29 Ocak 2012 Pazar

Altın Günü

Dün İtevon'da Fulya, eşi ve Selcen'le yaptığımız alışverişten bahsetmiştim. Bugün onları toplanıp pişirme zamanıydı. Şimdiye kadar pek çok kez arkadaşlarımla toplanıp Türk yemekleri yaptığıma siz de şahit oldunuz ama ilk defa bu kadar kalabalık bir Türk kız grubuyla yemek yapacağım için biraz heyecanlandım açıkçası. Çayımız da var kahvemiz de var şunumuz da var bunumuz da var derken bizde malzemeden bol bir şey olmadığını anlayınca daha bir neşelendik. Hatta uluslararası öğrenci festivali (International Students Festival) sırasında açtığımız standa Selcen ve Cihan'ın bin bir zorlukla alıp getirdiği nargile de hala Selcen'de duruyordu. Gerçi o festival için okulun bize ayıdığı bütçenin biz Türkiye standı olarak neredeyse yarısını kullanmışız sonradan öğrendik. Bileydik üç beş nargile daha alıp sağa sola dağıtırdık hayır niyetine. Bilememişiz işte. Her neyse o nargile hala Selcen'de olduğu için ona da sevindik. Fulya da kendisinde çiğ köfte seti olduğunu söyleyince "tamam" dedim "bu, Ankara'dayken her ay eksiksiz olarak katılımımı gerşekleştirdiğim annemin altın gününe dönecek". Gerçi artık hazıra kaçıp altın yerine para veriyorlar ama olsun. Gün gündür deyip çıktım yola:


Arkadaşlarıma gidecek mektuplar yazılmayı beklerken
Biri maske paketi mi istemişti ne?
Yola çıkınca her gün yanından geçip bir kez bile içine girmediğim tapınağın oralarda Alisa'yla buluştum. Ona sadece yemeği benim yurdumda değil Selcen'in evinde yapacağımızı söylediğimden bir şeyden haberi yoktu. Bu arada hazır hava güzelken, ben de fotoğraf makinamı yanıma almışken tapınağa bir uğrayalım dedik:

Budist tapınağı
Ziyaret etmeden gidersem ayıp olur

Çaput felan bağlamışlar




Biraz önce bu putun önünde secde eden amcayla teyze benim bu resmimi görse kızar mıydı acaba?

Putcukların yanında OMM yapma


Putlar da putlar


Bu da buda
Aynı espriye girmeyeceğim
hehe


Ben de Alisa'yı çekiyim


Yazılar


Bu yazı Alisa'ya Mulan filmindeki adamın dediklerini hatırlatmış

Tapınağa son bir bakış

Karşıdan pembeli bir adet Selcen geliyormuş

Sare'yi de çağırdım
Ekip tamam

Yemek yapmaya başlayalım



Bisküvili pasta yaparken

Alisa'ya pudinge bisküvi bandırmayı öğrettik

Çiğ köfte seti de gelmiş

Fulya evinde döktürüp gelmiş
Ağlayan kek

Bizim yaptığımız bisküvili pasta

Çiğ köfteye başlayalım
Bu arada yemek yaparken Fulya'nın eşi Korece "ottonkaci" gibi bir şey demiş. Korece bilmediğim için şimdi hatırlayamadım. Neyse. Sare de "otursana hacı" anlamış. Kahkahayı koyuverdik haliyle. Alisa sordu neye gülüyorsunuz diye. Hacının ne demek olduğunu, bizim ne anlamda kullandığımızı açıkladık. Garip gelse de Türkçe'nin ne kadar elastik bir dil olduğunu hatılatınca ikna oldu. Akşama kadar bize hacı diye hitap etmekten de geri kalmadı. Biz ona Türkçe öğreteduralım, o da arada farketmeden bizim İngilizcemizle meşgul olmayı ihmal etmedi. "Ketılı uzat" dedik. Anlamadı. "Ne uzatıyım?"dedi. "Ketıl" dedik. Haa siz "kerıl" diyorsunuz deyip su ısıtıcıyı uzattı. "Kettle" işte "t" bunun nersesinde o zaman diye biz de onun üzerine gittik. Daha sonra buna benzer birkaç kelimeyi daha anlamayınca bu vesileyle doğrularını öğrettik ona. Hayatımda bir Amerikalı'nın yanında İngilizce'yle bu kadar dalga geçtiğimi hatırlamıyorum. Şeker şey.


Yemekleri resmetmezsek olmaz
Çiğ köfte setinden her şey çıktı
Nar ekşisi bile var
Wuhuu


Fulya'nın peynirli ve kıymalı böreği

Bu poğaçalardan yemeyeli aylar olmuştu

Una taktığımız paket mandalı

Türk kahvesi

Soğanları doğrarken

Copyright yaparken


Bunu da Fulya'nın eşi Kevin yaptı


Selcen'in mutfağına bayıldım
Normalde burada öğrencilerin tek kişilik minicik odalarda 500.000 won civarında fiyatlarla kaldıklarından bahsetmiştim. Selcen'in şu anda oturduğu oda ise normalde çok pahalı fiyatlara kiralanıyor. Depozitosu da cabası. Bazılarını ayrı balkonunun olmasını geçtim, mutfağı bile olmuyor. Selcen ise bu evi bulmak için bayağı bir araştırma yapmış. En sonunda burayı bulmuş. Buranın sahibi teyze de 5.000.000 won depozito istemiş ama bizimki sıfırları yanlış anlayınca elinde 500.000 wonla teyzenin kapısını tekrar çalmış. Onu o parayla görünce teyze çok güldü dedi. Sonra tamam senden depozito almayım o zaman deyip burayı tutmasına izin vermiş. Şimdi aylık 500.000 won ödüyor kira olarak ama diğer yerlerle kıyaslayınca çok iyi bir fiyat bence. Rahat, geniş ve ihtiyacı olan tüm elektronik eşyalar içinde var. Hatta teyze her yemek yaptığında onda da getiriyormuş. İyi insanlarla karşılaşmak güzel bir şey.

Emektar makinam

Selcen'in makinasıyla kaynaşırken

Sare Alisa'ya türk yemeklerini gösterirken


Alisa'ya güllaçtan bahsetmeye başladık. Şöyle güzel böyle güzel derken geçenlerde evden getirdiğim güllaç yapraklarıyla tatlı yaptığımı söyledim. Fulya da yapmış ama güllaç yaprağıyla değil, genellikle yabancı marketlerde satılan, yanlış hatırlamıyorsam Vietnam taraflarından gelen, çıtır pirinç yufkalarıyla.. Hiç aklıma gelmemişti. İnsan mahrumiyet içinde olunca yaratıcılıkta sınır tanımıyor. En kısa zamanda denemem lazım. Dediğine göre güzel oluyormuş.

Fulya elini keserse

Hazır çorba

Copyright #2

Çiğ köfte

Bitmek üzere

Tabaklara ayıralım

Sofra hazır




Çay da demleyelim




Bu güzel sofrayı ölümsüzleştirmek lazım



Börek

Mantar sote


Bisküvili pasta

Ağlayan kek

Çoban salata

Poğaça

Çiğ köfte


Biküvili pastanın açılmış hali



Nargile de hazırlanıyor

Şirin çift

Aigo

Çay demini almış bile

Nargile





Artistik hareketlere geldi sıra

Halkalar yapma

Biz yemeği bitirip çay faslına geçmişken Ceylin geldi. Sare hemen atıldı Melis gelmiş diye. "Nasıl yani siz birbirinizi tanıyor musunuz?" dedim. Bir yaz burada tanışmışlar. Melis aşağı Melis yukarı diye konuşına devam edince "Ceylin? Melis? Saadet? Kore?".. Birden kendimi yatağımda buldum. Hepsi rüyaymış meğersem. Şaka. O kadar yemek yaptık rüya olsa üzülürdüm. Neyse işte meğer adı Melisa'ymış. Başta Kıday Baksı Bey'den olmak üzere pek çok kişiden Ankara'dan Melisa diye duyumlar almıştım. Meğer benim buz patenine gittiğim, Myeongdong'da bayram maskesi topladığım kişi o kişiymiş. Benim hatlar biraz karışsa da fazla uzun sürmedi, parçaları birleştirip kaldığımız yerden devam ettik:

Sare-Melis kavuşması

Deneme sırası bende

Öksürük tutmadan saniyeler önce
Her ne kadar Türkiye'de nargile içme kültürü olan biri olmasam da insan kendi ülkesine ait bir şeyleri uzak diyarlarda görünce mutlu oluyor. Gerçi burada da nargile içilen yerler var ama genellikle basık ve havasız yerler olduğu için gidemiyorum. Türkiye'de ilk defa Konya'ya orada üniversite okuyan lise arkadaşımı ziyarete gittiğimizde denemiştim. Meram'da çok güzel bir çay bahçesi, yanından geçen bir dere ve derenin üzerine gelecek şekilde kurulmuş çardak.. Çardağın içini dolduran serin rüzgar.. O zaman hoşuma giden şey nargilenin kendisi değil de kurduğumuz muhabbetin sıcaklığı olsa da bugün tekrar o günü hatırladım. Liseden beri benden desteğini hiç bir zaman esirgemeyen iki güzel arkadaş.. Düşünüyorum da ben liseye başlayalı neredeyse on yıl olmuş. Hayatımın yarısı sayılır. Her ne kadar farklı şehirlere dağılmış olsak da ilk defa onlardan bu kadar uzak kaldım. Onları bu kadar anmışken hayatımın tamamını geçirdiğim ailemi es geçersem olmaz. Nargile içtiğimi görüp kızmazlar umarım.



Fulya'dan poz dersleri alırken

Eşi de arkadan fotoğraflara destek çıkarken



Sare ve Melisa'nın bugün üzerilerinden topik geçmiş


Türk Hava Yolları'ndan geldik







Alisa aslında saçlarının kıvırcık olduğunu söylerken


Bne yavaş yavaş yurda dönüyüm
Bugün gerçekten çok güzel geçti. Arada sırada da olsa doya doya Türkçe konuşmak, insanı çok mutlu edebiliyor. Yabancılarla olduğu gibi yaptığınız şakaların, kurduğunuz cümlelerin içindeki ince manaları, karşınızdakinin boş boş baktığını farkettikten sonra açıklama gereği duymuyorsunuz. Bu gerçekten çok büyük bir nimet insan için. Bu süre zarfında yeni şeyler öğrenmiyorsunuz ama doyasıya gülme fırsatı buluyorsunuz. Bilmiyorum belki de Kore'deyken Türkiye'ye dair en çok özlediğim şeylerden biri bu sanırım: Türkçe konuşmak. Mesela yabancı arkadaşlarım sürekli soruyorlar bana. Madem bloğuna bu kadar emek harcıyorsun, neden İngilizce yazmıyorsun, daha çok insan faydalanır diye. Kore hakkında tonlarca İngilizce blog olduğunu, benim eğer bir ürün ortaya koyacaksam kendi insanıma yönelik bir şeyler yapmam gerektiğini söylüyorum. Daha da önemlisi yaşamadığım bir dili yazmamın ne anlamı var ki? Her ne kadar vermeye çalıştığım mesajı yerine ulaştırmayı becersem de eninde sonuda bir şeyler yapay kalmaz mı? Bir yeri, benim kültürümle, benim gözümden gören insanlarla; o yeri vitrinden seyrediyormuş hissi yaşayan insanları kıyaslamak gibi olmaz mı bu? Olmaz belki de. Bilmiyorum. Belki sadece bana öyle geliyordur.

Bu arada lafa daldım yemekleri unuttum. Aslında bu kadar çok şey yapacağımızı tahmin etmiyordum. daha doğrusu yiyeceğimizi tahmin etmiyordum. Fulya, biz yaban ellerde bir garip kuş misali süzülmeyelim diye özlediğimizi tahmin ettiği ne varsa yapmış, getirmiş. Düşünceli insanın hali başka oluyor. Gerçekten. Gerçi biz bu kadar şeyi beklemiyorduk da Alisa'ya ne demeli? Garibimin hiç bir şeyden haberi yoktu. İçeceğini aldığı gibi yemek yapmaya gidiyoruz diye çıktı yola. Kültürümüzden bayağı bir etkilenmiş. Kendisine Japonya'daki Koreli aileyi görüp Kore'ye merak salma macerasını hatırlattım, bir sonraki durağım Türkiye zaten dedi. Bir de  ben gelirken festivalden kalan broşürleri kızlara dağıtırım diye getirmiştim, onlara da bakmıştı. Dedi ki, siz bu ortamı hazırlayıp bir de gelenin eline bu broşürleri tutuşturun, insanları Türkiye'ye gitmeye ikna etmek için yeter de artar bile dedi. Göreceğiz bakalım. Birkaç yıl sonra Alisa elinde bavuluyla kapımı çalarsa şaşmam. 

Baktık bugün muhabbet iyi, bir dahaki toplantı için planlar yapmaya başladık bile. Umarım yine böyle geçer. 

13 yorum:

  1. Çok güzel bir gün olmuş anlaşılan=)

    YanıtlaSil
  2. onlar nasıl zarflar öyle :O cidden çok güzeller :O

    -sesli söyleyince cidden "otursana hacı" gibi bir şeyler çıkıyor ya :D o açıdan katıldım öyle anlamasına hehe. çiğköfteyi nasıl yaptınız ya O_o o çok uğraşılan uzun bi yemek değil mi? (hatta benim gözümde çiğköfte sadece hazır satılan bir şey ahah) cidden çok eğlenmişe benziyorsunuz ortalık bile baya bi dağılmış gibi görünüyor :D

    fulya ve eşi demişsin ya onun da blogu var dimi? ilk resimde bi gördüm tanıdık geldi ama emin olamadım sonra diğer resimlerde falan daha bi tanıdık gelmeye başladı. o fulya o fulya dimi :D

    YanıtlaSil
  3. süper bir gün geçirmişsin hakikaten, nargile keyfiniz de süper olmuş:)o günleri böyle güzel yad etmen beni çok sevindirdi.hislerimiz karşılıklı sen bir dön de tekrarlayalım inş :D-Zeynep Cahide-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi bakalım, nargileler senden o zaman =)

      Sil
  4. Topik soruları ve cevaplarına ulaşabileceğimiz bir adres var mı acaba? Ve de bununla ilgili hazırlık kitabı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Topik'in isminden başka bir şey bilmiyorum =)

      Sil
  5. Bir süredir blogunu okuyamıyordum ama şükürler olsun sınavlarım bitebildi ve hemen okumaya geldim. :D Böyle hoş bir pyalaşımla başlamak da çok güzel oldu :)
    Zaten heyecan basmıştı sen de böyle Türkçeyi bile özlüyorum diyince hepten arttı, korku da var zaten :D Bakalım hayırlısı bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete :D
    Bu arada Selcen orada ne kadar kalmayı planlıyor? heheeheh Böyle şirin mi şirin kullanışlı mı kullanışlı fiyatı da uygun bir yeri kaçırmak istemem o çıktığında :D
    Yemekler de muhteşem olmuş burada bile öyle güzellerini yemiyoruz gibime geldi sanki :D Malzemeler az var ama öz var sanki ^^ Neyse pişircek yer bulduğumuz sürece aç kalmayız orada bunu anladık sayende :D
    -F.Betül-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şey var burda ya. Tek mesele pişirecek mutfağının olması. Selcen de benim gibi yazın dönüyor. Tanışırsın kendisiyle =)

      Sil
  6. maşallah ama bu kadarda çeşit yapılmazki insanı özendiriyosunuz afiyet olsun saadet evet lütfen beni arkadaşlarına emanet edermisin düşününce bazen bana çok fena geliyorlar kendimi anaokuluna yeni başladığım günlerde hissediyorum sen bana cesaret verdin sana çokkkk teşekkürler Betül tabi tanışalım bakarsın aynı tarihlerde gideriz birlikten kuvvet doğar umarım saadet sayesinde güzel dostluklar kurarız Deniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şubat sonunda gelecek olanlar ankasaa@gmail.com adresinden bana ulaşırsanız sevinirim. Geldiğinizde yalnız kalmanızı istemem. Vaktim olursa havalimanında da alabilirim. Beni karşılayan bir arkadaşım olmasaydı çok zorluk yaşardım çünkü.

      Sil
  7. Merhaba, ben blogunuzu yeni gördüm. çok güzel anılarla dolu. aslında ben uzun bir süredir kore hayranıyım. kore(seul) en çok gitmek istedğim yer. hatta üniversiteyi orda okumayı bile düşündüm. gerçi daha önümde baya uzun bir yol var bu sene liseye hazırlanıyorum ama bunun hayallerini kurmak çok güzel. bunları düşünürken aklına birçok soru geliyo insanın dolayısıyla.
    nasıl bir yer? insanlarıyla anlaşabilecek miyim? orası maddi bakımdan uygun biryer mi?(daha doğru düzgün won hesaplayamıyorum da.:))yiyecek yemek bulabilecek miyim? (deniz ürünü ve et rünleri bakımından baya zengin bi ülke ama ben deniz ürünüde et ürünüde pek yemem.) daha biçok soru. ama ben bu hayalimi gerçekleştirebileceğime inanıyorum. ünüversite olmazsa meslek sahibi olduktan sonra ziyaret amaçlı olsa bile oraya gideceğim! :)biliyorum başını ağrıttım ama sen orada yaşıyorsun şu an değil mi? orası nasıl bi yer? koreceyi nasıl öğrendin, kolay bi dil mi? orda ders almak zor olmuyor mu? yiyecekleri nasıl? (dönüp dolaşıp yine buraya geldim. orda aç kalamk istemem.) :D ..yardımcı olurmusun bana ? bi de aklıma bu konularda soru olursa sana danışabilirmiyim? şimdiden teşekkürler.. Hayal bile olsa bunu gerçekleştireceğim. oraya birgün geleceğim. buna gönülden inanıyorum. GAMSAHAMNİDA UNNİ.. :)

    YanıtlaSil
  8. blogunu bugün keşfettimm ama harika olmuş :) çok beğendim ve çok imrendim... :/ inşallah bizede nasip olurr KORE ....(AMİN)

    YanıtlaSil