6 Haziran 2012 Çarşamba

Çikolatalı Ekmek

Dünkü ganimetin tadına bakmaca

Aklıma aylar önce rüyamda Seul'den metro'ya binip Kızılay'da inip
çokokrem ve ekmek aldığım geldi.

Yeni aldığım delgeç
Çok şeker
Size çok güzel laflar hazırladım
Paint terk gülen suratlar yapalım öncelikle

Bugün camiye bir grup Koreli geldi. İslam hakkında bilgi almaya gelmişler. KMF de onlara seminer gibi bir şey vermiş. Çıkışta bizi orada boş boş muhabbet ederken görünce tanışalım kaynaşalım demişler. Tanıştık. Nereli olduğumuzu felan sordular. Benim Türk olduğumu söyleyince hemen heyecanlandılar. Aralarından bir tanesi Türkiye hayranıymış. Ben de sevindim tabi doğal olarak. Hiç gittin mi Türkiye'ye dedim. Çok gitmiş. Nereleri gezdin dedim, pek gezmemiş. Hemen başladım popüler turistik yerleri saymaya: İstanbul'a gittin mi? Yok. Pamukkale? Hayır. Kapadokya? Gitmedim. En sonunda dayanamayıp nereye gittin öyleyse dedim. Sadece Türkiye'nin doğusuna gitmiş. Hangi şehirler dedim. Söylemedi. Zaten sürekli kaçamak cevaplar veriyordu. Kendimi sorguya çeker gibi hissedince havadan sudan konuşalım dedim. Türkiye'yi çok seviyormuş. Defalarca gitmiş. Türk adım bile var, bana Tuana diyebilirsin dedi. Ben de öyle kaydettim.

Kaydetmez olaydım. Akşam Kakao'dan beliren profiline bakayım derken yukarıdaki resim kapak fotoğrafı olarak çıktı. Kötü hissettim doğal olarak. Aslında anlamalıydım "Türkiye'nin doğusuna Koreli misyonerler çok ilgi gösteriyor" dediğimde kadının bozulmasına. Normalde misyonerlik olayı bana çok itici gelmiştir, Hangi din olursa olsun. Hatta Müslüman misyonerlerle bile defalarca kavgaya varan tartışmalar yapmışlığım vardır. Özellikle oturmuş dini olan toplumlarda o dini kötüleyen faaliyetler yapmak bana tereciye tere satmak gibi geliyor. Ama yine de hiçbiri bir ülkenin bütünlüğüne karşı çalışmalar yapmak kadar kötü olamaz bence. Daha önce okumuştum birkaç yerde çok iyi derecede Kürtçe öğrenip Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde çalışmalar yapan Koreli misyonerler hakkında. Kürtçe güzel bir dil, öğrenilsin zaten. Misyonerlik faaliyetleri de her yerde yapılıyor onu da anladık ama din yaymak için bölge halkının siyasi zaaflarından yararlanmak bana çok acımasızca geliyor. Batının ülkemizdeki hain emelleri ezberletilerek büyümüş bir toplum olarak bari Korelilere güvenelim demişiz çok mu? Hayal kırıklığı yani.

Misyoner dedim de aklıma Ankara'daki Koreli bir arkadaşım geldi. Bizi Türkiye'de nispeten yeni sayılan başka bir Koreli arkadaşım tanıştırmıştı. Yıllardan beri Türkiye'deymiş. O yüzden Türkçeyi bizim gibi konuşuyordu. Ailesinin işi dolayısıyla küçüklükten beri Türkiye'de yaşadığını söyledi. Tanıştığımıza memnun olduk felan derken başka bir zaman bizim yeni Koreli eski Koreli'den bahsetmeye başladı. Eski Korelinin anne-babasının ne kadar üst düzey misyonerler olduğunu övgüyle anlattı. Garibimi uyarmamışlar herhalde böyle şeyler uluorta anlatılmaz diye. Şeker şeyler. Severim aslında ikisini de. İyi niyetli insanlar olduklarını düşünüyorum çünkü. Doğduğumuz yer, aile, ortam kısacası her şey bizim hayata dair doğrularımızı belirliyor ve ona göre yaşıyoruz. Benzer şeyleri biz de yapıyoruz sonuçta ama bazen  beklentiler içine girip bazı şeyleri kabullenmek zor oluyor. Ne çok "şey" dedim? Öyle işte.

Belki "Tuana" da yaptığının doğru olduğunu düşünüyordur. Bilmiyorum belki de ben kötüye yormuşumdur. Aslında o bayrağı Saddam baskısından kurtulan Irak Kürtleri için tutmuşlar da olabilir. Nahçivan'ı da tutmuşlar sonuçta. Bilmiyorum. Keşke insanlar şeffaf şeffaf yaşasalar da biz de güzel kafalarımızı yanlış anlaşılmalar ya da gereksiz beklentilerle çöplüğe çevirmesek. Bilemedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder