22 Ocak 2012 Pazar

Myeongdong Turu

Geçenlerde buz patenine gittiğimde tanıştığım yeni Türk arkadaşım Ceylin'i haftasonu kahvaltı için yurduma davet etmiştim. Aslında amaç kahvaltıydı ama toplanmasıydı, hazırlanmasıydı derken vakit bayağı bir geç olup, çğle yemeği vaktini bile aşmış olsa da önceden kakaolu pankek yapmak üzere anlaştığımız için planı değiştirmedik, öğle sonrası kahvaltı için kolları sıvadık. Bize Japon arkadaşım Moe de katılınca değmedik keyfimize:

Mr pizza'dan aldığım maketler

Masamın üzerine de iyi gitti

Pankekler hazıır


O sırada mutfakta Çinli bir kız mandu yapıyormuş

Gülen pankek
Yansa bile mutlu


Muhteşem ikili:
Fıstık ezmesi ve reçel

Nazar boncuğum olmayınca garip kaldım

Napalım napalım diye düşünürken
tatil dolayısısyla her yerin kapalı olmasına aldırmadan alışverişe çıkalım dedik

Myeongdong durağında inip yüümeye başladık

Namsan Kule'si buradan da görünüyormuş

Hava buz keserken etrafta da in cin top oynuyordu

Asıl caddeye vardık bile

Yarısından çoğu kozmetikçilerle dolu

Telefon kabı beğendim ama almadım
En ucuzları bile 10.000 wondan başlıyor
Beğendiklerim ise 30.000 won civarıda


21 diye büyük bir mağazaya girdik

Şapka seçelim

Oradan yer altı çarşısına indik

Pembeler pembeler


Aradığım fermuar çantaları buldum
ama istediğimden yoktu

Cdler Mdler


Yemek zamanı


Önce dışarıdan fiyatları kontrol ediyoruz



Bir yere girdik
Buradaki restorana girince her zaman başıma gelip beni sabır taşına çeviren olay yine burada da başıma geldi. Japon lokantasında olduğumuzdan Moe beğendiği bir şeyi rahatça seçti. Ceylin ise domuz eti yemediğinden tavuklu yemekler arasında seçim yaptı. Ben ise burada et yemeyi uzun süre önce bıraktığımdan alabileceğim tek şey üzerinde kızarmış karidesler olan bir yemekti. Her ne kadar yemeklerin Japon mutfağıyla pek alakası olmasa da (çünkü japon restoranlarınla genellikle balık ve deniz ürünleri oluyor, kızartma denen işleme de tabi tutulmuyor) en azından alabileceğim bir şey var diye garsonu çağırdık. Bizimkilerin Korece bilmediğini var saymış olacak ki İngilizce konuşmaya başladı. Ceylin ve Moe siparişerini verdi vermesine de ben "karidesler ve domuz eti farklı yağlarda kızartılıyor, değil mi?" diye sordum. Garson kız büyük bir kararlılıkla "evet!" dedi. Ben yine de işi garantiye almak için tekara sordum. Yine "evet!"dedi. Başıma bu tip şeyler sürekli geldiği için "Eminsin değil mi?" diye sordum. "Soruyu tekrar edebilir misiniz?" dedi. Baştan beri dediğimi anlamamış bile. Sadece  anlasa da anlamasa da anlamış gibi davranarak durumu kurtardığını zanneden klasik Koreli davranışından bir örnek daha gösterdi. Hayır bu sadece benim düşüncem değil Korelilerin pek çoğundan da bu itirafı duyduğum için bu kadar rahat söylüyorum. Mesela normal bir cümle kurup son kelimesine vurgu yapın, cevap "evet" olacaktır. Ya da tam aksine bir soru cümlesi kurup, her kelimesini düz tonlamayla söyleyin. Bu sefer de, şaşkın bir yüz ifadesiyle "oo gerçekten mi?" karşılığını alacaksınızdır. Tarafımdan test edilip onaylanmıştır. Denemek bedava. Gerçi bunlara alıştım da hala bu yemek siparişindeki duruma alışamadım. Neyse işte en sonunda Moe Korece sordu. Kız bir dakika deyip mutfağa gitti. Meğer aynı yağda kızatıyorlarmış hepsini. Bilmesek yedirecek bize. Hadi onu geçtim bir insan neden anlamadığı bir şeye "anlamadım" demez ki? Vakit kaybı sonuçta. Geçirdigim ufak çaplı sinir harbi de cabası. Ben garsonla uğraşaduruyum, bizimkiler hala sipariş verme derdindeler. Dedim "durun napıyorsunuz, siz yiyeceksiniz de ben aç mı kalıyım?" Haklısın dediler, kalktık yan taraftaki spagetticiye geçtik:

Cam kenarını kaptık kapmasına da
manzara yokmuş meğersem

Hayalet garson

Kendi suyunu kendin al

Menü

İtinayla seçim yapılır

Sarımsaklı ekmek geldi
Heheyt

Moe'nin

Ceylin'in

Benim
Ama bir sorun var
İçinde et gördüm
Normalde topokki'nin içinde hiç et olmazdı

Değiştirdiler spagettimi sonra

Yemek sonrası cadde turu

Işıl ışıl kozmetik markalarıyla dolu her yer


İsimde sınır tanımamak diye buna diyoruz biz

Garfield bile gelmiş


Sonunda Kore'de ucuz parfüm buldum
Kokusu da güzel
%50 indirimi de görünce dayanamadım aldım

Şirin rujcuklar

Sümüklü böceğin suyu çarpınca insanın tipi
böyle kayıyormuş demek ki

Bu "FOR MEN"

Bu değil
Ben olsam dava açardım

Bir tanesi "NATURE" olsa bileklerimi keserim

Ünlüleri sokakta yakaladık
haha



Tiplere gel
Eyeliner denilen şeyin erkeklerde normal karşılandığı tek yere hoşgeldiniz

Her mağazada olduğu gibi burada da içinde hediye olan spet verip soktular içeri
Nickhun'lu pamuk
Sür sür bitmez

Kim derdi ki içinde sümüklü böcek kremi var diye?

Kore modası sokağa taşınca


Yunho ve Changmin akşamları ek iş olarak amelelik yapıyorlarmış
Şaşırmadım

TVXQ'lu yüz maskesiyle girdik içeri

Koca balon

Yürüye yürüye City Hall'deki yer altı çarşısına kadar gelmişiz

Kıyafetler

Kpop ıvır zıvırları


Yürü yürü bitmiyor

Iphone ve Ipad kılıflarında olayı abartınca

Kılıf mı şimdi bunlar?

Geleneksel biblolar

Kore kıyafetleri

Kağıttan gece lambaları
Çok şık

Cüzdan ve çantalar

Sedef kakmalı sandıklar

Kaseler

Metroya vardık
Ceylin'e veda zamanı

Yeni dizi geliyor olsa gerek

Yurda dönmeden önce süpermarkete alışverişe gittim

Yurda dönerken GS25 önünden geçerken
Burn kanatlandırır vardı en son

İlk defa yurdumun dibindeki GS 25'ı kapalı gördüm
Normalde bütün marketler gibi 24 saat açık oluyordu

Yurda vardım sayılır

Alışveriş bilançosu:
45.000 won tuttu
Çoğunda bir alana bir bedavaydı
Dondurmanın bedavası seçerken yine anlatma- anlama sorunu yaşadık
bir 10 dakika da ona harcadık
meğer sadece diyet dondurmaların bedavası varmış
Donutların yarısı da gelmeden yenmiş hehe
İkili tofunun yanında soya fasulyesiyle saklama kabı verdiler
vee
Lee Minho'lu kahve
Tadı bir şeye benzese bari

Myeongdong turunun ardından elimde kalanlar
Kpopla alakalı şeylerin ateş pahasına satıldığını bildiğimden
kutuların üstündeki resimleri kesmeye başladım
Dönünce arkadaşlarıma veririm
Her ne kadar bayram(ay yeni yılı) dolayısıyla her yer kapalı olsa da Myeondong'daki sokak her zamanki popularitesini yitirmemişti. Bayramda şeker toplamaya çıkan bebeler gibi beleş maske ve pamuk topladık. İçeri girince de ayıp olmasın diye ne var ne yok denedik. Bir yerde çok pahalı bir sümüklü böcek kremi vardı. Kadın bugün indirimin son günü deyip yüzüme sürdü. İşe yaradı sanki. Bu arada bu sümüklü böcek nde kadar yaygınlaştı anlamadım gitti. Her yerde favori ürünmüş gibi tanıtılıyor. O çıt kırıldım kpop yıldızları fotoğraflarıyla tabi. Gerçek hayatta görseler bırak yüzüne sürmeyi, bir kilometreden kaçarlardı. Dur ya.. Şimdi hatırladım. Burada sümüklü böcek yiyorlar zaten. nereye kaçıyorsun? Benimki de laf işte.

Girdiğimiz dükkanlardan birinde yine sümüklü böcek maskesi vardı. 10 tanesi 5.000 wona satılıyordu. Normalde yüz maskelerinin paketi 1.000 won civarında olduğunu bildiğimizden alsak mı ki diye düşündük. Sonra dedik millet alıyor vardır bir hikmeti diye attım sepete. Ceylin de annesine alcakmış. O da attı. Sonra görevli teyze dedi ki madem ikiniz de alacaksınız şu büyük paketten alın ikinize birer tane fazla düşer dedi. O ne kadar dedik. 22 tanesi 100.000 won dedi. Normalde burada 10.000 won bir para birimi. Ondan sonraki sayılar bu birim üzerinden söyleniyor. Biz de heralde İngilizce'ye çevirirken birimleri karıştırdı diye düşünüp: "teyze sen karıştırdın, 10.000 won diyecektin heralde" dedim. Gitti hesap makinesine yazarak gösterdi. hakikatten 100.000 wonmuş. Bizim 10 tanesi 5.000 won diye sepete attığımız şeyin de tanesi 5.000 wonmuş. Işık hızıyla yerine bıraktık haliyle. Yüzüme maske diye çeyrek altın takarım, daha çok gençleşirim. O ne öyle? Bedavaya topladığımız maskeler yeter de artar bize.

Bir de bu mağazaların her birinde reklam yüzü olarak kullandıkları kpop artisleri felan var, resimlerde görmüşsünüzdür. Girdiğimiz bir mağazada çıkarken o yüzlerden birinin poster tomarına gözüm çarptı. İçinden çekip bir tane aldım. Kimse de bir şey demedi. Sonra Ceylin, onların alışveriş yapanlara verildiğini söyledi. çalmış olmayalım diye oradaki görevlilerden birini çağırıp sordum. O posterler 30.000 wonluk alışveriş yapana veriliyormuş. Onun üst rafında suran ve benim Mr. pizza'dan aldığım 2PM maketlerine benzeyen o firamanın artistinin maketi de 100.000 wonluk alışveriş yapana veriliyormuş. Yuh yani. Gelene verseler ellerine yapışır sanki. Bir şey değil, altı üstü kağıda basılmış poster. Ben lisedeyken Salsa Trendi diye dergiler verilirdi gazetenin yanında. Hah işte o dergilerden çıkan posterlerden farkları yok. Gerçi sokakta satılan dandirik posterlere 10.000 won bayılan kızlara da fazla dokunmaz heralde. Zaten bir girdiklerinde biz sadece bakıp çıkarken onlar sepetleri doldurmadan bitirmiyorlar alışverişerini. Belki de standartlar farklıdır. Bilemedim şimdi.


16 yorum:

  1. bu kadar incik boncuk ve ışıltılı bi yığın ıvır zıvırın arasında nasıl oluyoda kendini kaybetmiyosun Allahaşkına? olurda bi gün koreye gidersem ben hepsini hatta yetmez koreyi komple toplarmışım gibi geliyo bana.. :D

    + korede okuyan bi arkadaşım parfümler deodorantlar çok pahalı trden stok yapıp öyle gidiyorum demişti.nasıl oldu da bu kadar indirime girmiş şaşırdım işin açıkçası..aa birde o minik rujcuklar.ne şeker bişiydi öyle.kullanmasan bile al koy süs diye..o derece.. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimi kaybedemiyorum pahalılar çünkü. Bir de zaten makyaj yapan biri olmadığım için ihtiyaç duymuyorum. Eğer ıvır zıvırdan kastın kıtasiye ürünlerini de kapsıyorsa, bütün paramı onlara yatırıyorum bile diyebilirim. Çok şeker şeyler satılıyor çünkü burda.

      Deodorant hakkında birkaç defa yazmıştım. Burada pahalı olduğu doğru, onu geçtim çeşit bile yok. Sadece nivea satılıyor. yani aldığım parfümün kokusu çok hoşuma gitti. Şişesi ağır olmasa ben de buradan stok yapıp Türkiye'ye götürmeyi düşünebilirdim =)

      Sil
  2. türk lirasından hesaplayınca her şey buraya göre çok pahalı ya. ben de ileride yüksek lisans için falan gitmeyi düşünüyorum -hatta koreden daha pahalı olduğunu öğrenene kadar japonyayı düşünüyordum- ama burs falan bulamazsam zorlanıcam gibi. insan cidden kendini kaybeder orda. hele ki şu domuz yağı olayını düşününce işler baya karışıyor. merak ediyorum türk restoranlarında da dikkatliler mi? bi yerde helal et diye normal (yine inek ama) domuz yağında falan pişen etlerin satıldığını duymuştum yediğin her şeye dikkat etmek zorunda olmak çok zor gibi :/

    çevrende tvxq fanı biri yoksa o yüz maskelerinin paketine talip olabilir miyim? (yüzsüz mod O_O)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de değişim için Japonya'yı düşünmüştüm ama şimdi gördüm ki hem pahalı, hem de Japonlar pek İngilizce bilmiyorlar. Bir de Kore Hükümeti yabancıların rahat yaşaması için elinden geleni yapıyor gördüğüm kadarıyla. Japonya'da nasıl olurdu bilmem.

      Burada mutfağın varsa yemek konusunu dert etmene gerek kalmıyor. Helal restoranlarda da genellikle dışına "helal" yazısı asıyorlar. Eğer o yazıyı asıp başka şeyler yediriyorlarsa bize, bu onların sorumluluğunda. Şahsen insanlara karşı süizan yapmak istemem.

      Paket derken? Maskesini kullandıktan sonra verebilirim tabi =)

      Sil
    2. yok yok maskede gözüm yok olay pakette tamamen içindekiyle alakam yok :)

      Sil
    3. Kullandım bile maskeyi =D Adresini ankasaa@gmail.com'a gönderirsen seviniim =)

      Sil
  3. yazılarını olurken acayip eğleniyorum.. hele ki bu yazıda çok eğlendim.:D
    annemle birlikte sıkı takipçiniz. hehe..

    ıvır zıvır olan herşey çok pahalı anladığım kadarıyla..
    bu koreliler işi biliyor canım..
    bu arada bol bol 2PM resimleri gördüm.. :)
    çılgın fanlardan değilim..
    zaten tek beğendiğim ve takip ettiğim grup bu..
    başkada kimseyi öyle ıncığına cıncığına kadar tanımam gerçekten..
    but only 2PM.. :))

    şu cüzdanlar çok hoşuma gitti..
    türkiyede niye yok ya!
    yada varda ben mi bulamıyorum?
    neyse, havalar soğuk bak, dikkat et kendine..

    -şebnem-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi cüzanlar? Renkli olanlar mı fermuralılar mı? gerçi ikisi de Türkiye'de yok bildiğim kadarıyla =)

      Sil
  4. Merhaba Saadet Hanım,

    Ben de geçen dönem Seoul'de değişim öğrencisi olarak bulunmuştum. Bir kaç kez Itaewon'da karşılaşmıştık ama tanışmak mümkün olmadı. Blogunuzu bir arkadaşım vesilesiyle öğrendim ve bir çok bölümünü okudum. Ben de yaklaşık 4,5 ay Kore'de bulunmuş olmama rağmen, sizin gözlemleriniz vasıtasıyla bir çok bilmediğim ya da farkedemediğim ayrıntıyı öğrendim. Elinize sağlık. Sizden bir de ricam olacak: Fotoğraf çekmeyi ve çektirmeyi sevmediğim için çok az fotoğrafla döndüm Türkiye'ye. Fakat benden Kore hakkında bir sunum yapmam istendi arkadaşlarım tarafından. Blogunuzda yer alan içinde insan olmayan(sadece mekan, yemek vs...) fotoğraflarden sadece sunumumda kullanmak amacıyla alabilir miyim? Böyle bir durumda, emek verip çektiğiniz fotoğrafları izinsiz almayı etik bulmadım. Bu sebeple izninizi rica ediyorum. Teşekkür ederim. İyi çalışmalar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Görüştükse nasıl tanışmadık? Kızdım kendime şimdi. Fotoğraflardan istediğiniz kadar alabilirsiniz. Sağ tıklayıp yeni sekmede açınca orijinal boyutlarıyla açılıyor =)

      Sil
  5. Teşekkür ederim. Açıklama gereği hissettim görüşme meselesini. Cuma namazı çıkışı Konkuk Üniversitesin'den(Biz de o üniversiteydik.) arkadaşımız Halid(Diko), sizden bahsetmiş ve tanışmamızı istemişti. O vesileyle merhabalaşmıştık. Belki hatırlarsınız. Halid'i görürseniz selamlarımı iletin. Konkuk'dan Türk arkadaşlar derseniz tanır bizi.

    Bir de anladığım kadarıyla siz kendi imkanlarınızla gitmişsiniz. Master ve doktora için tekrar gitme niyetiniz olursa NIIED Programını araştırın. Biz bu program kapsamında gittik ve maddi anlamda çok rahat ettik. Tekrar teşekkür ederim izniniz için. İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatırladım. Hatta Diko'nun yanında bir tane daha Fransız vardı yanlış hatırlamıyorsam. Diko mu söyledi yoksa bloğumu?

      Tekrar gelme niyetimin olduğu çok belli oluyor sanırsam. Tavsiyeniz için teşekkürler =)

      Sil
  6. Evet, o Fransız da bizim okuldan müslüman bir arkadaştı, Simon ismi. Blogunuzu Halid söylemedi. Türkiye'den arkadaşlar benden sizinki gibi bir blog yazmamı istemişlerdi. Ben yazamam deyince araştırmışlar, bu blogu farketmişler. Ben de bu vesile ile öğrenmiş oldum. Epey de faydalandım diyebilirim, hem beni de böylesine meşakkatli bir işten kurtarmış oldunuz. Kore hakkında ayrıntılı bilgi isteyenlere tavsiye ediyorum bu blogu.

    Tekrar gelme konusuna gelirsek, biz de mühendislik fakültesi, son sınıf öğrencisiyiz. Master için, danışman Hocamız Kore ve Türk hükümetleri sanayi bakanları arasında antlaşma imzalandığını ve Türkiye'den burlu öğrenci alınacağını belirtti. Ben tekrar Kore'ye gitmeyi düşünmediğim için ilgilenmedim. Bu bursu alan yabancı arkadaşlar da vardı bizim okulda, çoğu Afrika'dan gelmiş. NIIED kadar olmasa da iyi bir imkan olduğunu söylediler. Bunu da araştırabilirsiniz tekrar gitmek isterseniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler tavsiyen için, umarım ben mezun olana kadar bu tip bursları kaldırmazlar. Gerçi ben mühendislik okumuyorum ama bi yolunu bulurum heralde =)

      Sil
  7. myeongdong :D burasını yazın gezip dolaşan bir arkadaşımın çektiği videoları görmüştüm, hasta olmuştum :D ilk görmek istediğim yerlerden birisi xP

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir yer, tavsiye ederim. Özellikle kozmetikle ilgili bir şeyler görmek istersen =)

      Sil