girmeyi akıl etmemiştim. Ama gezi iyi oldu. Her şeyden gösterdiler. Hele bir de tanıtım kısmı İngilizce olsaydı daha ayrıntılı yazardım ama ben de bu kadarını anladım.

    Aslında Kore yemeklerinden sonra o su pek bir şey ifade etmiyor. Çoğu lezzetsiz şeyler ama aralarında sevdiklerim de var tabi. Ispanağı suda haşlayıp önüne koyuyorlar al sana yiyecek. Benim neden beğendiğimse merak konusu.

    Tabakları temizleme kısmı en dumur olduğum kısımdı zaten. Dedim ya yağ lekesi gibi bir şey vardı diye. Benden öncekinin kimçiyi iyi dolandırmadığını düşünüyorum. İyi de kurutmamış. Bize verdiklerini yıkıyorlar mı bilmem ama asıl eğitimlerde yıkamadıkları kesin. En ufak bir parçada koca kazanı içiyormuş adamlar ceza olarak. Nedeni bu olsa gerek.

    YanıtlaSil
  3. Böyle tanıtıma yönelik bir şeyler yapıp İngilizce olmaması saçma zaten.Herkes Korece anlıyor mu bakalım diye sorarlar adama :D
    El mahkum sevmek zorundayım diyerekten yiyorsundur belki ama ben de denedim birkaç yiyeceklerini eh fena değil dedim.
    Demek ki bu Korelilerin bizden sağlıklı olmasının sırrı burada.O kadar temizliğe hacet yok :D Baya da ilginç cezalandırma stilleri varmış.Ama yemek ziyan edilmez mantığı demek hepimizde aynı.Teşekkür ederim bilgiler için :D

    YanıtlaSil
  4. siz kore üniverstesinemi gidiyosunuz ?? yada nasıl gittiniz koreye :)

    YanıtlaSil