24 Mayıs 2012 Perşembe

Mayfest 4. Gün Doritos


Bugün ISF'in ikinci aşaması varmış
Biz tek seferde yapmıştık
Bugün başka ülke stantları olacakmış

Jay
Çok zıpır biri
İlk tanıştığımızda TVXQ'daki Changmin'e
 benziyorsun demiştim de yanındaki başka Koreli arkadaşı
neresi benziyor diye alınganlık yapmıştı
Tamam sen de Yunho'ya benziyorsun deyince ikisi birden sevinmişti
Şirin insanlar



Festival stantları işletme binasının kenarlarını da doldurmaya başlamış



Buralar eskiden hep tarlaydı


Güzel sanatların standında Koreli arkadaşla buluştuk
Bana yaptıkları yemeklerden ısmarlama sözü vardı ama
daha pişirmeye başlamamışlar

Onun öğrenci klübünün odasındaki işini halletmesini beklerken
kapısı açık kalmış başka bir öğrenci kulübünün odasını incelemece
Röntgenciliğim tuttu mübarek

Bu da kulübün ismi
Neyse artık

Doritos sahne açmış

Çadırlar yavaş yavaş dolmaya başlamış


Sunucu da çıktı

Beleş Doritos dağıtmaya başladılar
Yabancıyım diye bana daha çok verdiler

Fazla Doritosları dağıtıma yetişemeyen arkadaşlarla paylaşmaca
Kendisi Çin asıllı Malezyalı
Diğer bütün Malezyalılar gibi makine mühendisliği okuyor

Bu da Çinli Malezyalı kız arkadaşı
Liseden beri hiç ayrılmamışlar

Yiyemeyeceğim madde var mı diye inceleme işine girdiler

Singapurlular da gelmiş

KUDT'ciyi binanın önünde buldum
Bizim kulübün standını hazırlıyorlar şimdi sen de katıl dedi

Bizimkiler harıl harıl işe koyulmuşlar

Yerlere Uzaylı Zekiye halısı sermişler
Bu renkli naylonlarla da lambaları kaplayacakmışız

Ampule sarıp lastikle tutturulacakmış
Yangın çıkmasa bari




Önlüğümüz de pek moderen

Direkleri de dikelim






Doritos sunucusu dans yarışması olacağını söyledi

Bir tane kız çıktı sahneye arkadaşlarının gazıyla

Yok mu arttıran?

Bizim KUDT'ciler boş durur mu?

Diğeri de çıktı

Kalabalığın alkışlarıyla bizimkiler seçildi
Kız bilseydi baştan çıkmazdı bence

Bu Redbull arabalarından Bilkent şenliklerinde de oluyordu
Bana camdan bir kutu Redbull uzatmıştı iki kız
Bir keresinde de Tunus Caddesinde yürürken durup vermişlerdi
Küreselleşme nelere kadir

Standlarda akşam yemekleri hazırlanırken

Hazırlıklar devam ederken ben de yurda doğru yola çıkmıştım ki, yolda Japon bir arkadaşımı gördüm. Ana meydanda arkadaşının doğum gününü kutlayacaklarmış. Sen de gelmek ister misin diye sorunca, olur ama önce şu yukarı taraftan gelen gürültü neyin nesiymiş bir bakalım dedim:

Futbol sahasına İpselenti için sahne kurmuşlar bile

Provalar da başlamış

Buralar Ipselenti'de hep dolacakmış

Bizim yurdun önündeki Frontier House'ın uzaktan görünüşü

Şenlik alanı dolmaya başlamış

Doğum gününün kutlandığı çimlere geldik
Biz gelmeden pastayı bitirmişler
E biz doğum gününe geldik pastasız olmaz dedim
Bir koşu tekrar aldılar
Şaka yapmıştım ben halbüsü

Pasta hazır


Tekrar mumlar yakılsın


Doğum günü bebesi tekrar pastayı kessin

Çok simetrik oldu



Tabak bulamayınca pastayı bardakta yemeceler

Bölümlerinin tişörtüymüş
Yeni yaptırmışlar


Ayrılma vakti
Tişörtle poz verelim
Hepsi kimya mühendisliğindeymiş
Bölümümüzde kız yok biz de böyle tişört yaptırdık dediler

Hatıra fotoğrafı
Koca kafam bizim Japon'u kapatmaya yetmemiş

KUDT'nin standına uğramacalar


Birkaç gündür yanından geçip gittiğim stantlardan birini
içeriden görme imkanı buldum sonunda 

Bir kısım yemek pişirip satarken diğerleri de muhabbet ediyor
Ben de başkanın masasına (ya da sehpasına artık neyse) katıldım
İkisini aynı anda kıpırdamadan tutturamamak
Ne kıpırdak insanlar
Böyleymiş işte. Garip biraz. Sadece yemek yeyip bıkana kadar, ki hiç bıkmıyorlar, socu içiyorlarmış. Ben çok fazla kalamadım zaten. Aynı masada oturduğumuz kızlar çok iyilerdi. Karşımda oturan kızın da İngilizcesi çok iyiydi. Koreliye pek benzemiyorsun dedim, iltifat olarak kabul edip teşekkür etti. Yakın zamanda İspanya'ya gidecekmiş. Kısa bir süre önce Anam'daki tost yapan küçük bir yerde yarı zamanlı çalışırken görüp ayaküstü muhabbet etmiştim. Anladığım kadarıyla Kore'de öğrencilerin para biriktirip tatillerde yurt dışına gitmeleri çok yaygın bir durum. Ben de diyorum okula bir ton harç parası ödeyebilen insanların çocukları sürekli yarı zamanlı işlerde çalışıyorlar diye. Gezmek içinmiş meğersem. Gerçi benim durumum da pek farklı değil. Aklın yolu birmiş. Yaşlanmadan gezmek lazım.

Giderken başkan, dur ya daha karpuz kesecektik dedi ama ben gidiyim dedim. Aylardır aman çok havalılar, bizi (yabancıları) beğenmiyorlar diye yakındığım KUDT üyelerinin adına başkan benden özür diledi. Bizden (Korelilerden) biri olmaya çalışıyorsun farkındayız ama bizim İngilizcemiz çok iyi olmadığı için çekiniyoruz dedi. Bizi yanlış anlamazsan seviniriz felan deyip gönderdi. Aslında biraz hak veriyorum. Mesela diğer katıldığım öğrenci kulübü (art critique club) öğrencileriyle çok iyi anlaşıyoruz, hiç yabancılık çekmiyorum. Kulüp odasının şifresini de vermişlerdi zaten istediğim gibi rahatça girip çıkabiliyorum ama onların neredeyse tamamı entel tipli, açık fikirli insanlar, oturup değişik konularda saatlerce tartışılabiliyor. Entel dediysem şapkalı pipolu tipler gelmesin aklınıza, öğrenmeyi, tartışmayı seviyorlar, inek gibi de ders çalıştıkları için İngilizceleri de çok iyi. KUDT'dekiler daha çok tipi düzgün, dış görünüşüne önem veren, dersleri kötü olup çok iyi dans ederek çevresinde popüler olan insanlar. İki kelime konuşmaya gelince zorlanıyorlar. Utangaçlıklarını da cool takılarak gizlemeye çalışıyorlar. Benim gözlemlediğim durum buydu en azından. Başkan da öyle bir açıklama ihtiyacı duyunca kendime hak verdim. İçine ukte olmuş besbelli. 

Bu şekilde birbirinden tamamen farklı iki kulübe birden katılmak benim için iyi bir tecrübe oldu. Belki görmüşsünüzdür, ünlü ünlü şarkıcıların, oyuncuların sahnede havasından geçilmezken televizyon programlarında bin bir şebeklik yapıp, bizde olsa yayını terk ettirebilecek hareketlere göz yumarlar. Hele aynı "ünlü" kişiler iki yabancı görünce kaçacak delik ararlar. Ben de KUDT üyelerini onların yandan çakmalarına benzetiyorum. Ama yine de fazla üzerilerine gitmeyeyim. Özlerinde iyi insanlar. Her grup-topluluk içinde vakarlı insanlar olduğunu unutmayarak genelleme yapmayayım, buna ünlüler de dahil. 

Neyse işte, her şey iyi güzel de bu halkın socuya neden bu kadar düşkün olduğunu anlayabilmiş değilim. Keyfine içmedikleri de aşikar. Hatta bazıları grubun baskısıyla zorlaya zorlaya içiyorlar. Tadı da güzel değilmiş duyduğuma göre. Merakla beklemekteyim nedenini öğreneceğim zamanı. Bekleyelim bakalım.

4 yorum:

  1. Eğlenceli bir gün olmuş ama her Malezyalı gibi makine mühendisi mi? Şimdi daha bir sevdim onları ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, Kore'deki Malezyalı öğrencilerin çok büyük bir çoğunluğu Malezya devlet bursuyla makine mühendisliği okuyanlar. Aynı bursla Mısır'da okuyanlarla da tanışmıştım. Onlar da ya ilahiyat ya da tıp okuyorlardı. Belirledikleri ülkelere gönderirken bölümleri de belirliyorlar tahminimce.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. ipselenti ne? cahilim de biraz ^^

    YanıtlaSil