5 Şubat 2012 Pazar

Multiculture Museum

Dün iş görüşmesi için Dokbawi'deki Müze'ye gittiğimden bahsetmiştim. Hazır Türk bulmuşken boş göndermek olmaz diye düşünmüş olmalılar ki beni aralarında görmekten mutlu olacaklarını belirttiler. Yalnız nasıl da abarttım. Altı üstü geleneksel kıyafetleri giyip girişte oturmam gerekiyor. Hatta gelen ziyaretçilerle konuşmama bile gerek yok. Bilet kesme işini oradaki Koreliler hallediyor zaten. Konu mankeni gibi bir şeyim anlayacağınız.  Girişte oturmanın yanında eğer yemek dersi almak isteyen olursa onlara menemen yapmayı öğretmem gerekiyormuş ama bugün ders isteğinde bulunan olmadı. Gerçi doğru düzgün gelen olmadı desem yalan olmaz. Hafta sonları çok az ziyaretçi oluyormuş ama hafta içleri kreşlerden çok fazla çocuk geliyormuş. Onun dışında da müze yine kreşlere ülke tanıtımı yapmak için benim gibi yarı zamanlı çalışan yabancıları gönderiyormuş. Belki ona da katılırım ilerde. Şimdilik Müzeyle idare edelim:

Asansörlerde 4. kat olmadığı efsane değilmiş


Kıyafet odası

Çocuklar için de kıyafetler yok değil

Bu da bizim geleneksel kıyafetimiz
Giyelim bakalım

Yemek derslerinin verildiği mutfak

Mutfaktaki çocuk muslukları


Çalışmaya başladım başlamasına ama girişte oturmaktan başka yapacağım bir şey olmadığı için sıkılmadım değil. Allah'tan yanımda kitabımı getirmişim de biraz Korece çalıştım. Sonra baktım o da kesmiyor, telefona değişik programlar yükleyip denemeler yapmaya karar verdim:

Geleneksel şapka yokmuş fes verdiler


Çalışma hayatı denilen şey bu olsa gerek

Ders çalışmaya devam

Oturduğum yerden görünen Truva Atı

Ebru tabloları

Moğol Çadırı

Pisa Kulesi

Dev Hollanda ayakkabıları

Taj Mahal

Azeri kilimleri

Kremlin sarayı

New York sokakları

Üst kata çıkalım

Truva Atı'nın kafası

Çin Seddi

Tayland




Mısır




3. kata çıkalım


İtalya

Maskeler de maskeler

Venedik sandalı


Para koleksiyonu









Geleneksel kukla ve biblolar
Yeniçeri ve Mevlevi dervişleri de var

Su küresi kolaksiyonu


Matruşkalar






Geleneksel müzik aletleri


Kıyafetler


Bir kat daha çıkıyoruz



Yemek odası


Kıyafet deneme odası

Afrika sınıfı


Son katı da çıkalım


Türk kıyafetleri

Seminer odası

Bu odadaki her şey Türkiye'den

Çok büyük bir kısmını İstanbul Kültür Merkezi'nden almışlar

Geri dönme vakti
Yurda dönerken Emre aradı. Akşama Ferit'le yemek yapacaklarmış beni de çağırdı. E madem yemek yapacaksınız ben de tatlıyı yapıyım dedim, bisküvili pasta yaptım:


Bu arada annemler yeni eve taşındılar. Ben gelmeden önce son gördüğümde hala inşaattı. Ben buradayken taşındıkları için evin dekorasyonunda pek sözüm geçmedi. Gerçi arada annem Skype'da konuşurken beni evin içinde gezdiriyor ama yine de merak etmiyor değilim. Bugün de bütün akrabalar toplanmış bize gelmişler. Hepsini toptan görmüş oldum. Her ne kadar o sırada pasta yapıyor olsam da onların yediği pasta börekte gözüm kalmadı değil. Pastayı tamamladıktan sonra resmini çekip gönderdim. Onlar da yemekleri yapmayı bitirmişler:


CJ'ye çıkma vakti:


Bütün yemekleri Ferit'le Emre hazırlamış. Ben de sadece masanın köşesinde duran pastayı yaptım ama fırçayı da yedim. Gönderdiğim resmi görünce kocaman bir şey zannetmişler. Öyle masanın köşesinde cücük gibi kalınca hayal kırıklığına uğramışlar tabi. Resim sizi yanılttıysa kivilerden de mi anlamadınız dedim ama devasa kivi fikri küçük pasta'dan daha mantıklı gelmiş olmalı. hehe


Türk çorbası
Wuhuuu

Kuru fasulye pilav yemeyeli aylar olmuş
Yanında yoğurt bile var


Yemekleri yerken yine yok şöyle tuzsuz böyle pişmemiş diye kötülesem de yemekler her zamanki gibi güzeldi. Buraya gelmeden önce izlediğim son program "Yemekteyiz" olsa gerek. Hala yayınlanıyor mu bilmem ama oradaki yarışmacıları aratmıyorum. Tabi onların da benden aşağı kalır tarafı yok. Pastama küçük dediler ya. Haha. Üstüne bir de geçenlerde yaptığımız mantının fırçasını yedim. Bir ara merak edip bloğuma bakmışlar. Dediklerine göre mantıyı kendi başıma yapmışım gibi bir izlenim bırakmışım. Köftelerin de sürpriz olduğunu yazmamışım. İyi de ben yaptım diye de yazmadım ki dedim ama dinletemedim. Köftelerin sürpriz olduğunu ayrıyeten belirtecekmişim. Peki dedim. Küstürmemek lazım. Ne de olsa Kore'de anne yemeği yapan yiyebileceğim tek yerden mahrum kalmak istemem. Şaka bir yana da ceza olarak bulaşıkları yine ben yıkadım. Her seferinde bulaşıkları yıkamak için bir şey çıkıyor. Geçen sefer yıkadığımız bulaşıkları beğenmemişler bir daha yıkamışlar. Acummalar gibi hehe.

Yemekten sonra yürüyüşe çıktık. Havadaki kuru ayaza aldırmadan baya bir açıldık. Sözde süpermarkete gidecektik ama hepsi kapalıymış. Boynu bükük geri döndük napalım.

Katlı yollar




Buz tutmuş dere
Bu gün de böyle geçti. Umarım haftaya müzeye gelen sayısı fazla olur da sıkılmam. Hatta bir de ders alsalar menemen de yaparım. Gerçi böyle de iyi. En azından oturup ders çalışmış oluyorum. Oturduğu yerden para kazanmayı duymuştum da böyle bir şey olacağını tahmin etmemiştim. Neyse hayırlı olsun ne deyim.

2 yorum:

  1. Eklemiş olduğun fotoğraflar çok güzel blogunu takip etmek çok eylenceli :). Yaptıgın pastanın tadını merak ettim arkadaşların beyenmiştir umarım ;) .

    YanıtlaSil