29 Şubat 2012 Çarşamba

Süper Türk Kahvaltısı

Doğru düzgün kahvaltı yapmayalı uzun zaman olduğunu fark edince
yine ne var ne yok ortaya döküp Türk kahvaltısı yapmaya karar vermemizle
ortaya çıkan görüntü

Emre-Sare-Saadet işbirliğinde hazırlanmış kahvaltı
Biberleri kavururken yakmamızı saymazsak köfte fena olmamış hani
Darısı bir daha ki sefere

Bu da akşam yemeği için talim ettiğim yemek
Balık keki, yumurta ve tofunun Kore salçası katılıp
haşlanmasıyla ortaya çıktı
Sabah-akşam güzel yemek yiyecek değiliz ya
Olur o kadar

28 Şubat 2012 Salı

Kahve Falı

Sabah lenslerimi bu halde buldum
Akşam içine solüsyon koymayı unutmuşum
Ben yaptım siz yapmayın

Aynı garip yemek
İçinde hindistan cevizi rendesi bile var

Tofunun kızartılabilir bir yiyecek olduğunu öğrenmemden
az bir zaman sonra

Yemek hazır

Yeni gelen değişim öğrencilerinin içine gizlice sızalım

Akşam kahvesi
Hem de Malezyalılarla
Karton soju bardağında içsek de fal kapatmayı untmadık
Falımdan kim mi çıktı?
Tabi ki Kurukahveci Mehmet Efendi
Malezyalılara fal baktırırsak olacağı o zaten
Hehe

27 Şubat 2012 Pazartesi

Japon Bebelerle Müze Turu

Daha müzede çalışmaya başlayalı uzun zaman olmamasına ve anlaşmamızın pazar günüyle sınırlı olmasına rağmen bugün müzeye gelecek bir grup kreş öğrencisi için öğretmene ihtiyaç olduğundan benim birkaç saatliğine müzeye gelip gelemeyeceğimi sordular. Bugün ders kayıtlarının ilk günü olduğu halde böyle bir teklifi de reddedemezdim. Sonuçta verdikleri ücret diğer öğrencilerin çalıştığı yarı-zamanlı işlerin çoğunun neredeyse  iki katı kadar. Tabi bu arada öğretmen dediysem öyle bildiğimiz öğretmenlerden değil, sadece kendi kültürümüzü tanıtan eğlenceli kısa sunumlar yapıyoruz o kadar. Arkasından da çocuklara değişik geleneksel kıyafetler giydirip fotoğraf çekinme faslı var. En azından benim görevim o. Bunun dışında Afrikalı öğretmenlerin çocuklara dümbelek çalmayı öğretmek gibi daha atraksiyonlu görevleri yok değil:


Japon ikizler

Kıyafetleri giymeyi reddeden asi çocuklar

Bugün de Faslı oldum
Sonumuz hayır olsun

Sıra geldi yemek dersine

Müzedeki en kolay Japon yemeği olan takoyaki






Servis zamanı


Truva atının içinde Truva filminden sahnelere bakarken



Metro istasyonunda oturduğu yerden merdivenleri silen teyze
İlginç geldi niye bilmiyorum

Anam metro istasyonundaki imza kampanyasına katılırken
Daha önce bu fotoğrafı birkaç yerde görmüştüm
Meğer çocuk Koreliymiş
Hatta bizim yurdun oradaki yetimhanede kalıyormuş
Mahallemizde ünlü varmış meğerdem

Ders kayıtlarından dönerken
Biraz geç kalmışım
Derslerin çoğunu kapışmışlar ben gelmeden

KUBA 7. grup yeni gelenlere kampüsü gezdirirken

Ben de katıldım aralarına
Çakmasalar bari
Bugün de böyle geçti. Yalnız Korelilerle evli ne kadar çok Japon kadın varmış. Yabancılarla evlilik konusunda Koreli kadınların tersine daha kapalı bir yapıya sahip Koreli erkekler, konu Japonlar olunca alışılmışın dışında hareket ediyorlar sanırım. Çocukları da ayrı bir şeker oluyor, o da başka bir tarafı tabi.

26 Şubat 2012 Pazar

Rus Olmak


Benim gibi milliyetçi bir insana Rus olmak yakıştı mı bilmiyorum ama her pazar çalıştığım müzede bu hafta bindallıyı bulamayınca geleneksel kıyafetlerin birini seçip giyebilirsin dediler. Ben de bunu seçtim. Hem rahat, hem şık. Değişik gelenekler kapsama alanıma giren bir konu olduğundan bu müzede çalışmak beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Üstüne bir de onlarca minik çekik gözlü çocuk eklenince değmeyin keyfime. Her ne kadar bugün bindallıyı giyip Türk'lük vazifemi yapamamış olsam da akşama kadar Rus gibi dolaşmaktan da pek gocunmadım doğrusu. Zaten Kore'ye geldim geleli defalarca Amerikalı ya da Kanadalı zannedildim. Hatta beni Fransız zannedip konuşmaya direk Fransızca başlayanlar, Rus zannedip Rusça konuşanlar da olmadı değil.  Belki de o yüzden biraz bu milliyetçi tarafım biraz törpülendi gibi (ama birazcık). Sonuçta burada batılı bir görünüme sahipseniz, dışarıdan bakan biri için sadece "yabancı"sınız. Konuşmaya başladıktan sonra nereli olduğunuz karşınızdaki kişi için bir şeyler ifade etmeye başlıyor. Ya da etmiyor. Ben de bugün kimseyle tanışma faslına girmeyeceğim için sadece kıyafetin tadını çıkarmakla yetindim. Mecazi anlamda tabi. hehe

O kadar muhabbetini etmişken bari biraz da giydiğim Rus kıyafetinden bahsedeyim;

Rusya, aynen bizde olduğu gibi içinde değişik yöreleri ve etnik grupları barındıran bir ülke. Her yörenin kendine has renkleri ve modelleri olsa da bugün giydiğim, yurt dışında Rusya'yı tanıtırken kullanılan en yaygın kıyafet. Sanırım Güney Rusya'da daha çok kullanılıyor bu tarz. Her neyse, benim dikkatimi çeken nokta biraz daha farklı. Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir bilmiyorum ama bazı yerli kabileler hariç, geçmişte büyük medeniyetler kurmuş ülkelerin neredeyse tamamına yakınını mütevazi ya da muhafazakar olarak tabir edebileceğimiz geleneksel kıyafetlere sahipler. Dili, dini ya da coğrafyası fark etmeksizin hem de. Bu durum, erkek egemen toplumların kadına olan dayatması ya da kadının doğası gereği böyle kıyafetlere ihtiyaç duyması gibi değişik görüşlerle açıklanmaya çalışılsa da beni ilgilendiren şey, bambaşka toplumların ortak paydalarda birleşebilmesi. Bunun dışında, Endonezyalı arkadaşlarımın balta girmemiş adalarda yaşayan kabilelerin kıyafetlerini -ya da artık ne deniliyorsa- göstermesiyle küçük dilimi yutmuşluğum da var tabi (mecazi anlamda yine) ama dediğim gibi, medeniyet kurma meselesi. Ya da o bağlantıyı ben uydurmuşumdur. Bilmiyorum.

Öyle işte. Bugün de Rus oldum. Hatta müze için çalışan Rus öğretmenlerden biri giriş kapısından girer girmez benimle Rusça konuşmaya başlayınca daha bir havaya girdim. Daha önce de başıma gelmişti ama bu seferki biraz görevi hakkıyla yerine getirme olayına girdiğinden sevindim bile denilebilir. Neyse bir günlükten bir şey olmaz. Ya da öyle umuyorum.

Kapanışı da bununla yapalım bari:


25 Şubat 2012 Cumartesi

Kimbap'ı Suşi'ye Çevirmece

Tavada kaşarlı tost
Bizim kullandığımız tostlar pek yaygın olmadığından bulduğum çözüm:
Tavaya kaşarlı ekmeği koyup üzerine kızdırılmış tencereyi bastırıyoruz
Biraz vakit alıyor ama ilk aklıma gelen çözümden daha mantıklı
Sonuçta iki ütü arasına sıkıştırılarak yapılmış tost fikri pek de akıl karı değil

CJ'de yeni değişim öğrencilerini bekleyen KUBA üyelerinden..
Vietnamlı bir öğrenci getirmiş sanırsam
Tadı çok ama çok ekşi, birazcık da şekerli

Malezyalı arkadaşımın ısmarladığı bungeoppang

Arap alfabesinden sonra Kore alfabesini de
Türkçe muhabbete alet etmek

Akşam yemeği için kolaya kaçıp kimbapçıya gitmek

Çıtır yosunun üzerine sıcak pirinç lapasını löp diye bırakıyoruz

Dikkatlice yayıp yosunun kırılmadan yumuşamasını sağlıyoruz

Üzerine turp turşusu(koyu sarı olan)
Rendelenmiş havuç(turuncu)
Omlet gibi hazırlanıp dilimlenmiş yumurta (açık sarı)
ve ne olduğunu bilmediğim iki sebzeyi daha ekleyip
rulo yapıyoruz.
Yaptı daha doğrusu
Normalde ince dilimlenmiş salam da koyuyorlar ama
örnekteki gibi istek üzerine koymayabiliyorlar

Dilimleyelim


Bunları ben almadım
Önceden hazırlamışlar, isteyene hazır veriyorlar
Ben salamsız istediğimden her seferinde hazırlanmasını bekliyorum

Yolda buzdolabına yapıştırılan reklamlardan dağıtan kadın verdi
Yanında çikolata olduğu sürece hiçbir broşürü
almamazlık etmem

Bizim mikrodalga sizlere ömür olmuş

Kimbaptan kalan son parça

Üzerine soya sosu dökelim

Üzerine uçan balık yumurtası eklenince alın size suşi
hem de normal fiyatının 7/1'i kadarına
Tat kısmına gelecek olursak, suşiyi tercih ederim
hehe

24 Şubat 2012 Cuma

Mezuniyet

Bildiğiniz üzere Kore'de eğitim yılı bizimki gibi sonbaharda değil de ilkbaharda başladığı için mezuniyetleri de doğal olarak yazın değil kışın oluyor. Bu yüzden ben de son sınıflardan pek çok arkadaşıma ülkelerine dönecekleri için veda etmek zorunda kaldım. Bunlardan biri de Endonezyalı arkadaşım Widita'ydı. Bugün  Eros'tan Widita'nın mezuniyet töreninin olacağını öğrenir öğrenmez koşa koşa Incheon Memorial Hall'e gittim ama toplu töreni kaçırmışım sanırım. Aslında psikoloji bölümünden mezun olacak arkadaşım Sangbin de mezuniyetine davet etmişti ama onunki sabah olduğu için uykuya yenik düşünce gidememiştim.

Incheon Memorial Hall'deki mezuniyet töreninden çıkan
çiçeği burnunda mezunlar

Neyse ki Sangbin'le kampüste tesadüfen karşılaşıp
tebrik etme imkanı buldum
Ailesiyle de tanıştım, çok şeker insanlar

Widita'yı da bizim fakülte binasının önünde yakaladım
Onların diploma törenini kaçırmadığımı söyledi


Geçen dönem ders aldığım hocayı konuşma yaparken bulunca


Diplomanın yerine verilen geçici belge


Salonda sınıf arkadaşımı da buldum

Toplu fotoğraf vakti

Arkadaşlarımın bu önemli günlerine tanıklık etmenin gururunu yaşadıktan sonra daha önceden kültür merkezinde tanışıp sonradan ziyaretlerine gittiğim kızların davetine icabet etmek için çıktım yola, tabi bu sefer ne zamandır görüşelim diyen Amerikalı arkadaşım Alisa'yla birlikte. Bugün için ona kahve sözüm vardı ama saatlerin tutmayacağını fark edince onu da kızların evine götürmeye karar verdim. Kızlar da sağ olsunlar Alisa'ya ballandıra ballandıra anlattığım Türk yemeklerini aratmayacak yemekler hazırlamışlar:






Kısırın tadını unutmak üzereyken iyi geldi bu

Kabak tatlısı
Buradaki minik kabaklarla yapılmış sanırsam


Dönüş yolunda reklam panolarıyla oynamaca


Anam'a varınca Alisa'nın arkadaşı Herold'la sadece masa oyunlarının oynandığı bir yere gittik:



. Tabu'dan Çin damasına, Monopoly'den Jenga'ya kadar daha adını bilmediğim pek çok oyunun bulunduğu bu yerde her çeşitten oyunu deneyeceğiz diye vaktin nasıl geçtiğini anlamamışız bile. Benim şaşırdığım şey ise aylardır geçtiğim sokakta böyle bir yerin varlığından haberdar olmamam. Lise'deyken Bahçeli'ye gidip tabu oynadığımız olurdu ama hiç sırf masa oyunları oynanan bir mekan görmemiştim Türkiye'de Neyse belki ben de ilerde böyle bir yer açarım. Güzel bir fikir çünkü. Kendimde bir girişimcilik sezdim ya hayırlısı.