23 Ocak 2012 Pazartesi

Caffe Bene

Bir zamanlar Kore Üniversitesi'nde uluslararası bir festival yapılmış, biz de bir avuç Türk olarak Türkiye'yi tanıtan stand açmıştık. Bilmem hatırlar mısınız. Hatta standımız o kadar ülkenin arasınan 3. olmuştu. (Bunu da hatırlamazsanız kırılırım valla) Neyse efendim o standda bize yardım eden Alisa adında Amerikalı bir kız vardı. Dün beni aradı, bugün için kahve içmeye davet etti. Hatta Japonya'dan Macar bir arkadaşı da gelecekmiş. Beraber otururuz dedi. E olur dedim ben de, çıktım yola:

Bayram dolayısıyla GS25 hala kapalı
Hiç alışık değilim buna

Kahve zamanı
Her ne kadar Amerikalılara karşı inanılmaz bir önyargım olsa da Alisa genellemelerden kaçınmama neden olan yegane kişilerden biri. İnanılmaz derecede cana yakın ve sempatik olmasının yanı sıra muhabbeti de güzel olunca bayağı bir oturmuşuz. Arkadaşı da şeker biriydi. Daha önce Türkiye'ye gitmiş, hatta Macar olduğunu öğrenince indirim yapan bir Türk satıcıyı anlata anlata bitiremedi. beğenmiş yani ülkemizi. Konu aşılınca nerede tanıştıklarını sordum. Lisedeyken Japonya'da beraber okumuşlar. "Nasıl yani?" dedim. Meğer bunlar küçükkene lisedeyken bir program vasıtasıyla 1 yıl japonya'da bir lisede okumuşlar. Tabi okurken de Japon ailelerin yanında kalmışlar. Bunun İngiltere'deki üniversite versiyonlarını duymuştum ama lise için olanını hele hele Japonya'da olanını hiç duymamıştım. Okul yıllarını anlatırken de şaşırdım biraz. Her şeyin güzel olduğunu, bir tek giydikleri formaya katlanamadıklarını söylediler. "E ne var bunda, biz de yıllarca forma giydik" dedim ama onlara işkence gibi gelmiş. Hatta okulun forması hangi okulda okuduğunu belli ettiğinden ve der saatleri dışında okul dışında bulunmak yasak olduğundan o saatlerde formayla okul dışında dolaşamadıklarından yakındılar.Yoksa yolda biri görünce hemen formadan tanıyıp okulu arıyorlarmış. Aslında duydukalrım bana gayet tanıdık gelse de onlar sanki nazi kampında okumuşlar gibi bir izlenim bıraktılar üzerimde. En sevdikleri kısmın ise Japon ailelerle kalmak olduğunu da belirtmeden edemediler. İşin ilginç yanı ise Alisa Kore kökenli Japonya vatandaşı bir aileyle yaşamış. Ailenin milliyetçi ve bunun sonucu olarak da Japonya'ya karşı pek iyi duygular beslemediklerini söyledi. Bu yüzden Japonya'da kaldığı süre boyunca Kore hakkında çok şey öğrendiğini, Kore yemeklerini Japon yemeklerinden daha çok sevdiğini ve bu ailede aldığı Kore sevgisinin, onu üniversiteden sonra Korelere kadar getirdiğini anlattı. Bu yüzden iyi derecede Korece konuşuyor. Yüksek lisasını burada yaparken staja da devam ediyor. Kore'ye çok düşkün anlayacağınız. "Lisede Japonya'da okumamın beni Kore'ye getireceğini hiç düşünmezdim" dedi. Zaten yaptıklarımızın sonucunu önceden kestirebilsek ne tadı kalırdı ki hayatın. Değil mi? Bu arada Macar arkadaşı da Japonya'da kalmaya devam etmiş. Hala orada yaşadığını söyledi. Japonya ve Kore arasında ilgisini çeken farklılıkları sordum, daha çok dış yapıdan bahsetti. Mesela Japonya'da herhangi bir şehrin merkezi göktelenlerle doluyken, merkezden dışa doğru gittikçe binaların kısaldığını söyledi. Seul'de ise pek çok merkez olduğundan binaların bir uzayıp bir kısaldığını söyledi. Haksız da sayılmaz. Gerçi ben ondan daha çok insan ve kültür tahlili yapmasını beklemiştim ama o dikkatini çekmiş demek ki.

Biz muhabbet ededuralım, Alisa bize süper icadından bahsetti. Hani kış aylarında eldiven giyerken akıllı telefonları kullanamıyoruz ya. İlla eldiveni çıkarıp işini halledeceksin. Alisa da bu duruma bir son vermek için insanlık adına bir buluşu gerçekleştirmiş, gitmiş bakkaldan sosis almış. Denedik işe yarıyor. Gerçi benim yöntemim parmak uçlarından az biraz kesip parmağın ekrana değmesini sağlamak gibi daha basit bir yöntemdi ama onunki de hiç öyle yabana atılır gibi değil yani:

Yılın icadı:sosis!!
Artık akıllı telefonlarınızı eldivele kullanabileceksiniz

Kakaotalk bile çalışıyor
Bu arada hiç Kakaotalk'tan bahsetmedim değil mi? Aslında kendisini defalarca duymuş olsam da yeni telefon alana kadar ne menem bir şey olduğundan haberim yoktu. Msn, skype gibi programların akıllı telefona uygulanmış hali gibi dursa da kullanımı aşırı derecede pratik olduğu için akıllı telefı,onu olup bu programı kullanmayan yok gibi Kore'de. Zaten akıllı telefon kullanmayan insan sayısı yok denecek kadar az olduğundan da herkeste var anlayacağınız. Herhangi bir numarayı rehberinize kaydettiğinizde, kakaotalk o kişinin hesabını da otomatikman bulduğu için ayrıyeten kakao hesabı sormak zorunda kalmıyorsunuz. Metrodan umumi tuvaletlere kadar her yerde internetin çektiğini de varsayarsak insanlar mesaj göndermek yerine kakaotalk'tan haberleşiyor. Kolayca resim gönderebilme de cabası. Ben de diyorum bu insanlar harıl harıl ne yazıyorlar. Meğer bedava mesajlaşma yöntemi bulmuşlar, sonuna kadar sömürüyorlar. Hatta bu sayede, eğer yurt dışında kakaotalk sahibi arkadaşlarınız varsa onlarla da bedava mesajlaşabiliyorsunuz. İyi bir şey yani.

Kafeden çıkma vakti
O da ne?
Umumi bilgisayar koymuşlar
Peki o garip saçlı adam da neyin nesi?

Koreli Emrah
Acıların çocuğu

O saçı kabartmak için ne kullandılarsa ben de istiyorum aynısından

Korelilerin kutu taşıma yöntemine bayılıyorum
Saten bohça
Favorim

Bir gün dayanamayıp alacağım
Tadı güzel diyorlar

Akşam yemeğim

Güllaç ve kahve
Muhteşem ikili

En sevdiğim kitap ayraçlarım

Şirin şeyler
Bu gün de böyle geçti işte. Her ne kadar yurdumdan 500 metreden fazla uzaklaşmasam da yine değişik şeyler öğrendim. İnsan dediğin böyle bir şey işte. Gubidik şeylere bile sevinebiliyor. Bakalım gelecek günler bize ne yenilikler getirecek. Dur ya pek felsefi olduk. Gerek yok, gezelim görelim, o bize yeter. Bu arada öyle sarışın bir teyze vardı dağ bayır gezen, Noldu ona? Hala yaşıyor mu? Ya da ben o konulara hiç girmeyim, yine içinden çıkamam, uzattıkça uzatırım. E öyle madem, burada kesiyorum ve hoşçakalın diyorum.

8 yorum:

  1. Kakaotalk favorim ya=) özellikle de ses kaydı video fotograf felan da süper=) mesajlasmaya dşyecek birşey yok zaten. Skype de oturum açana kadar direk numarandan buluyor tabi Türkiye de pek yaygın değil hiç türk arkadaşım yok kakaotalkda=)

    YanıtlaSil
  2. Hatta viber programını biliyor musun? O da ücretsiz konusmak için, direk numarandan tanımlanıyor ve listendekı kullanıcıları buluyor, kakaotalk gibi paylaşımlar da var skype gibi konusma da =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben pek bilmiyorum ya bu tip akıllı telefon uygulamalarını, daha yeni sayılırım. Yavaş yavaş öğreniyoruz bakalım. Viberli arkadaşım olduğunu duyarsam onu da yüklerim, neden olmasın? =)

      Sil
  3. Zeynep:Nasıl unuturuz O günü! Okurken ben mide krampları geçirmiştim.Helal olsun.Başardı ben olsam pes ederdim demiştim.Teşekkürler.Keyifli bir gün geçirmene sevindim.Bende yazılarını takip ediyorum.Özelikle üzgün olduğum zamanlar moral oluyor.Kolay gelsin.Başarılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pes eder miyim? Ölmek var dönmek yok. hehe.. Üzülme ya hayat güzel, kuşlar felan =)

      Sil
  4. korenin emrahı olarak adlandırdığın şahsiyet so ji sub ı'm sorry ı love you dizisini izle inan bana bayılacaksın
    şahsen benim kore dizilerine bulaşmanın yegane temelidir kendileri :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar dile alışmak için Kore dizileri izlemeye başladım. Şimdi bir tane izliyorum, ondan sonra bunu da izleyelim bakalım. Tavsiyen için teşekkürler =)

      Sil
  5. rica ederim izleme listene aldığına sevindim şimdiden iyi seyirler :)inan pişman olmayacaksın

    YanıtlaSil