1 Şubat 2012 Çarşamba

Biri Gelmiş

Gün itibariyle şubat ayına girmiş bulunmakla birlikte ben de buradaki 5. ayımı çoktan bitirip iyice yerli statüsü kazanmaya başladım.Tatilin verdiği boşluk hisssine bir de oda arkadaşlarımın uzun süredir ülkelerinde olması kendimi hepten koyuvermeme neden olmuştu ki bugün odaya geldiğimde kapının kilitli olmadığını gördüm. Çinli oda arkadaşım geri dönmüş. Her ne kadar uzun bir mesafeden gelmemiş olsa da yol yorgunluğu yüzünden onu uyurken buldum. Uyuyor olsa da kapıyı açtığımda içeride birilerinin olduğunu görmek güzel bir his. Ne biliyim, belki bana öyle geliyordur ama sanki odada benden başka birileri olduğunda odanın enerjisi daha farklı oluyor, o kişiyle konuşmasanız bile. Aslında bizimki biraz dil yetersizliğinden kaynaklanıyor. Oda arkadaşım İngilizce bilmiyor, ben de Korece bilmiyorum ama bazen aynı dili konuşmamak aynı dili paylaşmadığımız anlamına gelmiyor. 

Yurtta yaşamaya başlayalı yıllar oldu. Her dönem karşıma farklı insanlar çıktı. Hiç bir zaman da gelen gideni aratmadı. Geçen dönem İrina'ya çok alışmıştım mesela, bu dönem de onunla kalsam keşke demiştim ama bu seferki oda arkadaşlarım yine aynı şeyi söylememe neden oldular. Çok iyi kalpli olmalarının yanında çok da sevecenler. Mesela bugün saçıma zeytinyağı maskesi yaptım, aynanın karşısında kafamı sarıyordum. Aynadan bir gördüm ki oda arkadaşım arkamda duruyor. Sonra sessizce sargıyı elimden alıp kendi sarmaya başladı. Aynı filmlerdeki gibi.... Hiç beklemiyordum. Normalde kendisiyle tek muhabbetimiz; uyurken "çal çayo", dışarı çıkarken "kayo" demek o kadar ama dedim ya insanlar konuşmadan da anlaşabiliyor diye. Bugün yine onu hissettirdi. Yıllardır yurtlarda kalıyorum diyordum. Oda arkadaşınızla ne kadar yakın olursanız olun sizin bocaladığınızı farkettiği bir şeyde size bir abla edasıyla yardım edecek kişiyi bulmak zordur. Tabi bu onların iyi bir kalbe sahip olmadığı anlamına gelmez. Sadece bunu sevecen bir tavırla nasıl yapacaklarını bilemezler. Ben bilmem mesela. En falza o sargıyı elinden alırdım "bu böyle mi sarılır, çekil bir kenara bakıyım, ben yaparım" derdim heralde. 

Bir de farkettiyseniz kendisine oda arkadaşım diye hitap ediyorum. Biraz patavatsızca olacak biliyorum ama oda arkadaşımın adını bilmiyorum. halbuki kapıda yazıyor isimlerimiz. Genellikle Çinlilerin ya kullandıkları isimler farklı oluyor ya da talaffuzu zor oluyor. İşin garibi ben de hiç sormadım senin adın ne diye. Genelde insanların isimlerini sormam zaten, unuturum hep. Sormayı unutmazsam da sorduktan sonra ismin kendisini unuturum. Tabi insanın oda arkadaşının ismini bilmemesi de ilginç. 

Hintli oda arkadaşımın ismini biliyorum mesela. Adı Binota. Hala ülkesinde. Çinli oda arkadaşım çok sessizken Binota daha bıcır bıcır bir kız. O da başka bir cana yakın. Herkes sevgisini başka türlü gösteriyor işte. Kendisiyle ilginç anılarımız da yok değil. Geldiğimin ikinci günü masasını inceliyordum. İki tane biblo gördüm rafında. Biri kadın biri erkek, rengarenk kıyafetler giymişler. "Aaa ne kadar şirin şey bunlar" diye elimi atmamla "dokunma onlara" demesi bir oldu. Normalde çok güleryüzlü birinden böyle sert bir çıkış görünce elim havada dondum kaldım. Benim şaşırdığımı anlamış olacak ki ses tonunu yumuşattı, onlara dokunmasan iyi olur dedi. "Niye ki?" dedim. "Tanrılarım onlar benim" dedi. İkinci şok daha büyük oldu anlayacağınız. Benim verebildiğim tek cevap ise "e bunlar evli mi şimdi?" demek oldu. Ne biliyim ben hayatımda hiç tanrı görmemişim. Sonra açıklamaya çalıştı. Dokunmuyorsan yerlerini nasıl değiştiriyorsun dedim. Uzun bir hazırlık sürecinden sonra dokunuyormuş. Öyle yani. Anlayacağınız o gün bugündür tanrılarla yaşıyorum a dostlar. Binota duymasın ama geçenlerde tanrılarını Skype'ta teyzeme gösterirken tanrılardan erkek olanın şapkası koptu. Geri yerine takamadım. Hala yamuk duruyor. Gelmeden halletmem lazım. Sonuçta din konusu hassas bir mesele. Her ne kadar bana çok uzak gelse de o insanlar kendi dinlerine gönülden bağlılar. Benim saygısızlık edip o kişileri kırmaya hakkım yok (tanrısını değil Binota'yı tabiki de). 

İnsan değişik kişilerle yaşadıkça değişik şeyler öğreniyor. Din, dil. ırk istediği kadar farklı olsun eğer kişi, gerçekten insana insanca muamele etmeyi biliyorsa farklılıkların hiçbir anlamı kalmıyor. Mesela ben bu oda arkadaşlarımla kalana kadar odada biri varken öğlene kadar deliksiz uyuduğumu hatırlamıyorum. Normalde sese ve ışığa çok duyarlıyımdır, en ufak bir uyarıcıda hemen uyanırım. İlk geldiğim günlerden bir gün uyandım. Normalde odamız zemin katta olduğu için perdeleri hep kapalı tutuyoruz. Gündüz olduğu pek belli olmuyor haliyle. Ranzanın alt katında kaldığımdan hepten gündüzü görmüyorum. Neyse işte bir gün uyandım hava karanlık. Saate bir baktım öğleni çoktan geçmiş bile. Hala uyuyor olduğuma göre bizimkiler de uyuyordur diye düşünürken kafamı kaldırmamla ranzanın boy tarafına asılmış Binota'nın battaniyesini, en tarafına asılmış Çinli arkadaşımın kazağını görmem bir oldu. Beni sarmaladıkları çadırımsı şeyden çıkınca ikisini de odada buldum. Uyanmışlar, ben uyanmayım diye ses yapmamalarını geçtim, masa lambalarında çıkan ışıktan rahatsız olmayım diye yatağımı germişler. İlk defa başıma böyle bir şey geldiği için çok şaşırmıştım ama artık alıştım. Bazen diyorum siz uyanınca gürültü yapın ki ben de uyanıyım, böyle fosur fosur akşama kadar uyumaya alışık değilim ben. Uyandırmaya kıyamıyorlar heralde. Şirin şeyler. Gerçi ikisi de benden büyük. Binota doktora yapıyor. Çinli olan da evli. Odanın küçüğü benim yani. 

Bugün Daiso'dan aldığım yün babet
5.000 won

Çin'den gelen çikolata

Çin fıstığı
Anında bitirdim
Hiç acımadım

Babetlerim Binota'nın ayıcıklarına uyunca
Oda arkadaşlarımdan çok bahsettim biliyorum ama özlemişim. Eğer daha önce yurtta kalmadıysanız ve böyle bir ortama ilk kez girecekseniz benden nacizane bir tavsiye: oda arkadaşlarınızın davranışlarını iyi inceleyin. Onlar size karşı nelere dikkat ediyorlarsa siz de onlara karşı o konularda hassas olun. Mesela o kişi siz yatarken ışığı kapatıyorsa siz de o yatarken ışığı kapatın. Belki o kişi sizden böyle bir şey beklemiyordur ama emin olun o kişi bundan mutluluk duyacaktır. Bu sadece bir örnek. Bazen fark etmediğimiz detaylar oluyor. O kişi nazikçe söyleyene kadar fark etmiyorsunuz. Tabi bu her zaman nazikçe olmayabiliyor. Kişiler birbirlerini kırabiliyor. Göründüğü kadar kolay bir iş değil yani hiç tanımadığınız insanlarla bir anda dört duvar arasında yaşamaya başlamak. Umarım Bilkent'e döndüğümde de yine iyi insanlarla karşılaşırım. 

Sizin de karşınıza hep iyi insanların çıkması dileğiyle..

7 yorum:

  1. yaklaşık 2 saattir blogunuzun başındayım, beni mutlu etmenin dışında iki saattir sayenizde sıgara da içmedim:))(nedendir bilmem ama g. kore yi hep sevmişimdir.) bir kore sever olarak yazdıklarınız o kadar hoşuma gitti ki yorum yazmadan edemedim :))
    sizi kıskanmadım desem yalan olur ama öyle hasetçe değil :)) imrendim size ne kadar güzel yaptıklarınız yazdıklarınız. inşallah bana da nasip olur oraları gidip görmeler:)) siz kore severler için göz, kulak, his olmuşunuz . size teşekkür ederim. benim yerime de 'görün' olur mu :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim. Sizi sigara'dan bir nebze olsun uzak tutabilmişsem ne mutlu bana. Sizin yerinize de gördüğüme emin olabilirsiniz =)

      Sil
  2. bende kaççç saat bakındım annemın bagırmasıyla kalktım yanı :D çokk guzel şeyler paylasıyosun cıdden cok teşekkr edrız :d sen oraya okumak ıcın gıttın degıl mı bırazcık anlatır mısın acaba nasıl basvurdugunu banada rıca etsem ? :D

    YanıtlaSil
  3. aslında meraktan olsa gerek ilk olarak yazıyı yazanın cinsiyetini bilmeden okuyamıyorum ya da nasıl demeli şekillendiremiyorum kafamda kurguları..neyse resimler yoluyla seni ilk erkek sanıdım:d sonra birkaç resmde aynı fotoları görünce kim olduğunu anladım:) kimchi satan bi adres arayım derken rastladım bloguna.açıkçası yukardaki yorumlarda da belirttiğin üzere saatleri buldu galiba benimki de:) orda hayat türkiyedekinden daha dolu dolu.bunda eminim yenilikleri görme heyecanı başrol oynuyor.hle ki kore hayranı birisi için(bu benim)bu çeşit bloglar bir nimet.İnşallah bir gün gelip kalmayı gezmeyi çok istiyorum:)seni de tebrik ederim onca şeyi yazıya dökmek pek te kolay değil zor şartlar altında.kolaylıklar sana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, kimçi satan adresleri bulursan bana da haber verebilirsin. Çok sevindirik olabilirim =)

      Sil
  4. eski nickimle yorum yamisim sana :) kimhilerri bulamadim 2 yildir :)

    YanıtlaSil