14 Ocak 2012 Cumartesi

Iteawon Turu

Bugün Müslüman Fransız arkadaşım Diko, Itewon hakkında vidyo çekimi yapacağı için fotoğraf makinamı istemişti. Ben de aldım makinamı çıktım yola:

Tabi önce kahvaltımı yapmam lazım
Zeytin, peynir, krep
veee hazır çorba
ama sevemedim bit türlü şu hazır çorbaları

İtaewon metrosunun 3. çıkışından çıkıyoruz her zamanki gibi

Yolda köpüşlere rastlayalım

Köpüşler köpüşçüğe havlarken

Mr Kebab'ı görünce sağa dönüyoruz

Yürümeye devam edelim

Sonra ilk yol ayrımından sola dönüyoruz

Arkaya bakınca manzara yavaştan belirmiş oluyor

Sonunda geldik

Buradan da manzara fena değil
Aslında vidyo çekimi için herkes gelecekti ama tabiri caizse bir kısmı Diko'yu ekti. Benim de o sırada oradaki ana okulunda ders vermem gerekiyordu ama sağolsunlar bana haber vermeden çocukları alıp şehir dışına geziye çıkmışlar. Üstelik çocuklarla geziye gidenlerin arasında bugün bizimle vidyo çekimine katılacağını söyleyenler de vardı. Çifte sorumsuzluk yani. Uzun süre bekleyişten sonra baktık kimsenin geleceği yok, Diko'yla Itewon'un arka sokaklarına uzaktan çekim yapabileceğimiz bir yer aramaya çıktık:





Balkonlara da çıktık
Hırsız zannedip aşağı atsalar yeriydi yani


Elalemin balkonu
hehe



Bitmez merdiven

Bitti bile

Türk fırıncısına da uğrayalım


Baklavalar baklavalar





Fistanlı Darth Vader

Sokak meyveleri

Kore'nin en popüler dönercisi

Diğerlerine göre daha küçük ama daha çok satış yapıyormuş

Koreli sanırım
Beni Türk olduğunu söyleyerek kekledi birazcık

Bizimkiler yavaştan gelmeye başlamış

Dayanamayıp güldüğümüz için oninkini birkaç defa tekrarlamak zorunda kaldılar

Ricecake gelmiş
Tadı tuzu yoktu meyve suyuna bandırarak yedim
Koreliler şaşırdı biraz ama napıyım
Çekimler uzun sürünce haliyle sıkıldım tabi. Orada daha önce Arapça dersi verirken tanıştığım YoonJung ile Türk restranına gittik. Aslında diğer yerlere göre pahalıydı (patlıcan oturtma 8.000 won sütlaç 5.000 won) ama porsiynların da küçük olması beni biraz şaşırttı doğrusu. O sırada Diko çekimleri bitirmiş bir tek ben kalmışım. Araya araya beni burda bulmuş. Tanıtım vidyosu çekiyoruz bir şeyler söyle dedi, aklıma ilk geleni söyledim. Sonradan öğrendim ki millet metin hazırlamış konuşmak için. Neyse benimki de kısa oluversin. 




Yemeğin daha ucundan yemişken oturduğum koltuğa böcek geldi. Dur yakalayalım atalım diye uğraşırken Diko ve YoonJung o böceğin pek hayra alamet olmadığını söyleyince yemekleri öylece bırakıp para ödemeden çıktık. Zaten pahalıydı işimize geldi. Neyse efendim biz de aldık başımızı simit yemeye gittik:


YoonJung simitle mutluluk pozları verirken
Ben de nasıl mutlu olmuşsam artık, çekememişim bile

Geri döndüğümüzde dünyanın bütün dillerini bilen Fatima da birkaç dilde
konuşma yapmış çekim tamamlanmış
Bu kısımda araya girmeden edemeyeceğim. Daha önce bahsetmişimdir Fatima 8 dil biliyor diye. Hem de öyle merhaba nasılsın tarzında da değil. Bildiğin konuşuyor işte.Aslen Hintli, doğma büyüme Kenyalı, oradan İngiltere, Amerika derken okuduğu bölümde uzak doğu dillerine de merak salınca bit ton dil bilir olmuş. Diko'nun durumu ise biraz farklı. Onun da babası İspanyol, Cezairli; annesi de Çin Alman ortak yapımı olduğu için kendisi ortaya karışık bir Fransız. Hani bizim ana Türk baba Türk üstüne ikisi de yedi cedden Ankaralı olunca insan ister istemez kendini sıkıcı hissetmeye başlıyor. Ne biliyim ucundan köşesinden birazcık Japon birazcık Latin olsaydık fena mı olurdu? Neyse ya zaten toplum olarak milliyetçi bir yapıya sahibiz, iyi böyle. Ne mutlu Türküm diyene!! hehe

Bzim doğan görünümlü şahinler burada da varmış

Açık büfe restorana ancak camdan bakabilirken

Bizim dönercide kuyruk oluşmaya başlamış bile
Bugün de günüm böyle fotoğraf makinesi bekleyerek geçti. Gerçi arada birbirimizle dalga geçmedik değil. Hani olur ya ortada komik bir şey yokken sırf ciddi olmamız beklendiği için durum komikleşir, bizde de öyle oldu sanırsam. Gerçi onu bir tek Koreli Habibullah'a yaptık ama o genelde de komik zaten. Küsmemiştir umarım. Geldiğimizde bizi ortada bıraktıkları için ben biraz küstüm sayılır ama napalım olur işte o kadar. Vidyo  güzel olsa iyi olur. Çekimler yapılırken ben ortada pek yoktum. Neyse en azından hepimizin içinde olduğu bir vidyo olacak. Türkiye'ye dönünce buraları özlersem izler izler ağlarım. Ühühü. Aman ne ağlıycam. Geç geldiler zaten. 

3 yorum:

  1. Arapça bildiğine şaşırdım doğrusu pek yaygın değil aslında bilmene değil de öğretecek kadar usta olmana süppermiş doğrusu helal. Ben de ders dediğinde Türkçe dersi vereceksin zannettim:)

    iteawon anladığım kadarıyla Türklerin yoğun olduğu biryer rize çayı ekmek baklava ohh o la la :))

    YanıtlaSil
  2. Aslında Bilkent'te Arapça'nın son kuru olan 6. kuru bitirmiştim ama konuş desen konuşamam öyle bir şey benimkisi. Burda da arapça dersi veren Mısırlı biri var. Onun işi çıkmış beni dikmişlerdi başlarına. Daha ilk seviyede oldukları için pek zorlanmadım. Yoksa öyle süper bir Arapçam yok yani..

    Itewon bütün yabancıların uğradığı bir merkez olduğu için aradığınız her şeyi burada bulabilirsiniz. Yakın zamanda beyaz peynir ve asma yaprağı satılması ileride buraların daha da Türkleşeceğinin göstergesi gibi =)

    YanıtlaSil
  3. asma yaprağımı oğğ tuttum bu itewonu:)) arapça pek duymadığımız bir dil ama birazda mesleki eğilime göre değişir ticaret ve uluslar arası ilişkiler olunca çok avantajlı. aslında anlıyorum ben de üniverssitede arapça ve farsça eğitim aldım sorsan konuşamam ama temel bilgi seviyesine göre bir iki kur öğretebilirim işte. inşallah ilerletebilme şansın olur o kadar uğraşmışsın.

    YanıtlaSil