17 Aralık 2011 Cumartesi

Türk Yemegi

Uzun zamandır vakit uyumsuzluğundan bir türlü ayarlayamadığımız CJ geleneksel Türk yemeklerini sergileme yarışmasını bugün hayata geçirmiş bulunduk. Malumunuz yurdun ortak alanında benim nüfus cüzdanımdan Türk olduğumu anlayan Türk arkadaşım Emre ve onun yine benim yurdun ortak alanında Türkçe konuşmamdan Türk olduğumu anlayan Azeri arkadaşı Ferit, bu akşam Türk-Azeri ortak çalışmasının en nadide ürünlerini tatmamıza fırsat verdiler. Bu arada ben ondan bahsetmedim di mi? Geçen ay Emre bizim festival standına ziyarete gelen Ferit'le bizi tanıştırırken Ferit demesin mi ben onu zaten tanıyorum diye? Dönemin başlarında ortak alanda televizyon izlerken Türkçe bir şeyler duymuş. Ses televizyondan mı geliyor derken bir bakmış ben bilgisayarda birileriyle konuşuyorum. Muhtemelen uzun süredir etrafta Türkçe koşulduğunu duymamanın verdiği özlemle beni dinlemiş sağ olsun. Tabi o sıra ben yurtta kimsenin Türkçe bilmediğini varsayarak ne kadar rahat konuştuğumu tahmin edebiliyorum. Allah benim cezamı vermesin ne deyim. İyi ders oldu ama bana. Sağda solda nasıl olsa kimse anlamıyor diye insanların yüzüne baka baka dedikodu yapmayı da bıraktım ondan sonra. Gerçi arada dayanamayıp yapıyorum ama yine de etrafta ne dediğimizi anlayan biri çıkarsa apışıp kalacağımız şeyler söylememeye dikkat ediyorum. Nolur nolmaz. 

İşte o gün festivalden sonra Emre bana aynı yurttayız bir beraber bir şey yapamadık deyince olur yemek yapıp yiyelim demiştim ama o gün bugündür bir fırsatını bulamamıştık, bugün bulduk. Gerçi bana son anda hadi yemek yapıyoruz deyince, yurt taşıma hazırlığı içinde olduğumdan buzluktaki sebzelerden başka bir tek yoğurt çarpabildi gözüme. Yoğurtla ne yapalım ne yapalım derken yoğurt çorbasının en iyi fikir olduğuna karar kıldım. Maşallah bizim yoğurt da Kore'nin kimçisini aratmıyor. Tek başına tüm Türk mutfağını elden geçirir. hakikaten şimdi aklıma geldi de bu Koreliler Allahın lahana turşusunu ıvır zıvır her şeye doldurup sonra da dünyanın en mükemmel lezzetiymiş gibi reklamını yaparken biz niye güzelim yoğurdumuza sahip çıkmıyoruz anlamış değilim.  Tatlıdan çorbalara, salatadan pastalara kadar her şeyin içinde kullanabilen yoğurdu bütün dünya sadece puding gibi yenilen bir şey zannediyor. Gerçi Koreliler kendilerine göre sıvı yoğurt icat etmişler, sabah akşam onu içiyorlar. Bizim her öğünde sofrada olmazsa olmazımız sade yoğurdu da herkes Yunan yoğurdu diye biliyor. Fıttırmamak elde değil anlayacağınız. Nerede bu devlet nerede bu millet diye bir ayaklanma çıkarmadan CJ'deki akşam yemeğimize dönüyorum.

Ben yoğurt çorbasının yanında klasik bir sebze yemeği yapmıştım ki tencerelerin kapakları açılınca gördüm ki Emre ve Ferit tabiri caizse döktürmüşler. Pilavla salata harikaydı. Bu kadar iyi bir akşam yemeği beklemiyordum açıkçası. Tam Türk işi oldu. Ben de zaten kendimin yapmadığı ev yemeğinin özlemini duyuyordum iyi geldi.


Yoğurt Çorbası

Ekmek olmazsa olmaz

Sol alttaki benim yaptığım sebze yemeği
Sağ alttaki onların yaptığı tavuklu salata
Arkadaki de onların yaptığı sebzeli pilav
Yaptığım yemekten utandım valla
hehe

Günün kahramanları
Şimdi diyeceksiniz altı üstü bir yemek yapmışlar anlata anlata bitiremedi diye. Öyle değil işte. Kore'deyseniz o yemek anlata anlata bitmiyor. Bir de yanına çay demlemişler. Oh mis. Aa bu arada ben bir de patlıcanlı börek yapmıştım. Resmini çekmeyince unutmuşum ama köşeden görünüyor. Kendime haksızlık etmeyim şimdi. Çay may derken muhabbet de güzeldi lobideki amca bizi kovana kadar oturduk. Doya doya Türkçe konuşmayalı uzun zaman olmuş. Sağ olsunlar.

Annenizin yemeklerini yerken benim için de yeyin. Kore'deki ilginç malzemelerle modifiye Türk yemekleri yapan Saadet'i düşünün, mutlu olun.

Afiyet olsun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder