12 Mayıs 2012 Cumartesi

Koreli Evinde Öğle Yemeği

Bir süre önce yine camiye gittiğim bir cumartesi günü kızını oradaki Arapça dersine getirmiş bir Koreliyle tanışmıştım. Kızı Myongjin Üniversitesi'nde Arapça bölümü okuyormuş ve Arapçası gelişsin diye orada Mısırlı bir arkadaşımızın verdiği ücretsiz derslere gelen kızını İtevon güvenli bir yer değil diye gelirken yalnız bırakmamış. Gerçi sonradan fark etmiş İtevon'un abarttıkları kadar kötü bir yer olmadığını (yıllardır Seul'de yaşayıp yabancıların sürekli gittiği İtevon'a hiç gitmemiş Koreliler var, Ankara'da yaşayıp Ulus'a hiç gitmeyen insanların olduğu gibi) ama yine de nolur olmaz diye gelmiş. Neyse işte kızı dersteyken o da sınıfın önünde bekliyormuş. Ben, oradakilerle muhabbet ederken konuşmamıza katıldı. Benimle daha önceden karşılaştığını söyledi ama ben hatırlayamayınca tekrar tanıştık. Türk olduğumu öğrenince çok sevindi. Daha önce Türk öğrencilerle güzel vakit geçirdiğini ama onlar mezun olup gidince başka tanıdığının olmadığını söyledi. Bir gün sen de gel deyip evine davet etti ama bir türlü fırsatını bulamamıştık. Sonunda davetine icabet etmeye bugün için vakit ayarlayabildik:


Sabah Malezyalı arkadaşlarımdan biri, bizim yurdun oradaki
Tiger Dome'da tenis oynamaya geldiklerini söyledi

O kadar yoldan gelmişler
İki adım gidip selam vermemek olmaz dedim

Yanı başımızdaki güzelim spor salonunu ilk defa görüyorum

Verdiğim Polonya şekerinde isim bulmaca

Davet için yola çıktım bile
Buradan aktarma yapmam gerekiyormuş

Metroyla Han Nehri'ni geçerken

Üzerinde haç olan kumbarayla bağış toplayan kadın

Söylenen istasyona geldim bile

Kitaplık bile koymuşlar

Kızıyla buluştuktan sonra evlerine doğru yol almaca











Kendisinden Arapça özel ders aldığı Mısırlı arkadaşı da bize katıldı
Bir Mısırlıyla daha tanışmış oldum

Eve vardık sonunda

Yemekler hazır olmak üzere

Ben et yemiyorum diye bütün yemekleri etsiz hazırladığını söyledi

Kimçi

Balık kızartması

Sebze tabağı

Değişik bir tür tofu
Jölenin biraz katısı gibi
Ama tadı yok gibi
Biraz da acımtırak
Ben beyaz tofuyu daha çok seviyorum

Capçe
En sevdiğim yemeklerden biri
Genelde içinde et olduğu için yiyemiyordum
Şanslı günümdeyim

Kurutulmuş soya fasulyesini kaynar suya atınca böyle oldu
Başka malzemeler koyunca yemek olacakmış


Balık kızartmaya devam

Kaynamış fasulyeli karışıma sebzeleri koymaca


Balığı soya sosuna bandırınca daha bir güzel oluyormuş sanki

Bol soğanlı salata
Yanındaki tofu bu salatayla yenince daha güzel oluyor
Tek yememek lazımmış demek ki


Ana yemek hazır







Yemeği nasıl yiyeceğimizi öğrenelim

Önce pilavın üzerine soya fasulyesi koyuyoruz


Diğerlerinden de biraz olsun



Sebzeleri dolduralım



Soya fasulyesi sosuyla yapılan ana yemek
İçinde minik balıklardan da varmış

Evlerinin bir odasını çalışma odası yapmışlar
Zaten Kore evleri bizim evlerin neredeyse yarısı kadar oluyor
Bir de bunu görünce taktir ettim
Koreliler çalışkan insanlar

Yıllar önce gittikleri İstanbul gezisinin fotoğraf albümünü inceleme

Biletleri bile saklamışlar

Kalan yemekleri yarın için paket yapmaca

Okuduğu kitapları gösterirken

Meyve zamanı
Tatlı niyetine

Bunlar da tatlı kurabiyeler
Aslında tam da kurabiye değil
Pirinçten yapılmış balonlar mı desem bilemedim

Hediyeleşme
Cinseng çayı ve cinseng sabunu da var


Yemek sonrasında gezmeye giderken


Dağları tepeleri aşalım










Geldik sonunda
Bu kadar uzak olduğunu tahmin etmemiştim






Gelmeyi planladığımız kafeye ulaştık

Kafeyi işleten çift
bir yandan kafeyi işletirken
diğer yandan da seramik yapıp satıyorlarmış




Seramikleri yapan amcayı da çekelim

Kafenin içinde yer beğenmeye çalışırken


Masaları birbirinden ayırmak için bölmeler koymuşlar

Masalar ve bölmeler eski ahşap kapılardan vs yapılmış





Üst kata çıkalım








Oturmak için yer beğenebildik sonunda
Manzarası çok güzel

Üst katı da keşfe çıkalım






Kırkyama onlarda da varmış
Bu çok şık ama








Sıcak çikolata
Tadı güzel olmasa da, pahalı da olsa
ortam o kadar güzel ki
kendini affettirdi

Bitki çayı







Oradaki Koreli çocuklar yabancı gelmiş diye
bakıp bakıp kaçıyorlardı
gelin tanışalım deyince bunu verdiler
Ahtapot kurusu
Bana biraz ilginç gelse de
aslında güzel bir hediyeymiş

Fotoğraflarını çektiğimi görünce kaçtılar


En sonunda Mısırlı kız Korece konuşmaya başlayınca
utangaçlıkları geçti
Numaralarını bile verdiler

Daha sonra Mısırlı kız karnı ağrıdığı için gitmek istediğini söyledi. Gitmesek olmaz mı burası çok güzel dedim ama ikna edemedim. O kadar da yol gelmiştik halbüsü. Seni buraya tekrar getiririz şimdi gidelim o zaman dediler. İstemeye istemeye kalkmak zorunda kaldım. Keyfim yarım kaldı resmen, içimde kaldı.

Yer sehpasının üzerine bir daha sehpa koymuşlar
Amacı ne ki?

Tekrar düştük yollara

Amcanın şapkasına bayıldım
Kurdeleli kurdeleli





Yaşadıkları yerin ilçe merkezine gelince
madem vaktin var kızımla biraz daha takılabilirsiniz dedi
Bizi buraya bırakıp gitti

Renkli renkli




Yemek yiyebileceğimiz yer ararken
Hint restoranını bulmaca



Akşam yemeği
Hint körisi
En sevdiklerimden


Dönme vakti

Eve vardım sayılır
Amca bankta mı uyumuş ne?

Hint restoranından ayrılırken, bizim için çok masrafa girdiniz bari bunu ben ödeyim dedim ama çok ısrarcı çıktı, ödetmedi. Sen bizim misafirimizsin dedi ya, aynı bizdeki gibi. Zaten yemeklerin hepsi birbirinden güzeldi, bir de ayrıca onları benim için etsiz yaptığını söyleyince daha bir mutlu hissettim kendimi. Kafe de Kore'de gittiğim en huzur dolu yerdi diyebilirim, tek sorun tadını tam çıkaramadan ayrılmak zorunda kalmamızdı ama olsun, düşünmesi yeter. Fark ettiğim diğer nokta da annesi ne kadar sıcakkanlı ve dışa dönük biriyse, kızı da bir o kadar içe dönük ve çekingen. Konuşturabilmek için bir ton ter dökmem gerekti.  En son konuyu Arapça'ya getirdik de konuşabilecek ortak bir şeyler bulmuş olduk. Dediğine göre aslında kendisi başka bir bölümde İngiliz dili ve edebiyatı okuyormuş, sonradan yatay geçişle Arapça okumaya başlamış. Neden Arapça, dedim. Annesi Hankuk Üniversitesi'nde Türkçe bölümünde okumasını istemiş ama oraya puanı yetmeyince Myongjin'de Arapça'yı seçmiş. Herkes İngilizce okumak istiyor ama popüler olmayan dillerin daha fazla imkanları var gibi bir şeyler dedi. Biraz da ilgi meselesi tabi. Annesini tebrik etmek lazım. İleri görüşlü insanlar her yerde kendini belli ediyor. Bizde de vardır ya, gelecek vaad ediyor diye herkes bir alana yönelir ama yığılmadan dolayı beklentiler karşılanamaz. Halbuki insanlar mutlu olacağı alanlara yönelse, iş sahalarında ve dolayısıyla da toplumda nispeten daha az sorun olur. İşini çok iyi yapan biri, ne iş yaparsa yapsın ortada kalmıyor çünkü. Her neyse, daha sonra Türkçe çalıştık biraz. Korece ve Türkçe'nin yapı olarak ne kadar benzediğini görünce keşke Türkçe bölümünde okusaydım dedi. Arapça'da zorlanıyormuş çünkü. Bir Korelinin Arapça öğrenmesi demek, bir Türk'ün Çince öğrenmesi gibi bir şey, karakterleri saymazsak tabi. Öyle işte. Baya keyifli bir gündü. Hem ikinci defa bir Kore ailesi evini ziyaret etmiş olmaktan mutlu oldum hem de Korelilerin sıcakkanlı ve misafirperver yanını görünce daha bir sevindim. Darısı başka zamanlara. Umarım tekrar böyle güzel ev yemekleri ve ev ortamı görme imkanı bulurum. Bakalım kendi evime dönmeden bu imkanı bulabilecek miyim, merakla beklemekteyim.


5 yorum:

  1. Nerelerdesin sen ya.ozledik. finallerin nasil gecti?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Finaller? Mezun oldum bile ben (=

      Sil
    2. En son orada kaldigimiz icin bende oradan devam edeyim dedim. Tebrik ederim. Hayirli olsun. Postlarin devamini bekliyorum.

      Sil
  2. Uzun süre yazmayınca kore anılarınız bitti sanmıştık. Henüz bitmediğine sevindik =) Yazılarınızı özlemişiz ^^

    YanıtlaSil