5 Ocak 2012 Perşembe

Malezya evinde Türk Yemekleri

Daha önce bahsettiğim üzere Kurban Bayramı'nda Malezya Büyükelçiliği'nden sonra iki eve daha ziyarete gitmiştik. Hatta ikinci gittiğim evin oğlu liseyi bitirdiği için Malezya'ya döneceğinden annesi davet vermiş, bizi de çağırmıştı. Bu vesileyle ev yapımı Malezya yemeklerini yeme fırsatını tekrar bulmuştum bilmem hatırlar mısınız. Her neyse. Bugün de bayram günü ilk gittiğimiz eve davet edildik ama bu sefer surum farklıydı. Bayramda evin kızı benim Türk olduğumu öğrenince Türkiye'de yaşamış bir arkadaşından ülkemizin methini çok duyduğunu, yemeklerimizi çok merak ettiğini söylemişti. Ben de "merak edersin tabi en güzel yemekler bizimki bi kere" diye yaralı parmağa tuz basınca "e bir gün bize gel beraber yemek yapalım" demişti. İşte o gün bugündür bir yandan annesi bir yandan küçük hanım sağlı sollu sıkıştırınca tatilin de araya girmesini fırsat bilerek iyi o zaman yapalım dedik ve kolları sıvadık.

İtaewon marketlerinden birinde geçen hafta yaprak satılmaya başlamış

Kolları sıvayalım önce

Muhabbet koyu anlaşılan


Soğanları doğruyoruz



Salça yokmuş spagetti sosu verdiler
hehe

Sarmaya başlayalım




Pek de gayretliler maşallah


Parlak tarafı dışa gelecek diye olaya el koyarken



Özbek ve Koreli arkadaşlar da gelmiş






Onlar da imece usulü geçen seferki Özbek yemeğini yapmaya başladılar


Wuhuuuu

Kalan iç harcıyla biber dolması ve halep yapmayı da öğrendik


Ev sahibi teyze arkadaşlarını da çağırmış

Musakka istediler
Patlıcan oturtma yaptık
Ben ikisi aynı diye biliyorum
Umarım uluslararası arenada geleneksel yemeğimizi yanlış tanıtmamışımdır


Özbek yemekleri hazır
Benimkiler hala ocakta




Musakka ya da patlıcan oturtma
Neyse işte artık


Bebeler de gelmiş



Eve dönelim
Bugünü de yine yemekle geçirdik. teyze hepsinin tarifini tek tek yazdı. Aslında alınacak malzemeleri listelerken tarifi göndermiştim ama yine de kendi tarifini gözlemleyerek yazmayı tercih etti. Tercihine saygı duydum ben de . Hehe. O kadar medeni bir insanım ki sormayın. Tercihlere saygı felan. Saygı demişken yaptığım sarma çok tuzlu ve sert oldu. Suçu yaprağa attım otomatik olarak. Çünkü yaptığım iç harcının tadı gayet güzeldi (hatta tadına bakarken "ıyk çiğ etli şey mi yiyorsun öyle" diye sert bakışlara mağruz kalmadım değil). İlk birkaç yaprağı sardıktan sonra bir şeyleri unuttum derken kafasına elma düşen Newton gibi "zeytinyağı!!" diye garip bir tepki vermişim (suyun kaldırış kuvvetini bulan adam mıydı yoksa o?). Yemeğin sonuna kadar zırt pırt zeytinyağı muhabbeti döndü. Bu arada etli sarmaya zeytinyağı girer mi sorusunu da kendime sormadım değil ama sonuç değişmedi zaten. Hepsi yaprağın suçu. Patlıcan oturtmayı beğendiler ama. Zaten geldiğimden beri her seferinde onu yapıyorum fark ettiyseniz. Herkesler de beğeniyor canım. Niye bizim yemeklerimiz bu kadar güzel olmak zorunda? haha


3 yorum:

  1. Hehehe Saadet alemsin ya :D Maşallah pek bir hamaratsın, kıskanmadım değil yani :P Ben daha yeni yeni annemin yaptıklarına göz atıyorum o da Kore'de aç kalmayayım diye, senin tarifleri de alsam hiç fena olmayacak galiba :D
    (Bence de suç yaprakta. Burdan Kore'ye gidene kadar şekilden şekle girmiştir o =p )
    -F.Betül-

    YanıtlaSil
  2. Başla başla sonra çok işe yarıyor öğrendiklerin. Patlıcan oturtmayı da öğren =)

    YanıtlaSil
  3. YYA SAAdet idolum oldun walla .... hergune bır maceraa superrr.. :) kkkkkkkkk

    YanıtlaSil