24 Ocak 2012 Salı

Uydurmasyon Uzak Doğu yemeği

Açlık nelere kadirmiş. Bugün bunu görmüş bulundum. Gerçi benimki biraz merak biraz da bilgisizlikten kaynaklanıyor. O kadar süredir buradayım, hala buradaki Asyalılar'ın yemekleri nasıl yaptığını oturup dikkatli dikkatli izlemedim. Gerçi bazen onlar yemek pişirirken kokudan mutfakta bile duramıyorum ama arada güzel yemekler de yapmıyor değiller. Bu arada koku demişken, bu yurda taşınana kadar kötü yemek kokusu diye bir şeyle karşılaşmamıştım. Tamam, kızartmalar her nerede olursa olsun dışarıdan gelen birine kötü kokar, ondan bahsetmiyorum. Bazen yurda geldiğimde bütün koridoru yemek kokusu kaplamış oluyor. Ona alıştım artık ama bir tanesi var ki hala alışabilmiş değilim. Birkaç gün önce artık bu kadar kötü kokan bir yemeğin ne olduğunu merak ederek mutfağa girdim. Ocakta üç tane yemek pişiyordu. Tabi kokunun hangisinden geldiğini bulmak pek de zor olmadı. Zaten taa koridorun başından kendini hissettiren koku, tencerenin kapağını açar açmaz.... Açtığıma pişman etti işte. Biraz sonra tencerenin sahibi kız geldi, yemeği karıştırıp gitti. Ben de bu nacizane yemeğin nereye ait olduğunu öğrenmiş oldum. Afrika diye tahmin ediyordum ama değilmiş. Şimdi tarif edemeyeceğim nasıl bir şey olduğunu ama kendinizi bir oda dolusu mısır cipsiyle (hani şu ayak gibi kokanlardan..hehe) havasız bir ortamda bulunduğunuzu düşünün. Hah işte o koku bu kokudan sonra bal şeker gibi gelecektir. Sonraki günlerde aynı yemekten birkaç kez daha yapıldı sanırım. Geçenlerde de bir kız mutfakta balık kızartıyordu. Koku tüm yurda yayılmıştı doğal olarak. Yıllarca Bilkent yurtlarında kaldım, şimdiye kadar yurtta balık kızartıldığını görmemiştim. Balık pişiren tek kişi ben olurdum genelde onu da folyoya sıkı sıkı sarıp tost makinesine koyduğumdan kokusu hissedilmezdi bile. Aslında pek de yakınmıyorum, bu sayede kendimi en değişik koşullara hazırlamış oluyorum ama o yemeğin kokusu gerçekten çok kötü ya. Söyleyip de kızı da üzmek istemiyorum, sonuçta onun kendi kültürü. Sonra düşünüyorum da biz mesela tutup da başkalarının olduğu yerde işkembe kaynatmayız, hele ki yabancıların toplu yaşadığı bir yerde bunu hiç yapmayız. Her ne kadar işkembe çorbası diye bir kültürümüz olsa da. Gerçekten bu konuda ne yapacağımı bilmiyorum. Umarım bir gün Ak Sakallı Dede rüyasına girer de "bak kızım sen bu yemeği yapıyorsun da aslında o senin tahmin ettiğin kadar güzel kokmuyor" der.

Ne diyordum ben? Açlık.. Bugün aklıma esti, burada sık kullanılıp Türkiye'de olmayan malzemeleri birleştirip bir şeyler yapmaya karar verdim. Normalde biz neredeyse tüm yemeklere domates ya da domatesli bir şeyler, yanına da bol bol baharat kullanırız, burada da onun yerine daha farklı soslar ve baharatlar kullanılıyor. Onların neler olduğunu, nasıl kullanıldığını bilmediğimden (çünkü Koreliler'in yoğunlukta olduğu yurtlarda yaşama fırsatı bulamadım) şimdilik bildiklerimle idare edip, annemin tabiriyle gök görmedik gibi ne bulduysam döktüm ortaya:

Soya fasulyesi, karides, tofu, ıspanak, soğan, soya sosu, balıkkeki (fishcake)

Önce kardesleri tavaya atıyoruz

Soğanı iki parçaya bölüp yarısını kocaman kocaman kesiyoruz

Soğanları atalım tencereye

Soğanları biraz çevitip soya fasulyesi ekliyoruz

Onlar da ölünce (ölmek?) ıspanakları eşlik ettiriyoruz

Soya sosu olmazsa tuzsuz kalır

Sonra da su katalım

Havucu unutmuşum
Bir şey olmaz eklerim şimdi

Tofuyu dilimleyelim

Balıkkeki de çıksın paketten

Önce balıkkeklerini

Sonra tofuyu koyalım

Tofuyu açıkta bırakırsak sünger gibi kuruyor

Yemek hazır

Pilav olmadan asla

Ucundan biraz açalım

Doooğru mikrodalga fırına

O sırada başka biri de yemek yapmaya başlamış
Bu güzel kokuyor
Hakkını yemeyelim şimdi

Pilav da hazır
Aman da aman
Tane tane dökülüyor..
Bildiğin lapa işte

Yemeye geldi sıra
Tadı fena değildi ama sanki bir şeyler eksik gibiydi. Neyse yedim işte.

Garip yemeğimin üstüne bu iyi gitti
Boğazımdan düzgün bir şeyler geçsin
Değil mi?
Öyle yani. Görün işte neler çektiğimi. Ühüüü.. Yok ama ben tofuyu çok seviyorum. Balıkkeki de güzel. Sadece böyle hepsini cümbür cemaat pişirince olmuyor. Benim en yakın zamanda normalde pişirirken neler kattıklarını öğrenmem lazım. Yemeği yemek yapan, araya katılan ufak tefek şeyler değil midir zaten?


6 yorum:

  1. Şu ana kadar Koreye giden Türkler içinde en yaratıcısı, en aklı başında en doğalı ve en beceriklisisin diyorum. Her yazında ayrı gururlanıyorum doğrusu:)

    YanıtlaSil
  2. katılıyorum =)

    YanıtlaSil
  3. Hehe çok sağolun ama diğerlerinin de hakkını yemeyelim. =)

    YanıtlaSil
  4. Zeynep derki Bir anne olarak kuzu kıyamam sana.
    http://koreyemek.blogspot.com/2010_09_01_archive.html
    Kore yemekleri Türkçe tarifi var.
    Tatlı patates adı고구마 goguma .Haşlayıp yiyebilirsin.
    Korece adını bilmiyorum ama ben kısaca kabaklı krep diyorum.Kabakları julyen doğrayıp içine un su yumurta ve sarımsak katıp krep hamuru elde ediyorsun.Tavaya biraz yağ döküp pişiriyorsun.Kabak yemeyen oğluma bu şekilde kabak yediriyorum .Tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim =) ama burda kabağı taneyle satıyorlar. Çok pahalı yani. Tatlı patates de normal patatesin iki üç katı fiyatına satılıyor. =(
      Yalnız bu kabaklı krep bizim mücvere benziyormuş. Annem de kabak yerine havuç kullanıyordu. Ben de size onu tavsiye ediyim bari =)

      Sil
  5. orda yaptığın şeyleri bizlerle paylaşman çok hoşuma gitti. sayende biz de bi kaç şey öğreniyoz. allah razı olsun :)

    YanıtlaSil