24 Haziran 2012 Pazar

Beysbol Maçı

Bavulu hazırlamaya başlamam lazım
Vakumlu poşet çıktı tekrar sahneye

Yanımda götüremeyeceğim tüm kağıtların fotoğrafını çekmece

Bu daha başlangıç
Kilodan nasıl tasarruf edilire giriş 101
Aylar önce tanıştığım televizyon programı yapımcısıyla
tekrar buluştuk
Güle güle hediyesi almış bana

Diyetteyim çoğunu sen ye dedi

Şansımıza çift yumurta çıktı

Yemekten sonra yollara düştüm yine
Do ile tekrar buluştuk
Yapmaya çalıştığı projeyi gösterdi
Mühendis olmak zor dedim

Metrodan manzaralar

Geldik sayılır

Kurutulmuş ahtapot
Çerez niyetine




Sonunda saha göründü

Hayatımda ilk defa beysbol maçı izleyeceğim

Oyuncular da çıktı








Maçlarda tavuk yenirmiş
Şaşkınım
Poşetler de kafaya takmak içinmiş



Biz de taktık


Lotte vs LG
Biz Lotte tarafını tutuyorduk
Tezahüratlar Koyoncon maçlarını aratmadı
Amaç bence tezahürat
Maç bir araç gibi


Amigo kızlar da hiç durmadılar


Sadidas terliklerinden level atlamışlar

Maç bitti
Biz yendik



Anam'a dönünce yolda camiden kızlarla karşılaştık
Özbek yemeği yemeye gidiyorlarmış
Siz de gelin dediler

Hatıra fotoğrafımız da olsun

Hayatımda ilk defa beysbol maçı izlememe rağmen çok eğlenceliydi. Amerikan filmlerinde sık sık görürdüm de çok itici gelirdi. Topu atıp koşarlardı felan. Burada da aynısıydı ama tezahürat kısmı bana küçükken Tusubasa izlediğimiz vakitleri hatırlattı. Çöp bacaklı amigo kızlar, müzikler, arada milleti coşturmak için mikrofonu eline alan tezahüratçıbaşı da dahil olmak üzere bütün detaylar canlı Tusubasa maçındaymışım gibi hissettirdi. Maçı anlamadım, kuralları ise hiç anlamadım ama güzeldi. Beysbolun Kore'de futboldan bile popüler olmasını Kore'nin Amerika'nın Asya'daki şubesi olmasına bağlamıştım ama öyle değilmiş gibi sanki. Gördüğüm kadarıyla çok eğleniyorlardı. Tavuk bile yediler daha ne olsun? Bir de ben bu atmosferi Koyoncon'a - Kore Üniversitesi vs Yonsei maçları - özgü bir şey zannediyordum ama ülkede genel olarak eller havaya etkisi hakim sanırım bu maç olaylarında. Gerçi ben Türkiye'de de hiç maça gitmedim ama böyle değildir herhalde. En azından kafalarına poşet geçirmiyorlardır. Bilemedim.

Camiden kızlarla karşılaşmamız da hoş bir tesadüf oldu. Hayatında benden başka Müslüman yüzü görmemiş olan Do'ya da eğlence çıktı. Normalde Koreliler bazı şeyleri içten içe merak etseler de ayıp olmasın diye sormuyorlar. Do da sormadı ama kızlar da alışmışlar, başlattılar anlatmaya başka Korelilerin sorduğu garip soruları. Özellikle başörtüsü hakkında değişik sorular geliyormuş: "Yatarken de mi çıkarmıyorsun?", "Duş nasıl alıyorsun kafandakiyle?", "Sıcak değil mi, bence çok sıcak hava?". Gerçi daha önce bir arkadaşımın benim ortadaki yemeği yemediğimi görünce büyük bir hevesle "Biliyorum ben, siz sadece Müslümanların kestiği domuzu yiyebiliyorsunuz" demesine şahit olduğum için pek de şaşırmadım. Alkol kullanmadığımı söylediğimde, "Nolur ucundan birazcık al, kimseye söylemeyiz." diyenler çıkınca gülmemek için kendimi zor tuttuğum zamanlar bile oldu.

Her ne kadar komik gelse de aslında işin biraz da buruk bir yanı var tabi. Kafalarında farklı bir imaj oluşmuş çünkü. Hayatımda hiç çöl görmedim dediğimde, çölde yaşayan bir insan olduğumu düşünüp hayretler içinde kalandan tutun da anadilimi Arapça zannedenlere kadar bir ton insanla karşılaşmam oldukça rahatsız edici olsa da özellikle İslam hakkında sahip oldukları ön yargı işi daha da kötüleştiriyor. Ön yargı dediysem bir dışlama ya da küçük görme durumu olmuyor, sadece kişinin Müslüman ya da Türk olduğunu öğrendiklerinde kafalarında bir şekil beliriyor ve size hiç fark ettirmiyorlar. Konu açılana kadar, ya da kafasında oluşan şekle uymayan bir şey söyleyene kadar ruhunuz bile duymuyor. O yüzden tanıştığım pek çok kişiden "Bunun böyle olduğunu bilmiyordum" yorumunu çok fazla duydum. Üzücü yani.

İşin diğer tarafından baktığımızda da biz de benzer şeyler yapıyoruz aslında. Biriyle tanıştınız ve birkaç cümlesinden sonra Hintli olduğunu öğrendiniz. Hop diye kalıplar oluştu bile: ineğe tapıyor ve pis. Hinduların ineği tapılacak bir varlık olarak görmemelerini bir kenara bıraksak bile o kişinin dinsiz, Müslüman, Hristiyan ya da Budist olma ihtimali pek aklımıza gelmez. Dindar olmayan biri olma ihtimali ise hiç gelmez. Farklı bir kültürün uç yanlarını genel bir olguymuş gibi yansıtmayı pek seven televizyon programları ve gezi yazılarının çıkarımlarını değişmez gerçekler olarak algılayıp titiz Hintlileri bulunmaz Hint kumaşı zannedip bir milyardan fazla insanı etiketleyiveriririz bir çırpıda. Sanki Türkiye'de bir Mardinli, Balıkesirli ve Rizelinin kendi içlerinde bile ne kadar farklı olabileceğini bilmiyormuşuz gibi kocaman ülkeyi el kadar televizyon ekranından gördüklerimizle sınırlayıveririz.

Aynı şeyi Diğer milletler için de çok yapıyoruz. Çinliler ne bulursa yer, Araplar görgüsüz, Amerikalılar fazla geniş (her anlamda), Ruslar soğuk vs vs. Onu geçtim, bir Pakistanlı ve bir Afgan bir aradayken sanki aynı ailede büyümüşler de bütün her şeyleri aynıymış gibi davranabiliyoruz Türkleri Arap zannedenlerden yeterince çekmemişiz gibi. Bir de işin "Biz moderniz bi kere!!" kısmı var ki o da ayrı bir felaket. Önce kendimizi üst bir konuma çıkaralım ki diğerlerinin ne kadar küçük görüldüğünün önemi yok. "Türkler de Araplar gibi geri kafalı" diyen birine "Asıl geri kafalı sensin" demek yerine "Ama biz onlardan farklıyız, şöyle iyiyiz, böyle iyiyiz" diyebiliyoruz. Yaşadıkları koşullar insanları olumsuz davranışlarda bulunmaya yönlendirse de imkan verildiğinde harikalar yaratan bireyler her milletten çıkıyor. Biz de Papua Yeni Gine'de doğmuş olsaydık şu andakinden çok farklı bakıyor olacaktık dünyaya.

O yüzden en mantıklı çözüm, "Burkamı ütülemeden sokağa çıkmam, çok iyi de deve park ederim bu arada" demek sanırım. Maksat gönüller hoş olsun. Ya da zor yolu seçip önce kendimizle yüzleşmemiz gerek. Belki böylece kişi yıllardır büyük bir gereksizlik abidesi olduğunu düşündüğü beysbolu bile sevebilir. Şans verilsin yeter.

22 Haziran 2012 Cuma

Samcheong-Dong Bukchon

Yine birileriyle vedalaşmak için yollara düştüm

Vardığım istasyonda hareketlilik varmış

Layla göründü

Bana hediye almış


Seul'ün geleneksel mahallesine gittin mi dedi
Gitmedim dedim
Nasıl gitmezmişim
Kore'den ayrılmadan orayı görmen lazım dedi

Değişik yerler görecekmişiz
Ara sokaklardan da geçelim

Ama önce yemek yememiz lazım
Malum enerjiye ihtiyacı olan varlıklarız





Adını bulduk yolda





Buraya geldik

Kore yemekleri güzel yapılıyormuş burada

Pencereden manzaramız

Menü de geldi


Olmazsa olmazlar da yerini aldı


Bibimbap
Diğerlerinden daha bir geleneksel sanki

Yiyelim şenlenelim

Vitrindeki plastik yemekler


Mahalle turumuza başlayabiliriz artık




Bir tane bahçe kapısından içeri girdik
Ev olma ihtimali yüksek

Bahçesi çok güzel

İzinsiz girdik ama biraz oturduk burada
Bana eskiden izlediğim "Fruits Basket" adlı animeyi hatırlattı
Onlarında evleri böyleydi
Çok garip bir duygu
Nostaljiyle gerçek birbirine karıştı
Tam da olmak istediğim yer gibi






Garaj kapısındaki yansımamızı da çekelim






Koreni Dar Sokaklarına Hoşgeldiniz!
Diyor bence







Bizim köyde de vardı bu kapılardan

Bizimkilerin çatısı yoktu ama



Dantelci








Turist yerine düştük sanki




















Hatıra fotoğrafımızı da çekinelim

Yürüyüşe devam




Buralar da bana "Boş Ev" filmini hatırlattı
Defalarca izlemiştim o filmi
Hatta Kore'yi Japonya'nın yanındaki ülke diye tanıdığım zamanlar bile
Alt yazısız izleyebildiğim tek Korece film



















Bunlardan dağıtılıyordu

Birden fazla alalım
Lazım olur belki








Burayı seviyormuş
Ama ürünleri çok pahalıymış








Buraya geldik kahve içmeye

Çok meşhurmuş burası
Neden bilemedim

Peçeteye yazı yazmaca
Hatıra olarak
Bunları da biriktiriyorum

Gizlice fotoğrafımı çekmiş

Daha önce de çekmiş hiç fark etmemişim


Sevdiğim bahçeli evdeki halim böyle görünüyormuş meğersem
Ben ne duygular içindeydim halbüsü o an




Plastik yemekler

Çift bunlar da
Şortları da aynıdır kesin
Ama kızınki görünmüyor














Barbie
Babi deniliyormuş
Güldüm


Füze olaylarında varılan son nokta
Kuzey kore saldırmıyor bari biz yapalım demiş olabilirler












Yelpaze sergisi

Oradaki yaşlı dede ve nineler yapıyorlardı bunları
Yardım kuruluşuymuş
Geliri bağışlanacakmış



Layla'nın hediyesi


Artık Kore yelpazem de var








İlginç kafe




Çekim varmış














Çatıda bir şeyler oluyor


Ne ki bu?

Hehe










Bunlar çifte pek benzemiyorlar
Okul üniforması olsa gerek



Bursa kumaş pazarı



Tapınakçı






Yürüye yürüye asıl Seul'e vardık


Artık nerede olduğumuzu biliyorum










Cheonggyecheon Çayı
















Bundan da aldık
Çok meşhurmuş
Hiç yemememe şaşırdı





Anam'a dönme vakti geldi



Japon arkadaşım Moe arkadaşlarıyla veda yemeği yiyecekmiş
Sen de gel dedi
Çok kalamadım
Ama vedalaştık

Size afiyet olsun

Ben de başka bir arkadaşımla buluşmak için Hint Restoranına geldim

Onunla da vedalaşalım