18 Haziran 2012 Pazartesi

Tofulu Salata

Bugünkü kahvaltı menüsünde kıymalı yumurta var
Misafir de var tabi

Karşıdaki yurdun balkonuna son kez çıkma

Bizim yurtta da olsaydı bu manzara keşke

Nurdan'ın paketini göndermece

Posta gönderince fiş verdi
Bizde verilmiyordu diye hatırlıyorum

Yeni çıkan bu pirinç toplarından sonunda aldım
Üçgen olan daha iyi sanki

Çince öğrenmece
Aslında Çince karakterlerini öğrenmeye giriş yapmam da garip oldu. Son ödevimi yetiştirmem gerekiyordu. Bilgisayarımın ekranı el kadar olduğu için ortak salona indim oradaki bilgisayarda yazayım diye. Ben ödevimi yazmaya çalışırken salona biri geldi. Televizyonu açtı. Kanepeye oturdu. Bir yandan televizyondan İngilizce haberleri dinlerken bir taraftan da elindeki kağıttan İngilizce kelimeleri telaffuz etmeye çalışıyordu. Hem aksanından hem tipinden Çinli olduğu şıp diye anlaşılan bu şahıs, yazamadığım için kıvrandığım ödevimin üzerine tuz biber oldu. Madem televizyonu açıyorsun niye son ses dinliyorsun, madem televizyon izliyorsun ne diye kelimeleri sesli sesli okuyorsun? Gidiyim başka yerde yazıyım diye düşündüm ama hem ilk gelen bendim hem de düşüncesizce davranan oydu. Gitmek yenilgiyi kabullenmek olurdu. Kütüphanelere leptopla gelenlerin fare tıklamasından bire rahatsız olan ben, bu gürültüye daha fazla dayanamayıp arkamı döndüm ve dedim ki: "Afedersiniz, televizyonu izliyor musunuz?". "Evet" dedi o da. Ben de "Peki" deyip önüme döndüm. Aslında soruyu televizyon izleyip izlemediğini öğrenmek için sormamıştım ki ben. Şükür ki jetonumun düşmesi fazla saniyelerimi almadı geri dönüp dedim ki: "Görüyorsunuz ki ders çalışıyorum, televizyonun sesini kısar mısınız?" Tamam deyip kıstı biraz ama nasıl bir rahatlıksa sanki gürültüden rahatsız olduğumu yeterince belirtmemişim gibi İngilizce kelimeleri sesli sesli okumaya etmeye devam etti. Bir de öyle umursamaz bir ifadesi var ki sinirlenmemek elde değil. Normalde kolay kolay gıcık olan biri değilimdir ama bu şahsa resmen gıcık oldum. Gıcık olmakla kalmayıp arkamı tekrar döndüm "İngilizce aksanını geliştirmek istiyorsan git film izle böyle tekrar ederek düzelmez" deyiverdim. Aslında ben kavga çıkar hıncımı alırım diye düşünüyordum ama bizimki gayet saf bir yüz ifadesiyle "Aslında sürekli izliyorum ama hiç işe yaramıyor" demesin mi? Kıyamadım valla. Yelkenler suya indi tabi. Ses tonum da değişti doğal olarak. Yabancı arkadaşların da mı yok, pratik yap, en iyi yöntem o dedim ama bir dönemdir Kore'deymiş, yakında ayrılacakmış ama bütün zamanını Çinlilerle geçirmek zorunda kalmış. Ben hep Çinlilerin ve diğer Asyalıların koloniler halinde takılmalarını isteyerek yaptıkları bir şey zannederdim. Dışa açılamıyorlarmış ki gariplerim. Bir dönemdir aynı yurttaymışız, tanışsaydık bol bol pratik yapardık dedim. Üzüldü sonra.

Ben de ödevimin bir kısmının Çin'le alakalı olduğunu söyledim. Çin'deki etnik unsurlar ve devletin uyguladığı politikaları yazmam gerekiyordu. Hazır buradasın sana sorayım dedim. Ayaküstü röportaj yaptık. Uygurları felan sordum. Tibet ne iş? dedim. Onlar da azınlıklardan dertlilermiş. Ben politikalar yüzünden tek çocuğum, onların kardeşleri var yine de ayrımcılığa uğradıklarını düşünüyorlar dedi. Herkesin önceliği farklı tabi. Sonra dağıldık odalarımıza. Aslında olaylar ve durumlar kişilerin bakış açılarına göre şekilleniyor. Öğrenmiş oldum tekrar. Bir gürültü nelere kadir.




Ders çalışmaya kütüphaneye giderken
Kampüs gittikçe gözüme daha güzel görünüyor
Kore'ye gelmeden önce bu binanın resimlerine bakıp az iç çekmedim
Hayat çok garip

Akşama menüde favori salatam var
Tofuyu doğrayıp mikrodalgada ısıtıyoruz

Top marulları da doğrayıp, zeytin yağı, susam ve soya sosu döküyoruz
Bu sefer olaya fuar kaçkını nar ekşisi de dahil oldu

Hepsini karıştıralım
Soğan da olsun tabi

Tatlı niyetine de üzüm olsun

Afiyet olsun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder