16 Aralık 2011 Cuma

Yine bir Cuma Gunu

Bugün her cuma olduğu gibi camiye gittim. Aslında bizimkilerden çoğunun gelmesini bekliyordum çünkü Maha'nın bugün son camideki son cumasıydı. Hatta o yüzden fotoğraf makinemi bile götürmüştüm toplu toplu fotoğraf çekiniriz diye ama kimse gelmemiş. Kızdım sonra niye gelmiyorsunuz diye. Aslında gelmişler de çıkışta bizi beklemeden gitmişler.




 Neyse iyi oldu ben de toplantıya katıldım. Ne toplantısı diyeceksiniz. Bugün camideki kadınların başkan seçme toplantısı varmış sadece Koreli kadınlar katılabilirmiş. Ben de geleceğim diye tutturunca kırmadılar. Aslında amacım hepsini hazır toplu bulmuşken camiye ziyarete gelen Müslüman olmayanlara kaba davranıyorsunuz diye fırça çekmekti ama içeride sıcak bir ortam bulunca bozmak istemedim. Çay fealn vardı. Hatta biri kek bile yapmış;

Kore usülü kek
Fotoğraf çekmedim çünkü çoğu fotoğraf denilen şeye karşı. Bir kısmı dışarıda peçe takıyor. O konuya girmeyeceğim daha önce bahsetmiştim ki gayet de dertliyim bu konuda. Neyse işte ben de baktım ortam güzel, çantamdaki krakerlerden çıkardım. Hani şu kızların diyet yaparken yedikleri pirinç patlaklı gibi şeyler var ya, ondan. Ama tadı daha güzel. Ortaya koydum hep beraber yiyelim diye. Meğer içinde alkol ve domuz yağı varmış. Bozuldum biraz. Kızdım kendime dikkat etmeden aldığım için ama onların da bu Türk nasıl olsa ne bulsa yer bakışlarını fark etmedim değil. Bizde bu tip şeyler yasak olduğu için her şeyi rahatça yiyoruz biz Türkiye'de dememden kaynaklanıyor sanırım. Olsun alıştım artık onların Türklerin Müslümanlığını küçümsemesini. Aslında dışarıdan bakınca çok sert ve kaba olan bu kadınlar içlerine girince çok şeker insanlara dönüşebiliyorlar. Ben de beklemiyordum böyle sıcak bir ortamı. Karşılıklı ön yargılar kocaman engeller oluşturabiliyor zaman zaman. Önemli olan onları yıkabilmek.

Toplantı sırasında benim kış tatilinde boş olduğumu, biraz Arapça bildiğim için gönüllü olarak Kuran dersi verebileceğimi söyledim. Bu mu Kuran dersi verecek diye birbirlerine bakıp gülüşseler de İngilizce dersi de verebileceğimi söyleyince bayağı sevindiler. Zaten toplantı hep Korece yapıldığı için ben sadece dinlemekle ve anlamakla yetindim. Toplantı sonunda öğrendim ki bir başkan bir başkan yardımcısı ve bir de sekreter seçmişler, onur üyesi olarak da beni seçmişler. Şaşırdım açıkçası. Dedim ya aslında çok iyi insanlar ama işte böyle.

Toplantıdan sonra yemeğe gidelim dedik ama yolun yarısında birbirimizi kaybedince gideceğimiz yeri bulmakta zorlandık. İtewon'un arka sokakları ne kadar minik ve karışıkmış öyle? Geçtiğimiz caddelerden biri antik dükkanlarla doluydu. Ankara Ulus'ta Kale'ye çıkarkenki antik dükkanları hatırladım. Güzel bir histi.

İtaewon'daki Antik dükkanlarından biri


Sonunda restorana vardık
Kimbap da vardı
Burada hayatımdaki en güzel kimçiyi
Normalde kimçi severim ama bazıları iyi yapamıyor
Buradaki çok güzeldi

Çorba
Adını bilmiyorum
İçinde kocaman hamur parçaları vardı
Öyle işte. Bugün de kısmetimizde peçeli kızları yakından tanımak varmış. Fırça atmak için gittiğim toplantıdan onur üyesi seçilerek çıktım. Neye niyet neye kısmet. Neyse artık bir pozisyonum olduğuna göre bu tip şeyleri yetkili makamlarla görüşmek daha mantıklı olacak gibi görünüyor. Umarım bir şeylerin değişir de insanlar birbirine daha şevkatle yaklaşmayı öğrenir.

2 yorum:

  1. _şebnem_

    camidekilerin öyle davrandığını hiç tahmin etmezdim.. bizi çok yanlış tanımılar o zaman..zaten ne kadar anlatsanda anlamak istemiyorlarsa anlayamazlar. (garip bir cümle oldu sanırsam)
    aldıklarına daha dikkatli bak. gerçi ben bile burda hiçbirşeyine bakmadan alırım, oraya gelince nasıl yapıcam bilmiyorum. dikkatsizlikte 1 numarayımdır. :)
    şu kimçiyi bende denemek istiyorum ama çoğu koreli arkadaşlarım beğenmediklerini söylüyorlar.. farklı bir lezzet, neden denemeyeyim ki?

    YanıtlaSil
  2. kimçi güzel bir turşu ama bazıları hakketen kötü yapıyor. mesela yemekhanelerin kimçisini pek beğenmiyorum ben. iyisinde denk gelince tadına doyulmuyor tabi =)

    YanıtlaSil