30 Ocak 2012 Pazartesi

Gangnam Turu

Hatırladığım kadar'ıyla Gangnam'a en son geçen dönemin başlarında Bilkent'ten Koreli arkadaşım Min'le görüşmek için gitmiştim. Kendisi Suwon'da okuduğu için Seul'e sadece pazar günleri kilise için geliyor. Ben de onun kilisenine gitmiş, eller havaya tadında bir saat geçirmiştim kilisede. Hatta o da bana Jun'un göderdiği telefon'u vermişti. Her neyse o gün bu gündür bir daha Gangnam'a gitmemiştim çünkü o gün gezmekten ziyade kilisede vakit geçirdiğimiz için ben Gangnam'ın küçük bir kısmını görmüştüm. Daha sonraki günlerde aslında Gangnam'ın Seul'ün önemli merkezlerinden biri olduğunu, hatta müzik endüstrisini de içinde bulunduran yapım şirketlerinin pek çoğunun burada olduğunu duysam da yine de gitmemiştim. 

Bugün CJ'deki çok az Koreli arkadaşlarımdan biri olan Sangbin'le bir yerlere gitmeye karar verdik. Genelde yabancı arkadaşlarını götürdüğü yerleri saydı. Gangnam'ı listeye katınca hazır bu kadar ismini duymuşken ora olsun dedim. Aslında yabancıların daha çok, büyük balık marketine gitmeyi tercih ettiklerini söyledi. Orayı da duymuştum ama pek balık görme havamda olmadığımdan Gangnam'da ısrar ettim. Balık marketi başka zamana bırakıp çıktık yola:

Gangnam istasyonundan çıktık

Binalar binalar

Korece bilmeden de yazanı anlamak mümkün






Gökteki ay ve yıldız hemen de dikkatimi çekmiş

Arabacı











Tanıdık bir şeyler





Ağaçvari şey


Telefon kılıfları










Karnımız acıkmaya başlatınca
Yiyecek yer aramaya koyulduk

Her yerde et


Kelime oyunları


Oryantal?

Vidyo sitesi değil miydi bu?

Bir yer bulduk sonuda



Masadaki ocak

Yan masa

Çubukları ve kaşığı da yerleştirelim =)

Soslar salatalar

Sulu kimçi, susuz kimçi

Sangbin



Pişireceğimiz malzemeler geldi

Suyu da koydular ocağa

Diğer malzemeler
Pek de iştah açıcı
hehe

Kaynayan suya önce deniz ürünlerini attık

Ahtapotcuk

Karides

Deniz ürünleri iyice pişince sebzeleri atalım






Sebzeleri makasa kesme zamanı




Balıkkeki


Bay yengeç


Bütün sebzeleri yedik

Sıra eriştede
Bunu da kalan suda haşlayıp yedik.
Kore yemeklerine yavaştan alışıyorum sanırsam. Aslında Kore mutfağında çok güzel et yemekleri var. Tek sorunum onları yiyememek. Buraya gelen yabancıların tek derdi yemeklerin acı olması ama benim için yiyebileceğim bir şeyler olduktan sonra acısına katlanıyorum. Her ne kadar alışık olmasam da sürekli deniz ürünü olan yemekleri yemem de ondan. Bu arada yemek yiyebileceğimiz bir yer ararken içinde et olan şeyleri yiyemeyeceğimi söyledim. Sonra kızarmış yiyecek satılan bir yer gördük. Bu karideslerin kızardığı yağda domuz eti de kızartıyorlar dedim, arkadaşım Sangbin ne demek istediğimi hemen anladı. Sonra yemek yediğimiz restorana girerken, bu yemeklerin suyunu hazırlarken içine et de koyuyorlar dedim. Daha sözümü bitirmeden, tamam hemen soruyorum dedi. Çok şaşırdım. Daha önce defalarca başıma gelen bir şeyde ilk defa açıklama yapmak zorunda kalmadım. Sordu, yokmuş. Aslında burada çok fazla yemek yenilecek yer var ama ben et yemiyorum deyince Koreli arkadaşlarımın elleri ayakları dolaşıyor nerede yemek yenilecek yer bulsak diye. Alışkın olmadıkları için biraz da yanlış bir yer tavsiye etmekten korkuyorlar sanırım. Mesela Malezyalı ya da Endonezyalı arkadaşlarımla yemek yiyeceğim zaman neredeyse hiç sorun yaşamadan elimizle koymuş gibi buluyoruz. Öyle işte.

Dört Göz Nickhun


Kepçek kulak Nickhun



Ayıcıklar

Kırtasiye

Şekerleme

Şirin kupalar


Cildiniz mi acıktı?
İşte size Skin Food

Geri dönme vakti
Otobüs beklerken





Yurda dönüyoruz
Gangnaz sokakları abartıldığı kadar kocamanmış bugün onu gördüm. Her ne kadar içine girip gezilecek yer sayısı kısıtlı olsa da yolda yürürken etrafta görünen gökdelenler insanı etkilemeye yetiyor. Bir Ankaralı olarak bu kadar ışıltıya alışık değilim doğrusu. Neyse en azından artık gitmedim demem. 

1 yorum: