20 Aralık 2011 Salı

Namsan Kulesi

Kore'ye geleli dört ay olmasına rağmen neredeyse her gün gördüğüm, her gördüğümde de bana Atakule'yi hatırlatan (adını bile unutmuşum biraz önce vikipedia'dan baktım adına. hehe) Namsan Kulesi'ne bir türlü gitmeye fırsat bulamamıştım. Aslında bu kule buraya gelen yabancıların ilk gittiği mekanlardan biri olmasına rağmen ben nasıl olsa vaktim var diye gitme ihtiyacı duymamıştım. (zaten böyle diye diye Atakule'ye de geçen yıla kadar gitmemiştim) Finallerin de bitmesiyle hazır vakit var dedik, Malezyalı arkadaşım Gus'la bidik teleferiğe (teleferik de bizim dolmuşlara benziyordu, içini çekmeyi unutmuşum.haha), gittik Namsan Kulesi'ne:





Atakule'ye benzetiyorum çünkü dağlık bir araziye kurulmuş olan Seul'ün pek çok yerinden görünmesinin yanı sıra, şekli de biraz benziyor. Zaten havasıdır suyudur derken bir de Namsan Kule'si eklenince alın size Ankara diyorum.


Şansımıza gösteri varmış




Kılıç kalkan




Gus'la tanışmamız biraz ilginç oldu. Geçtiğimiz ay Malezyalı öğrencilere yönelik her yıl düzenlenen akşam yemeğine gitmiştim hatırlarsanız. Beni davet eden arkadaşım da dahil olmaz üzere orada tanıdığım herkes Müslüman Malezyalıydı ama orada pek çok Hint ve Çin kökenli Malezyalıyla tanışma imkanı buldum. Orada yine daha önce olduğu gibi biri Türkçe selam verdi ve ben önceden hazırlıklı olduğumdan nereden öğrendiğini buldum bile (aynı başlık altında bahsettiğim konuşma). Öyle işte. İlk başta diğerleri gibi zannetmiştim ama Türkiye'ye olan ilgisini görünce sevindim doğrusu. Türk arkadaşını tebrik etmek lazım. Facebook'ta ekleyen Türk kızlarına kızdığımı yazmıştım. Bu tip vakaları meclis dışında tutuyorum. Gerçi hala "senin arkadaşların habire beni ekliyor" diye yakınıp her Türk'ü benim arkadaşım zanneden Malezyalı bir arkadaşım daha var ama onu da meclis dışında tutuyorum artık. Mesut Özil'i de telaffuz edemiyor zaten. Gus'a sordum, o edebiliyormuş. İyi bir şey yani.

Bu arada konu açılmışken Mesut Özil Güneydoğu Asya'da bayağı biliniyormuş benim haberim yokmuş. Hatta sadece o değil başta Fenerbahçe olmak üzere Türk takımlarını da biliyorlar. Geçenlerde Endonezyalı bir arkadaşıma başsağlığına gitmiştim konu gele gele futbola geldi. (Konunun futbola gelmesi de tsunaminin vurduğu AÇE bölgesinin bayrağıyla Türk bayrağının benzer olmasına dayalı garip bir hikayeyle başladı) Meğer Endonezyalılar bizim futbolu benden iyi biliyorlarmış. 2002 Dünya Kupasından bahsedeyim dedim, kimin hangi golü attığına kadar saymaya başladıklarını görünce sustum. 2002'deki maşları nasıl bu kadar iyi hatırlayabiliyorsunuz dedim. Meğer sadece o yıl maçları gündüz izleme imkanı bulmuşlar. Çoluk çocuk herkes her işi bırakıp maç izliyormuş o sıralar. İlk defa bir Uzak Doğu ülkesinde Dünya kupası oynanmasının bu tip sonuçlar doğurabileceğini hiç düşünmemiştim.

Kısa bir aradan sonra Namsan Kulesi'ne tekrar bağlanıyoruz:

Yılbaşı da  geliyor ya süslemedikleri yer kalmadı



Bizim hacı baba türbelerine dönmüş buralar
haha

Kilo aldım evet



63 kulesi de buradan görünüyormuş
Ama ben göremedim



Kilitleri mıncıklarken 2 tanesi elimde kaldı
Birilerinin kısmetini kapatmamışımdır umarım




Kilit ağacı




Kuzey Kore saldırırsa ilk geleceğim yer burası

Geri dönelim

Milliyetçi Koreli
Kule'den aşağı inince yakınlardaki City Hall'e doğru yürümeye başladık. Havalar soğur soğumaz ilk işleri oraya buz pateni pisti yapmak olmuş. Herkes gidiyor biz de bir görelim bakalım dedik.

Paris sokaklarında dolaşırken


Ucuz pofuduk ayakkabılar

Hello Kiti mağazası

Çin bir şeysinin yıl dönümüymüş
Ne olduğunu anlamadım

Dev balon

Kpop ürünleri
Ateş pahasına satıyorlar
Altı üstü kağıdın üstüne resim basmışlar

Binalar da  Noel'e hazır


Bu geleneksel bir şeymiş
Bir tane şehirde bunun kocamanı varmış
Adını unuttum ama

Yolda yıldızlarla ilgili tanıtım ofisi gördük girdik içeri




Donghae


Sungmin
Benden daha bakımlılar
hehe



Geri çıktığımızda hava kararmak üzereydi
Bakacak bir şey de yoktu halbüsü

Buz pistine vardık
İlk defa buz pateni kaydım
Üç defa düştüm ama en azından korkuluklara yapışanlardan değildim

İnek eti yemeyen Hindu bir arkadaşınız varsa
Siz de domuz eti yemiyorsanız
Vejateryan pizza en iyi tercih olabiliyor bazen

Seul'ün kardeş şehirlerinden Ankara
Başka kardeş şehirler de vardı
İlkbaharda festival yapılıyormuş burada
Her ülke kendi taşının kenarına stand kuruyormuş
Görmek lazım

Kore savaşını yıldönümüymüş galiba
Savaşta yardım eden ülkelerin bayraklarını dizmişler
Evet en azından artık Seul'ün en turistik yerine gitmedim demem. Küçükken patenlerim vardı ama yıllardır kaymayalı unutmuştum. Bugün hayatımda ilk defa buzda kayınca cırtlak yeşil tekerleri olan patenlerimi hatırladım. Evin içinde kayardım felan. Namsan Kulesi de Atakule'ye benziyor zaten. Hayır ya Ankara'yı özlüyor olamam. Lütfen biri bana dur desin. Fazla kendimi kaptırmadan ben gideyim en iyisi.

Hoşçakalın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder