28 Aralık 2011 Çarşamba

Budist Tapınağı: 3.gün

Bu sabah dün kadar erken olmasa da erken kalktık. En azından hava karanlık değildi. Pencereden bir baktık ki kaldığımız otele yakın bir tane sahil varmış. Dün de sahile gitmiştik ama orası sahilden çok uçurumdu. Geldiğimizde hava karanlık olduğundan fark etmesek de sabah böyle güzel bir manzarayla uyanmak iyi geldi:


Bir taraf denize

Diğer taraf dağa bakıyor

Kahvaltı zamanı
Bakalım bu sefer ne kadar aç kalıcam


Kahvaltı
Patates kızartması bile var


Balığın içini niye temizlemezler ki
Ne zaman oh güzel bir yemek var derken
Tadını kötü yapacak bir şeyler çıkıyor mutlaka








Adımızı da yazalım da gelenek tamamlansın






Taa Türkiye'den Kore'ye gelen Saadet'in
dalgalar tarafından yutulmadan 3 saniye önceki fotoğrafı
Kayıtlara geçsin lütfen
hehe
Katilinin resmini çeken Filipinli siyasetçi gibi ünlü olurdum sonra







Bir tarafta güneş

Bir tarafta nehir

Diğer tarafta koca bir dağ

Artistik fotoğraf çekeni fotoğraflamak




Kuşlar



Anam istasyonundan sonra Anne oteli
Nedir bu anne sevgisi bilemedim

Rengarenk bebeler

Odama son bir bakış
Bak bak bitmiyor



İki gündür oda arkadaşlığı yaptık bunlarla

Gitmek için bekleyelim

Sağdaki Ürdünlü Esra
Soldaki de Meksikalı Gustav
Türk arkadaşım Sare'yi tanıyormuş


Dağları denizleri aşmaya devam


Başka bir tapınağa yemek yemeye geldik


Yine et var
Hani Budistler vejeteryandı?
Üç gündür doğru düzgün yemek yemedim

Ama onlar yediler

Bir tane odadan kafamı uzatınca gördüğüm manzara
O poşetleri çözebilen varsa söylesin

İlk gün tapınakta ebelerin büktüğü şeyler bunlar içinmiş meğer
yalnız şimdi dikkatimi çekti de örümcek ağları almış başını gitmiş


Buranın Buda'sı biraz tombiş sanırsam


Bizimkiler bu ne diye bunları mıncıklayıp duruyolardı
Tezek dedim
Hepsi dağıldı



O nasıl bir hoparlör kamufulajıdır bilemedim



Bu da Buda'ymış ama Laos Buda'sına benziyormuş

Hediyelik eşyalar
Tesbihler, seccadeler fealn


Buda







Yine tapınak
Yine toplu fotoğraf

Saattler süren yolculuğun ardından Seul'e vardık
Nehrin karşısına geçelim



Soluğu başka bir otobüs terminalinde alıyoruz
Ama burası bizim okula daha yakın
İşime geldi yani


Gezi ekibine son bir veda


Metroya gidelim

Metro'dan şehir trafiğine bakarken

Buz gibi havada terlikle dolaşan Çılgın Koreli
Metro istasyonundan çıkınca bir tane daha gördüm bundan
Allahtan onun ayağında çorap vardı

Çocuklar için imza kampanyasına katılalım
 Sonunda eve yani yurduma döndüm. Ben tapınak ziyaretiyle ilgili ilanı okuyunca yıllar önce bir belgeselde izlediğim budist tapınağı aklıma gelmişti. Dağın bir başında çok zor şartlar altında yaşanan bir yerdi. O zamanlar bayağı bir ilgimi çekmişti. Hani şu ferrarisini satan bilge var ya, onun gibi bir ortam işte. Ben de bunu düşünerek çantama sadece temel ihtiyaçlarımı ve kameramı almıştım. (hatta onu bile almayacaktım vahşi yaşamda nolur nolmaz diye) Neyse işte. Bir gittim ki millet bavullarla gelmiş. Hele 2. gün sabahın köründe kalktığımızda ben yüzümü yıkamaya erinirken kızlar tam takım makyaj yaptılar, inanamadım. Gitiğimiz her yer rahattı. Ha rahat mı batıyor diyeceksiniz, haklısınız ama benim beklentim asıl yaşamı tecrübe etmekti. Bilmiyorum belki de o kitabı yarısında bıraktığımdan öyle olmuştur. Belki de adam sattığı Ferrari'nin yerine Porshe alıp evine dönüyordur. Gerçi insan denilen varlık nankör ya. Dandirik bir su içtim diye o kadar yakındım. Benim beklediğim gibi bir yere götürseler kim bilir ne derdim. Aldırmayın siz bana yani. Güzel bir geziydi her ne kadar gezinin yarısından çoğunu yollarda geçirmiş olsak da.

Bu Buda da bana ders olsun. hehe

2 yorum:

  1. _şebnem-

    Çok güzel yerler var gerçekten. farklı kültürler, yerler hep dikkatimi çekmiştir. Benim yerimede gez..Tabi ben gelene kadar..Erken gelirsem beraberde gezeriz.hehe ^^

    YanıtlaSil
  2. Çok Güzel çok hoşuma gidiyor yazılarınız :) bende korede okumak istiyorum , inşallah kabul olurum seoul national universtye . Sık sık gez ve bizi daha çok bilgilendir ! İyi günler :)

    YanıtlaSil