27 Ocak 2012 Cuma

Ansan Turu

Dün CJ'deki Endonezyalı arkdaşım Eros, bugün Widita'yla (hani şu güzel Endonezya yemekleri yapan kız) Ansan'a gideceklerini, istersem onlara katılabileceğimi söyledi. İstemem mi? İsterim tabi dedim. Siz önden gidin, ben sonra size yetişiyim dedim çünkü bir dahaki dönem için okulun bursuna başvurma şartlarından olan referans mektubu için hocayla buluşmam gerekiyordu. Bir aydır hocayla Facebook'tan yazışıyoruz. O İngilizce ben de Korece bilmeyince az kalsın referans mektubumdan oluyordum. En sonunda Emre sağolsun olaya el attı. Ben ne istediğimi yazdım o da Korece'ye çevirdi. Hoca hemen cevap yazmış yarın gel de veriyim diye. Durur muyum? Koşa koşa gittim tabi:

Tatil olunca okul hüzne bürünmüş

Hocayı beklerken etrafı kolaçan edelim

Mektubu aldım sonunda

Metrodan dışarıyı inceleyelim

Tarlalar marlalar

Stadyumu da geçtik

Bir saatten fazla süren metro yolculuğunun ardından
Ansan İstasyonu'na vardım

İstasyondan etrafa bakalım
Vardım varmasına da Widita'nın işi çıktığı için gelememiş. Eros vardı sadece. İyi bari yalnız gezmekten iyidir diye başladık geziye. Daha metrodan çıkmadan elimizde sepeti buluverdik:

Yine pamuk
Bu sefer sıcak torba da var

İnceleyelim biraz da ayıp olmasın
İsme gel

Sepettekileri hemen çantaya atıyoruz

Yolculuk başlasın

Durian
Hayatımda ilk defa gerçeğini gördüm
Kokladım ama kesik olmadığı için alamadım kokusunu

Kalabalık mı var ne?

Hamurlar

Tuzlu yumurta dediler
Meşhurmuş

Değişik meyvelerden bir tane daha

Mini portakallar

Asıl yere geldik

Başka dükkanlar da varmış

Ama biz buraya giriyoruz
Aradığı şey sadece burada satılıyormuş

Uzun zamandan beri ilk defa Nescafe 3'ü bir arada görüyorum
Hem de Endonezya marketinde

Ramenler felan



Bunu hatırlıyorum
Widita muzlu tatlının içine koymuştu

Eros'un aradığı şey buymuş
Bunun dışında bir ton şey aldı
Ben de bana ilginç gelen şeylerden aldım biraz
Gerçi bir tane Türk market olsa ben de alırdım bol bol

Selamlamaya gel
hehe

Alışveriş bitti
Çevreyi keşfedelim

Vakumlu erişte

Bunlar gözüme tanıdık geldi biraz

Domuz domuz

Kavrulmuş çekirdek blie var burada
Wuhuu

Çin mahallesine geldiğimiz
Hana Bank'ın tabelasından belli

İkinci el elektronikçisi
Aman çarpılmayalım da

Bir şeyler pişiyor

Ucuz parfümden sonra sahte parfüm de varmış
Arkadakiler de sahte kozmetikler olsa gerek
Ah bu Çinliler

Klasik Kore evlerinden
Genelde bu renkte oluyorlar

Endonezya yemeği yiyelim
Menü biraz zorladı beni

Endonezya kanalı da var
Oh mis

Reklamlar

Acı olmadan asla dermiş onlar

İlginç bir televizyon programı
Bu genç

Bu da kız arkadaşı
Hipnoz etmişler
Bülbül gibi şakıyor garibim

Seyirciler de az değil

Sunucu da ayrı bir ilginç zaten

Es dawet
Değişik bir tadı var
Çok değişik

Es kelapa muda
Bu da benim içeceğim

İçinde hindistan cevizi rendesi var

Muz kızartması

Tatlı değildi ama beğendim
Kahvaltıda yerlermiş

Benim yemeğim:
Sato ayam

Hazır mıyız?

Hikan gurami
Balık üstü bir şeyler

Ama ben o su yemeğe karıştırılacak zannettim
El yıkamak içinmiş

Reklam
Şamanları tiye alıyormuş

Devamı
Bu reklamı izlerken şamanlardan konu açıldı. Falcı büyücü tarzı bir şeymiş. Endonezya'da pek çok insan işlerinin rast gitmesi için şamanlara mutlaka uğrar dedi. Hatta seçimlere aday olanlar bile seçimleri kazanmak için şamanlara uğramadan edemezmiş. Şu an çok dindar olduğunu söyleyen bir devlet başkanları varmış. O bile gitti zamanında dedi. Bu tip şeylerin İslam'da yasak olduğunu bilmiyorlar sanırım. Eskiden Türkler'de de Şamanizm diye bir inanç varmış ama artık devam etmiyor demiştim. Yanılmışım. Onlardaki eski geleneklerle İslam'ın bazen karıştığını söyledi. Nasıl dedim. Onlarda biri ölünce 7. 14. ve 100. günlerde toplanıp Kuran okurlarmış. Nasıl ya o bizde de var dedim. Sadece bizde yokmuş meğersem. Dediğine göre bu tip şeylerin kökeni eski Hint geleneklerine dayanıyormuş. Zaten Güneydoğu Asya ülkeleri, Hint ve Çin geleneklerinden fazlasıyla etkilenmişler. Geçenlerde Endonezyalı mı Malezyalı mı hatırlıyamadım şimdi ama muhabbet ediyorduk. Belki duymuşsunuzdur Çince'de 4 rakamı ölüm kelimesiyle aynı anlamda olduğu için onlarda 4 rakamını fazla kullanılmazmış. Hatta binalarda 4. kat diye bir şey de olmazmış çoğu zaman. İşte o inanış onlarda da varmış Hangisiydi hatırlayamadım şimdi. Onlar etkilendi de biz nasıl etkilendik bilmiyorum. Mesela şu çaput bağlama, kilit takma şeylerininin aynılarını burada da görmek mümkün (Namsan kulesinin yanındaki kilit ağaçları gibi). Hatta yıllar önce gazetede Kore'de bizim öss gibi bir sınav olduğunu, ailelerin de çocuklarına tapınakta okuttukları pirinçlerden yedirdiklerini okumuştum. Size de tanıdık geliyor değil mi?

Endonezya yemekleri en az Malezya yemekleri kadar hoşuma gidiyor. Widita sağ olsun bundan önce de onların yemeklerini tatma imkanı bulmuştum. Tarif edemeyeceğim kadar faklı. İlk kaşıkta biraz garip gelse de sonra sevmeye başlıyorum. Daha sonra da bunları bir daha yeme imkanını asla bulamyacağım için üzülüyorum. Keşke herkes her istediği yiyeceğe kolayca ulaşabilse. Kore'de sakızlı muhallebi, Türkiye'de yosun satılsa mesela. Sonra işi ilerletip ilginç Güneydoğu Asya yemeklerine geçseler. Buradan metroya binip Kızılay'da inebilsem mesela. Çok şey mi istiyorum?


Böcek kavurması
Yemeğin üzerine içim açılsın diye koymuş heralde teyze bunu
Pilavla güzel gidiyormuş Eros'un dediğine göre

Doğranmış nilüfer sapı
Pek lezzetli olduğunu döyleyemeyeceğim
Bildiğin sap işte

Turşular, kimçiler

Beleş pamuk aldığımız yerden tekrar geçelim

Donutlar

Bizim Harry büyümüş de kocaman olmuş

Self vesikalık

Otobüs beklerken
Bu dizi hala var mı ya?


Otobüs gelmez oldu

Bu okulun önünden geçiyormuş
Biz arka tarafından geçene binecekmişiz ki tepeyi tırmanmayalım

Otobüs geldi sonunda

Kore dizilerindeki kızlar gibi kafamı cama yaslayıp
artistik yapacaktım ama broşür asmışlar yapamadım

Geldik sonunda

İlk defa yurda kampüsün arkasından geldim
Buz pateni ringinin olduğu bina da burada

Eros'u CJ'e uğurlayalım

Ben de yurduma dönüyüm

Bugün aldığım meyvelerin yanına puding yaptım
Fena olmadı
Bugün yine yeni yeni şeyler öğrendim. Daha önce görmediğim meyvelerden gördüm, yiyecekleri deneme imkanı buldum. Ansan yabancılar için İtevonvari bir şey sanırım. Sadece biraz şehir dışında biraz da yiyeceklerin ağırlıklı olduğu bir yer. Durian bile gördüm orada daha ne olsun? Yemek yerken televizyon vasıtasıyla öğrendiklerim de ilginçti. Hipnoz olan kız felan. Kültürler farklı olunca bakış açıları da değişiyor. Geçenlerde Eros Endonezya'daki kız arkadaşı için bir sürpriz hazırlayacaktı. Ben de yardım ettim. Çok şeker bir şey oldu. Dedim ki Türk erkekleri bu tip şeyleri hayatta yapmaz. Gerçi Malezyalılarla vakit geçirmekten artık şaşırmıyorum bu tip şeylere. İyi bir kültür sonuçta. Ama diğer taraftan baktığımızda da bizde de Anadolu Kadını diye bir tabir var. Gücün, bilginin simgesi gibi. Onlarda da o yok mesela. Bir de Osmanlı Tokadı vardı. Alakaya maydonoz. Ben kaçıyım en iyisi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder