26 Şubat 2012 Pazar

Rus Olmak


Benim gibi milliyetçi bir insana Rus olmak yakıştı mı bilmiyorum ama her pazar çalıştığım müzede bu hafta bindallıyı bulamayınca geleneksel kıyafetlerin birini seçip giyebilirsin dediler. Ben de bunu seçtim. Hem rahat, hem şık. Değişik gelenekler kapsama alanıma giren bir konu olduğundan bu müzede çalışmak beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Üstüne bir de onlarca minik çekik gözlü çocuk eklenince değmeyin keyfime. Her ne kadar bugün bindallıyı giyip Türk'lük vazifemi yapamamış olsam da akşama kadar Rus gibi dolaşmaktan da pek gocunmadım doğrusu. Zaten Kore'ye geldim geleli defalarca Amerikalı ya da Kanadalı zannedildim. Hatta beni Fransız zannedip konuşmaya direk Fransızca başlayanlar, Rus zannedip Rusça konuşanlar da olmadı değil.  Belki de o yüzden biraz bu milliyetçi tarafım biraz törpülendi gibi (ama birazcık). Sonuçta burada batılı bir görünüme sahipseniz, dışarıdan bakan biri için sadece "yabancı"sınız. Konuşmaya başladıktan sonra nereli olduğunuz karşınızdaki kişi için bir şeyler ifade etmeye başlıyor. Ya da etmiyor. Ben de bugün kimseyle tanışma faslına girmeyeceğim için sadece kıyafetin tadını çıkarmakla yetindim. Mecazi anlamda tabi. hehe

O kadar muhabbetini etmişken bari biraz da giydiğim Rus kıyafetinden bahsedeyim;

Rusya, aynen bizde olduğu gibi içinde değişik yöreleri ve etnik grupları barındıran bir ülke. Her yörenin kendine has renkleri ve modelleri olsa da bugün giydiğim, yurt dışında Rusya'yı tanıtırken kullanılan en yaygın kıyafet. Sanırım Güney Rusya'da daha çok kullanılıyor bu tarz. Her neyse, benim dikkatimi çeken nokta biraz daha farklı. Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir bilmiyorum ama bazı yerli kabileler hariç, geçmişte büyük medeniyetler kurmuş ülkelerin neredeyse tamamına yakınını mütevazi ya da muhafazakar olarak tabir edebileceğimiz geleneksel kıyafetlere sahipler. Dili, dini ya da coğrafyası fark etmeksizin hem de. Bu durum, erkek egemen toplumların kadına olan dayatması ya da kadının doğası gereği böyle kıyafetlere ihtiyaç duyması gibi değişik görüşlerle açıklanmaya çalışılsa da beni ilgilendiren şey, bambaşka toplumların ortak paydalarda birleşebilmesi. Bunun dışında, Endonezyalı arkadaşlarımın balta girmemiş adalarda yaşayan kabilelerin kıyafetlerini -ya da artık ne deniliyorsa- göstermesiyle küçük dilimi yutmuşluğum da var tabi (mecazi anlamda yine) ama dediğim gibi, medeniyet kurma meselesi. Ya da o bağlantıyı ben uydurmuşumdur. Bilmiyorum.

Öyle işte. Bugün de Rus oldum. Hatta müze için çalışan Rus öğretmenlerden biri giriş kapısından girer girmez benimle Rusça konuşmaya başlayınca daha bir havaya girdim. Daha önce de başıma gelmişti ama bu seferki biraz görevi hakkıyla yerine getirme olayına girdiğinden sevindim bile denilebilir. Neyse bir günlükten bir şey olmaz. Ya da öyle umuyorum.

Kapanışı da bununla yapalım bari:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder